Atatürk’ün Türk milletine kazandırdığı hak ve hürriyetler nelerdir?
Cumhuriyet Nedir?
Cumhuriyet, başta devlet başkanı olmak üzere, devletin başlıca temel organlarının belli aralıklarla yinelenen seçimlerle göreve getirildiği bir “yönetim biçimi”dir.
Cumhuriyet adı verilen yönetim biçimlerinde halk, yönetimini beğenmediği yöneticileri, belli aralıklarla yinelenen seçimlerde değiştirebilmek olanağına sahiptir.Bu nedenle yöneticiler, toplumu k eyfi biçimde yönetemezler; halkın isteklerini ve beğenilerini gözönünde tutmak zorunda kalırlar. Bir başka deyişle, yöneticilerin iradesi mutlak değil, halk iradesi ile sınırlıdır.
Aslında cumhuriyet bir yönetim biçimidir.Türk insanı için cumhuriyet, bir rejim ama Atatürkçü düşünce sistemine dayanan bir rejimi ifade etmektedir.Bugün her Türk’ün sorumluluğu, Türkiye Cumhuriyetinin niteliklerini iyi bilerek onu korumak ve geliştirmek olmalıdır.Eskiden ülkeleri tek kişi yönetirdi. Ülkelerini diledikleri gibi yöneten bu kişilere padişah, şah, kral, hakan, sultan denirdi. Yönetim çoğu zaman babadan oğula geçerdi.Cumhuriyet yönetiminde söz ulusundur. Cumhuriyet; yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir. Ulus temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetilmesidir.Atatürk kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.Cumhuriyet’i korumak, kollamak, yaşatmak her yurttaşın ödevidir.
Türkiye’de Cumhuriyet yönetimine, 29 Ekim 1923 tarihinde geçilmiştir; ancak 23 Nisan 1920 tarihinin, Cumhuriyet yönetiminin de fiilî başlangıcı olduğunu söylemek gerekir.23 Nisan 1920′de “egemenliğin kayıtsız şartsız ulusa ait olduğu” ilân edilmiş; ulusun seçtiği TBMM’nin denetimindeki hükümet, ulusun kaderini belirlemek üzere çalışmaya başlamıştır.Bu gelişmelere karşın, Padişahlık ve Saltanatın hukuken kaldırılması için 1922 yılına kadar beklemek gerekmiştir.TBMM, 1 Kasım 1922 gecesi verilen bir kararla, “Halifelik”le “Saltanatı” birbirinden ayırmış; Saltanatı kaldırmıştır.
B)KAZANDIRDIĞI HAKLAR
Yapmış Olduğu İnkilaplar’ı Örnek Verebiliriz.
I-Siyasi alanda yapılan inkılaplar:
1- Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
2- Cumhuriyet’in ilanı (29 Ekim 1923)
3- Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
II-Toplumsal yaşayışın düzenlenmesi:
1- Şapka İktisası (giyilmesi) Hakkında Kanun (25 Kasım 1925)
2- Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine (kapatılmasına) ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun (30 Kasım 1925)
3- Beynelmilel Saat ve Takvim Hakkındaki Kanunların Kabulü (26 Aralık 1925). Kabul edilen bu kanunlarla Hicri ve Rumi Takvim uygulaması kaldırılarak yerine Miladi Takvim, alaturka saat yerine de milletlerarası saat sistemi uygulaması benimsenmiştir.
4- Ölçüler Kanunu (1 Nisan 1931). Bu kanunla ölçü birimi olarak medeni milletlerin kullandıkları metre, kilogram ve litre kabul edilmiştir.
5- Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun (26 Kasım 1934)
6- Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun (3 Aralık 1934). Bu kanunla din adamlarının, hangi dine mensup olurlarsa olsunlar, mabet ve ayinler dışında ruhani kisve (giysi) taşımaları yasaklanmıştır.
7- Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934)
8- Kemal Öz Adlı Cumhurreisimize Atatürk Soyadı Verilmesi Hakkında Kanun (24 Kasım 1934)
9- Kadınların medeni ve siyasi haklara kavuşması:
a- Medeni Kanun’la sağlanan haklar
b- Belediye seçimlerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan kanunun kabulü (3 Nisan 1930)
c- Anayasa’da yapılan değişiklerle kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanınması (5 Aralık 1934)
III- Hukuk alanında yapılan inkılaplar:
1- Şeriye Mahkemelerinin kaldırılması ve Yeni Mahkemeler Teşkilatının Kurulması Kanunu (8 Nisan 1934)
2- Türk Medeni Kanunu (17 Şubat 1926)Dini hukuk sisteminden ayrılarak laik çağdaş hukuk sisteminin uygulanmasına başlanmıştır.
Kurtuluş Savaşı’nın ilk yıllarında kurulan (23 Nisan 1920) Türkiye Büyük Millet Meclisi, halktan kopuk Osmanlı yönetiminin yanında, halkın içinden seçilen temsilcileriyle “halk iradesi”nin gerçek temsilcisi olmuş, iyice eskimiş ve yıpranmış kişisel saltanatsa, TBMM’yi, yani ulusun egemenliğini tanımamasının yanı sıra, Sevr Antlaşması’nı imzalamış, düşmanla işbirliği yapıp, çıkarttığı ayaklanmalarla Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı engellemeye çalışmıştı. 23 Nisan 1920′den başlayarak ulusal egemenliğe dayalı devletin kurulmasıyla kişisel saltanata kalkmış gözüyle bakan Mustafa Kemal, İtilaf Devletleri’nin Lozan Barış Konferansı’na Ankara Hükümetinin yanı sıra Osmanlı Hükümeti temsilcilerini de çağırmaları üstüne, 1 Kasım 1922′de TBMM’de yaptığı konuşmada ulusa, akla aykırı olduğunu belirterek, saltanatın kaldırılmasını istedi. Milletvekillerinin ateşli konuşmalarla Atatürk’ü desteklemelerinden sonra, saltanatın İstanbul’un işgal tarihinden (16 Mart 1920) başlayarak kalkmış olduğu oybirliğiyle kabul edildi. Saltanatın kaldırılmasıyla Padişahlık Sıfatı kalkan Mehmet VI Vahdettin de, 17 Kasım günü İngiliz Komutanlığına başvurarak, bir İngiliz zırhlısıyla İstanbul’dan ayrıldı.
Saltanatın kaldırılmasının ve Lozan Barış Anlaşması’nın ardından TBMM’de en çok tartışılan konulardan biri, yeni devletin niteliği sorunuydu. Kendisi bir hükümet olan TBMM’nin ayrı bir hükümeti ve bu hükümeti yönetecek bir başbakanı bulunmaması, meclis içinden bakanların seçiminde adayların gerekli oyu sağlamakta güçlük çekmeleri, sürekli sorunlara yol açmaktaydı. 27 Ekim 1923′te Ali Fethi (Okyar) Bey başkanlığındaki hükümetin istifası ve Cumhuriyet Halk Partisi grubunun yeni hükümet listesi üstünde anlaşmaya varmaması üstüne, Atatürk 28 Ekim gecesi arkadaşlarını toplayarak sorunun gerçek çözümüyle ilgili düşüncesini açıkladı ve İsmet İnönü’yle o gece, devletin niteliğinin cumhuriyet olduğunu saptayan bir yasa tasarısı hazırladı. Ertesi gün TBMM, yapılan işin “çoktan doğmuş olan çocuğun adını koymak” olduğunun milletvekillerine açıklanmasından sonra, saat 20.30′da Anayasa değişikliğini kabul ederek cumhuriyeti ilan etti ve oybirliğiyle alınan bu karardan sonra cumhurbaşkanı seçimine geçerek, gene oybirliğiyle Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı seçti.

Saltanatın kaldırılmasından ve Mehmet VI Vahdettin’in İstanbul’dan ayrılmasından sonra, TBMM’nin 18 Kasım 1922′de halife seçmiş olduğu Abdülmecit Efendi, eski rejim yanlılarının tek umudu haline gelmiş, bundan güç alan Abdülmecit Efendi de, yeniden törenler düzenlemeye, demeçler vermeye bazı İslâm ülkelerinin kendisine bağlılık bildirmeleri üstüne, İslâm dünyasının önderi tavrı takınmaya başlamıştı. Bu durumun yeni kurulmuş cumhuriyet yönetimi için tehlikeli olabileceğini kavrayan Atatürk, İzmir’deki ordu tatbikatları sırasında ordu komutanlarına hilafetin kaldırılması konusunda düşüncesini açıklayıp, yasanın meclis gündemine getirilmesini kararlaştırdı. 1 Mart 1924′teki bütçe görüşmelerinde halifeye ve Osmanlı hanedanına verilecek ödenek konusunun gündeme getirilmesinden sonra, 3 Mart 1924′te kabul edilen yasayla, halifelik kaldırılıp, ilerde saltanat ve halifelik iddiasında bulunmamaları için Osmanlı hanedanı üyelerinin de yurt dışına çıkarılmaları kabul edildi.
(3 Mart 1924)
Şeriat hükümlerine dayalı Osmanlı hukuk düzeninin yeni Türk toplumuna uyarlanamayacağının anlaşılması sonucunda, TBMM’nin hilafetin kaldırıldığı gün Şeriye ve Evkaf Vekâletini’ni de kaldırmasıyla (3 Mart 1924), Türk hukuk sisteminde yeni düzenlemeler yapılması gereği de açıkça ortaya konmuş oldu. 20 Nisan 1924 tarihli ikinci Anayasa’yla birlikte, hukuka ilişkin bir dizi yasa yürürlüğe girdi.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde hukuk işleri din kurallarına göre yönetilmekte olduğundan, çağdaş toplumlar düzeyine erişmek isteyen Türk toplumunun temel gereksinmelerinin, söz konusu hukuk yapısıyla karşılanamayacağı anlaşılmıştı. Tanzimat Dönemi’nde hazırlanan Mecelle, bazı yenilikler getirmekle birlikte, kişilerin hak ve borçları, aile kurumu, işleyişi ve sona ermesi, mülkiyet ilişkileri, miras sorunları, kiralama, satın alma, ödünç verme vb. ilişkiler açısından, gerçek bir Medeni Kanun sayılamazdı. Bu nedenle İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak hazırlanan Medeni Kanun, 17 Şubat 1926′da TBMM’de kabul edilerek, yürürlüğe kondu. Bunu, öbür temel yasalar ile, ceza hukuku alanındaki boşlukları gideren Ceza Kanunu’nun kabul edilip (1 Mart 1926) yürürlüğe konması izledi.

Başlangıçta yalnızca din konularıyla ilgilenen, farklı düşünce sistemleri geliştirerek taraftarlarını çoğaltmaya çalışan tarikatlar, zaman içinde siyasal olaylarda etkili rol oynamaya, çıkarılan tehlike ye düştükçe halkı ayaklandırmaya koyulmuşlardı. Bu etkinliklerini cumhuriyetin ilanından sonra da sürdürmeye kalkışmaları ve Menemen Olayı, Şeyh Sait Ayaklanması gibi şeriattan yana ayaklanmalara yol açmaları üstüne “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamaz. Türkiye Cumhuriyeti her alanda doğru yolu gösterecek, uyaracak güçtedir. Biz uygarlığın bilim ve fenninden güç alıyoruz ve ona göre yürüyoruz. Başka bir şey tanımayız” diyen Atatürk’ün sözleri ışığında harekete geçilerek, 30 Kasım 1925′te çıkarılan yasayla tekkeler ve zaviyeler kapatıldı.
Saltanatın kaldırılması, hilafetin kaldırılması, Şeriye ve Evkaf Vekâleti’nin kaldırılarak yalnızca din işleriyle uğraşacak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulması, tarikat ve zaviyelerin kapatılması aşamalarından geçen laikliğin tam anlamıyla yasal tabana oturtulması için, 1924 Anayasası’nda yeralan “Türkiye devletinin dini İslâm’dır” deyimini tartışmaya koyulan TBMM, 10 Nisan 1928′de Anayasa’nın ikinci maddesini değiştirip, 16. ve 38. maddeler gereğince milletvekilleri ile cumhurbaşkanının ant içerken söylemek zorunda oldukları “vallahi” sözcüğünü maddelerden çıkardı. Ayrıca, 26. maddedeki “ahkâmı şeriyenin tenfizi” (şeriat hükümlerinin yürütülmesi) sözcükleri de Anayasa’dan çıkarıldı. İnananların ibadetlerini kendi dilleriyle yapmalarını doğal bir hak olarak gören Mustafa Kemal’in, aydın din adamlarıyla yaptığı görüşmelerden sonra, 3 Şubat 1928′de hutbelerin Türkçe okunmasının kabul edilmesini, dualar ve ezanın Türkçeye çevrilmesi alışmaları izledi. 5 Şubat 1937′de Anayasa’nın ikinci maddesinde laiklik ilkesine yer verilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin laik bir devlet olduğunun yazılmasıyla, laiklik devrimi tamamlanmış oldu.

Osmanlı toplumunda hemen hiçbir toplumsal ve siyasal hakkı bulunmaya kadınlara Medeni Kanun’la bazı haklar tanınmış olmakla birlikte, siyasal haklar açısından bir değişiklik yapılmamıştı. Atatürk’ün girişimiyle kadınların iktisadi ve siyasal yaşama katılmaları yönünde bir dizi değişiklik yapılarak, 1930′da belediye seçimlerinde seçme, 1933′te çıkarılan Köy Kanunu’yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 5 Aralık 1934′te Anayasa’da yapılan bir değişiklikle de milletvekili seçme ve seçilme haklarının tanınmasıyla, Türk kadını o yıllarda Avrupa devletlerinin çoğundaki kadınlardan daha ileri haklar elde etti ve çok geçmeden toplumda erkeklerin çalıştığı her alanda yerini aldı.

Ülke halkını her alanda çağdaş ve uygar düzeye çıkarabilmek için değişiklikler tasarlarken, dış görünüşüyle de bunu vurgulaması gerektiğine inanan Mustafa Kemal’in, 25 Ağustos 1925′te Kastamonu’ya yaptığı bir gezide başına şapka giyip, “Buna şapka derler” diye halkı şapka giymeye özendirmesinden sonra, 25 Kasım 1925′te Şapka Giyilmesi Hakkındaki Kanun çıkarılıp, dinsel giysilerle sokakta gezilmesi yasaklandı.

Cumhuriyet döneminden önce Batı uluslarından ayrı takvim, saat, sayı ve ölçülerin kullanılması, hafta tatillerinin cuma günü olması, takvimin başlangıcı olarak Hazreti Muhammet’in Mekke’den Medine’ye göç ettiği tarih olan 622 yılının alınması (hicri takvim), sayı olarak eski sayıları, ölçü olarak da okka, dirhem, arşın, endaze vb. ölçülerin kullanılması, Türk toplumu ile Batı toplumları arasındaki ilişkilerde büyük karışıklık ve güçlüklere yol açmaktaydı. 26 Aralık 1925′te miladi takvimin kabul edilip, alaturka saat yerine Batı’da kullanılan alafranga saatin kabul edilmesiyle, 23 Mart 1931′de çıkarılan yasayla da gram, kilogram, ton, metre, kilometre gibi ölçülerin benimsenmesiyle, bir yandan Batı ülkeleriyle ilişkiler kolaylaştırılırken, bir yandan da yurdun her yerinde tutarlı bir ölçü ve ağırlık düzeni kurulmuş oldu.
Soyadı bulunmamasının günlük yaşamda yarattığı güçlük ve karışıklıkların önüne geçmek amacıyla 21 Haziran 1934′te çıkarılan yasayla, her Türk kendine uygun bir soyadı almakla yükümlü kılındı. 24 Kasım 1934′te çıkarılan bir yasayla da TBMM Mustafa Kemal’e Atatürk soyadını verdi. Aynı yıl çıkarılan bir başka yasayla ayrıcalıkları belirten eski unvanların yasaklanmasıyla, yasalar önünde eşitlik ilkesinin gerçekleştirilmesinde önemli bir adım atılmış oldu.
Osmanlı toplumundaki medreseler ile iptidai, rüştiye, idadî türünde okulların toplumun gereksinme duyduğu elemanları yetiştirme açısından özellikle sayı bakımından yetersiz kaldığını gözleyen, eğitimin önemini yaptığı konuşmalarda sık sık vurgulayan Atatürk’ün yol göstericiliği altında TBMM, eğitim ve öğretim işlerini Milli Eğitim Bakanlığı’na verip, 3 Mart 1924′te çıkardığı Öğretimin Birleştirilmesi yasasıyla, mahalle mektepleri ve medreseleri kaldırdı. Anadolu’nun çeşitli kentlerinde meslek okulları, teknik okullar, öğretmen okulları, ortaokul ve liseler açılırken, çıkarılan Üniversiteler Kanunu’yla Darülfünun kaldırılıp, yerine İstanbul Üniversitesi kuruldu.

Öğrenilmesi son derece güç olan Arap abecesinin okuryazar sayısının artmasını engellediğini, ayrıca Türkçe sesleri dile getirmede güçsüz kaldığını anlayan Atatürk’ün, 1926′dan başlayarak yaptırdığı araştırmalar sonucunda, Türkçe’nin yapısına en uygun abece olduğuna karar verilen Latin abecesi alınıp, yeniden düzenlenerek, 1 Kasım 1928′de çıkarılan Türk Harfleri Hakkında Kanun’la yürürlüğe kondu ve Atatürk’ün kendisinin de katıldığı yaygınlaştırma çalışmaları sonucunda, kısa süre içinde benimsendi.

Osmanlı döneminde tarihçilerin aşağı yukarı yalnızca yaşadıkları dönemin olaylarını yazıya geçirmekle yükümlü olmalarından ötürü, Türklerin eski tarihlerine ilişkin çalışmalar yok denecek kadar azdı. Türkiye Cumhuriyeti’nin “önceki bütün Türk devletleriyle tarihsel bağı” olduğu, “dünya uygarlığının oluşma ve gelişmesinde Türk uygarlığının önemli payı bulunduğu” görüşünden yola çıkan Atatürk’ün öncülüğünde yapılan çalışmalar, 12 Nisan 1931′de, sonradan Türk Tarih Kurumu adını alan Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nin kurulmasıyla sonuçlandı.
Osmanlılar döneminde aydınların büyük ölçüde farsça ve arapça sözcük ve dilbilgisi kuralı içeren Osmanlıca’yı kullanmalarından ötürü, aydınlar ile halkın dil bakımından birbirlerinden kopmuş olmaları, cumhuriyetöncesindeki dönemde de bazı aydınları rahatsız etmiş, Selanik’te çıkarılan (1911) Genç Kalemler dergisinde “Yeni Dil” hareketi başlatılmış, ama dilde yabancı sözlüklerden yeterli bir arınma sağlanamamıştı. Türkçe’nin özleştirilerek yeni Türk abecesiyle dünyanın en zengin dillerinden biri haline getirilmesini amaç alan Atatürk, 12 Temmuz 1932′de, sonradan Türk Dil Kurumu adını alan Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ni kurdurarak, Türkçe’nin gerçek bir bilim, edebiyat ve sanat diline dönüşmesi çalışmalarını hızlandırdı.

Biz büyük bir inkılap yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük.
Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.
Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir.
Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir.
Toplumdaki başarısızlığın sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır.
Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.
Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.
Benzer Yazılar:
- Cumhuriyet’in getirdiği yenilikler
- 29 Ekimin Cumhuriyet Bayramı kabul edilmesi
- Atatürk’ün Yaptığı Devrimler
- Atatürkün Halkçılık İlkesi
- Atatürkün Hukuk Alanındaki İnkılapları
- Cumhuriyet Niçin Kuruldu ? – Cumhuriyet Nerede Kuruldu ?
- 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
- Atatürk’ün Cumhuriyet Anlayışı
- Cumhuriyetin ilanı
- Cumhuriyetçilik
Blog > Ansiklopedi > Soru / Cevap > Atatürk’ün Türk milletine kazandırdığı hak ve hürriyetler nelerdir?
{ 160 comments… read them below or add one }
aradığımı bulamadım ben
cevap cumhuriyetcilik
bn hiç bişi anlamdmmmm !!!!!!!!!!!!!!!!!!11
çok çok teşekkür ederim güzel bir site yapmışsın!
hoooop noluyo size bu site benim bana teşekür edin irem deyil atatürkü sevgimden yaptım siteyi bana teşekür edin
tamam o zaman
ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM ÖDEVİMDE ÇOK YARDIMCI OLDU BU SİTE ARADIMI BULDUM SAOL ELLERİNE SAĞLIK
özge sen koza i.ö.o mı gidion 5e
bişi dicemde o okulun adını açıkça yazarmısın bende 5ede okuyorumda ona bakıcam
önemli değil özgecim ama uzun yazamssın şaşırdım sana
bunun kısa olanı yoqmu yha
aradığımı bulamadım
hiç güzel bir st dğl bnc
evet değil
aradığımı bulamadım hiç güzel site değil
hak ve hürriyeti soruyoruz siz sadece hakları yazıyosunuz hiç beğenmedim
çok süper bi site ödevime yardımcı oldu …
çok teşekküür ederim ödevi mi buldum saolasınız ,,,,,,,::D.;
harika bir site kurmuşsunuz ödevimi yaptım sonsuz tşekkürler
ben size kurtuluş şavası yazdım ne çıktı yyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyaaaaaaaaaaaaaaa
:O
vallaha mı?
çok begendim ödevime şimdi yardımcı oldu. teşekürrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
meraba bn elif bu atatükte ne önemli sanki dünyanın en saygı deer insanı bana kaılanlar
süper çooooooooook tşk istediğim şeyi buldum.
evet elıf ataturk dunyanın en saygın ınsanı..eger bunu goremıcek kadr korsen sana dıcek bısı yok saten..
ne kadar salaksın elif atatürk çok saygıdeğer bir insan eğer o olmasaydı şimdi biz bile yoktuk
evet sadece hak ve hürriyetleri yazıyor ilkeleri niye yazmıyor?
çok güzelllllllllllllll!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
ÇOKİŞİMEYARADIİHTİYAÇLARIMIBULDUM
ELİNİZESAĞLIKOLSUN
AMABAAZILARINIBULAMADIM
bende bulamadım
ÇOOOOOOOOOOOK GSL Bİ SİTE.ÖDEVİME YARDIMCI OLDU.TŞKLER
aradığımıı bulamadık biz daha çok bilgi lütfen
ben hak ve hürriyetleri istiyorum
yazmamışsınız
ardım bulamadım
bu site ödevime cok yardımcı oldu teşşekkür ederimmmmmmmmmm
cooooooook teşşekkür ederim busite ödevime yardımcı oldu
Ya ben aradığımı bulamadım , benim ödevimde Atatürk ün bize kazandırdığı hak ve özgürlükleri sor-uyo. Ama ben bu siteyi sevdim hem de çok . Bu site başka ödevime yardımcı olabilir. Doğru dedim. BU SİTE ÇOOOOOOOOOOOOOOK GÜZEL.
bazıları yok
iyi
aleyna ben orhan çobanoğlu i.ö.o gidiorum 5/E BENCE ÇOK İYİ ÇÜNKÜ ARADIĞIMI BULDUM TEŞEKKÜRLER
BENCE ÇOK İYİ BİR SİTE
buuuu site işime çok iyi yaradı dersten 100 aldım beeeee budur çok saolun
süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr:::S:S:S:S!!!!!!!!!
sprrrrrrrrrrr bi steeee ya bu aradığımı buldummmmmmmmmm
bu siteyi yapanlara tşk ediyorum ödevim için grekliydi ellerinize sağlık
seni gözüm tutmadı
salun vağar olun elif seni emre seviyo
ya bu site ödevime çok yardımcı oldu öğretmenim bana 5 verdi çok teşekkür ederim bu siteyi açan kişiye
evet bencede çok güzel
çok yararlı bir siteeeee tskür lerrrrrrrrr
aradiğimi bulamadım yaaa offf
nah seviyo seni onur
seviyo
terbiyesiz terbiyesiz konuşma istersen edebinle otur bence onur seviyoo
seni onur seviyo
ben de aradığımı bulamadım kadınlara seçme ve seçilme hakkı var ama ne oldukları yok napıcam ben ya ????
oh beeeeeeeeeeeeee sonundaaaaaa başka siteden aradığmı buldum.çok mutluyum artık yan gelip yatabilirim
yürü git lan
ben bu siteyi beğenmedim arkadaşlar
smack down vs raw
bence çok güzel bir site
smack down rey msteryo
aradğımı bulamadım konu dısına çıkılmıs tamamen
Mrb,bn merve aradığımı buldum bnce çok güzel bir site beğenmeyenleri kınıyorum
gıcık merve
güzelll ama kollarım koptu resmen yaa
hiç bir şey bulamadım
ne hakdan bahsediyorsunuz ? hiç kazandirdigi seyleri hakkiyla düsündünüz mü ?
bu mu övdünüz cumhuriyet ? vallahi islami yok etmek için her seyi yapmislar ! hala görmuyormusunuz ? yoksa kalpleriniz kilitli mi de ondan mi göremiyorsunuz ?
bilgi için teşekkürler sitemiz için güzel paylaşım aferin
çok güzel bir site bu bundan sonra atatürk’le ilgili bir ödevim olunca hep bu siteye giricem
güzel site
evttttttttttttttttttttttt
çokkkkkkkkkkkk güzellllllllllllllllllllllll siteeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee
merve asıl ben seni kınıyorum.Çünkü gogıla atatürk önderliğinde kazanılan hak ve
hürriyetler yazıyom.hiç cevabı bulamadım.sizin yüzünüzden öğretmen sıfırı basacak.
bende bulamadım
çokkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk güzel
ben bu siteyi çok sevdi çünkü çokkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk güzelllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllll
gerçekten çooooooooooooooooookkkkkkkkkkkkkkkk ggggüzeel siiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiteeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee
çokkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk güzeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeelllllllllllllll siteeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee bu
çokkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk güzeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeelllllllllllllll siteeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee bu site
çookkkkkkkkkkkkkkkkkkk güzelllllllllllllllllllllllllll yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
ödevime yardımcı oldu teşekkür ederim
uf ya ödevi mi yapamadım bitürlü
off yaa bir türlü yamadım 8 c ye gidiyom öğrenmediğimiz bir şeyi verdi yaaaa =)
bence çoook uzun yazılar var hiç beyenmedim
sen beqensen nolcaqqi
cocuqLar düzqün qonusun..ve sacma sacmada qonuSmayın baqıım..xDé
aradığımı bulamadım
eyvallah saolasın işimi gördü..!
Aslında emeğine sağlık ama aradığım şey “Atatürk’ün eğitime önem vermesi sonucunda Türk toplumu neler kazandı?” olucaktı. Ama yine de ellerine sağlık uğraşmışsın en azından o bile yeter.
Merve sen aradığını bulmuş da sevinmiş olabilirsin. Ama bulamayanlar beğenmeyebilir. Böyle yapman bence hata!!!
çokkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk güzelllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllll bence
bence süperrrrrrrrrr olmusssssssssssssssss
ÇOKGÜZELBENCENELİNİZE SAGLIKLI OLSUN
ata bn sennle çıkmak istiyorum lütfen ewt de
bence sorumluluk ve haklar
bencede güzel bir site ama benim aradığım bir şey yok
aradıqımı bulamadım çok kötü bi ite açmışınız bnm tek itediqim kazandırdıklarıydı ama yok yok yani:(
çok saolun çok beğendim uykum olmasa hep dururdum
ödevimi yapamadım
harun biz dinsiz imansız kişiler değiliz cnm o hepimizin ALLAH’I HEPİMİZİN PEYGAMBERİ bunu unutma ama siyaset ve ülke yönetimiyle dini bütünleştirirsen işte o zamn sen dinsiz olursun.Atatürk’ün yaptıkları tamamen ülkeyi(tayyip gibi bölmek değil) bölmemek içindir ama senin görüşündeki insanlar bunu anlayamaz iran gibimi olalım iran gibimi yaşayalım onlar gibi hırsızlık yapanın kolunu kesip eşini aldatanı taşlayıp diri diri ateştemi yakalım bunu istiyosunuz ama din bu değil dinimiz insanlara iyi davranmayı hoşgörmeyi sevmeyi emrediyo bırakın bu dini savunma ayaklarını artık yeter bırakın ALLAH kendi kulunun cezasını kendi verir Atatürk Türklere iyi bir vatan iyi bir gelecek bıraktığı içinmi nefret ediyosunuz ondan siz bunu anlayamazsınız ne kadar anlatsam boş.bize düşen saygı sevgi ve Kuran ‘da geçen gerçek insanlık çerçevesinde senlik benlik olmadan ona kulluk etmektir ve unutma sırf cennete gitmek amacıyla yaptığın iyilikler ve ibadetler boşadır ben ALLAHI GERÇEKTENN SEVDİĞİM İÇİN YAPIYOSAM İBADETİMİ VE SEVAPLARIMI BIRAKIN HANGİ DİNDEN OLURSAM OLAYIM ALLAH İSTER CENNETE İSTER CEHENNEME KOYSUN BENİ BEN BUNA RAZIYIM YETERKİ BEN ONA KARŞI DÜRÜST OLAYIM
nelen sana yüzde yüz destek veriyorum çok doğru konuşmuşsuın sana destekçiyim…
nelenmisin nesin,kim ülkeyi bölmüş,ne biçim konuşuyorsun sen, hemen özür dile …….
saygısız ,ne biliyorsunda öyle ,bide isim veriyorsun,cahil …..
çok güzel site ama çok uzunmuşlan
bnn daha kssı yk mydu yha ????
muhteşem dersten 100 aldım allah sizdaen razı olsun Atatük ü iyi tanıyonuz adresinizi kankimede söyledim oda yorum yazar belki adi gökber ama siteniz ve bilgiler süppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppper
çok işime yaradı çok beğendim bu siteyi
çok teşekkür ediyorum ödevimi buldum
teşekkürler
sizin sayesinizde ödevimi yaptım
aradığmı buldum ama çk uzun ya 2 de btmez
hiç iyi bir site deil ödevime hiç yardımcı olmadı çünkü ödevimin konusu burda yok dier sitelerdede yok zaten çıldırıcamyaaaa kara şimşekte yıkanmaya giti canım çok sıkılıyo aaaaaaaaaaaaaaaaaa meraba kit
BENCE ÇOK GÜZEL OLMUŞŞŞ !!!! ARADIĞIMI BULDUMÇ….. SAĞOLUN VAR OLUN GARDAŞLAR =)
bu çokkkkkkkkk iyii dersime yardımcı oldu
ona çok teşekkür ederim bu yaptıkları için o olmasaydı böyle şeyler olamayacaktı
oooooooooooooooooooooooooo o aga
ben ödevimi yapamadım çünkü bulamadım hıhıhııhıhıhıhıhııhııhıııhııhıhıhıh
ben aradığım hiç bişeyi bulamadım iğren ötesi bir site
bunu daha kısa olanı yokmuydu yazmakdan elerim koptu
ber çork begendim burayı ödavima yradı…. bn alice çk tşkürleere
keşke daha kısa olsaydı bu yazılar o zaman daha güzel olabilirdi bence …. good a days!!
çok güzel
bencede kısa olsaydı ama hepsini okudum
çok güzel aradığımı buldum ellerinize sağlık
teşekkürler aradığım ödevi buldum
teşekkürler aradığım ödevi bu site sayesinde buldn
ha ha ha ha:)
cok güzel
:/
ödevim bu ste sayesnde tamamladı
))
bu siteyi çok beğendim ödevime yardımcı oldu
benim kardeşimin ödevine yardımcı oldu
benim işime yaradı çok güzel bir site
http://www.youtube.com/watch?v=P8DyHZ8xDVA bunu izklwyin ozaman anlarsiniz cogu seyleri. osmanli osmanli diyor cogu insanlar ama sirf neden kendi nefislerine yenilerek fransayi, almanyayi bulgaristani kaybettiler…. birseyi arastirmadan yorum yapmasin cogu insanlarimiz. dine okadar karsi ise ataturk diyaneti neden kurdu ozaman. sadece bazi seyleri cumhuriyeti basa getirmek icin yasakladi. NE MUTLU TURKUM DIYENE.
vayyyyyyyyyyyy
(:
sperr site buu
Bu site işime çooooooooook yaradı………
Bu siteyi hazırlayanlara çoook teşekkür ederim.Ödevimi hemen bitirebildim.
hiç işime yaramadı
?
Cumhuriyet, başta devlet başkanı olmak üzere, devletin başlıca temel organlarının belli aralıklarla yinelenen seçimlerle göreve getirildiği bir “yönetim biçimi”dir.
Cumhuriyet adı verilen yönetim biçimlerinde halk, yönetimini beğenmediği yöneticileri, belli aralıklarla yinelenen seçimlerde değiştirebilmek olanağına sahiptir.Bu nedenle yöneticiler, toplumu k eyfi biçimde yönetemezler; halkın isteklerini ve beğenilerini gözönünde tutmak zorunda kalırlar. Bir başka deyişle, yöneticilerin iradesi mutlak değil, halk iradesi ile sınırlıdır.
kendini yönetmesidir.
Yılardır böyle öğrendik, böyle öğrettik…
Osmanlı, padişahlıktı.
Her şey, padişahın iki dudağı arasında idi…
Padişah, iktidarda olan feodal sınıfı, yani temel üretim aracı olan toprağa sahip olan sınıfı temsil ediyordu.
Toprak, zenginliğin; dolayısıyla gücün sembolüydü…
Toprak ağaları ve padişahın bir gücü daha vardı: din…
Padişah, peygamberin vekili; yani halife olarak kabul edilir,
Her şey şeriat kurallarına göre belirlenirdi…
Elbette; her sınıftan, her inançtan, her ulustan kişilerin temsil edildiği -ilk meclis böyleydi- bir meclisin oluşturulması,
Yasama, yürütme ve yargı gücüne dayalı anayasal bir sistemin kurulması,
Ve ülkenin yasalarla yönetilmesi, reddedilecek gelişmeler değildir.
Cumhuriyetle birlikte ülke siyasi bağımsızlığını kazanmış,
Modern yaşama dair reformlar yapılmış,
Ekonomik bağımsızlığın sağlanması yönünde önemli girişimler başlatılmış,
Sosyal devlet olgusu kabul edilmiştir…
Osmanlı döneminde çok zayıf olan sanayi, devlet eliyle desteklenmiş,
Buna bağlı olarak ülkede bir sermaye -burjuva- sınıfı yaratılmış,
Tabi ki, sermaye sınıfı ile birlikte işçi sınıfı da gelişmiş ve ülke yönetiminde ağırlığını hissettirmeye başlamıştır.
Bu gelişmeler işçi ve emekçilerin sigortalı, sendikalı çalışmasını,
Toplusözleşme ve grev yapma, miting ve gösteriler düzenleme, siyasete katılma gibi ekonomik, demokratik hak ve özgürlükleri kullanmasını,
Emeklilik, kıdem ve ihbar tazminatı, iş güvenliği, çalışma koşullarının düzenlenmesi gibi hakları kazanmasını,
Eğitim, sağlık, haberleşme, barınma gibi kamu hizmetlerinden yararlanmasını sağlamıştır.
Tüm bunlar toplumsal ilerlemenin motoru olmuş,
Ülkenin demokratikleşmesi, insan hak ve özgürlüklerinin gelişmesi yönünde önemli adımlar atılmasının fırsatını yaratmıştır.
Bilinen bir şeydir;
Bir ülkenin gelişmişliği, işçi ve emekçilerin ekonomik, sosyal, kültürel, demokratik hak ve özgürlüklerini kullanıp/kullanamaması ile ölçülür.
O ülkede bilimin, sanatın, kültürün gelişmesi,
Ekonomik ve siyasi bağımsızlığın kurulması, korunması, sağlamlaştırılması da buna bağlıdır.
Tarihe şöyle bir baktığımızda, emperyalistlerle ilişkilerin geliştirildiği, ülke kaynaklarının uluslar arası tekellere peşkeş çekildiği dönemler, hep:
İşçi ve emekçi haklarının yok edildiği, askıya alındığı,
Sanatçıların, bilim insanlarının, aydınların, gençlerin sesinin kısıldığı,
Yani kör/topal da olsa işleyen demokratik yaşamın ortadan kaldırıldığı dönemler olmuştur…
Bu bir tesadüf değildir…
Cumhuriyetin kazanımlarına ve elde kalanlara bir de bu yönden baksak,
Üzerinde çok gürültü koparılan -ancak olmayan- laikliğin teminatının da, demokratik hak ve özgürlükler olduğunu bir daha düşünsek,
Ayrıca, cumhuriyetin kazanımlarını daha da ileri götürmenin, tam bağımsız ve demokratik bir Türkiye yaratmanın teminatının da bu olacağını kavrasak, eminim ki daha güzel bir ülkede yaşıyor olacağız
bu siteden çok yararlandım bu siteyi kurana çooooooook teşekkür ederim
birşey diyil
bende çook yararlandım ççoooolk teşekkür ederim::::::::)))))))))))))!!!!!!
tesekkurler odevım bıttıı
gerçekten çok güzel bir site dediklerinize göre
vay ve gerçekten süper bir site bu ödevime çok yardımcı oldu bu siteyi hiç unutmam
sennnnnnnnn çokkkkk güzelllllll siteeeee miiiiii dedinnnnn jefffff hardyyyyyy
bence bu metin çok uzun yazmak çok zor
bu metin çok uzun yazmak çok zor bence
çokkk güzel olmuş
Emeğiniz için Teşekkürler ama Bence yetersiz
çok güzel ben atatürke saygı duyrım ven atatürk ün öldü için çok
41 kere maşallah
hiç işime yaramadı
atamız kurtardı bizi
atama sağolsun ona borcumuzu ödeyeceyiz ve atamız seviniceki
e ve meslek sahibi olmak, yerleşme ve seyehat hakkı… Düşünme ve düşündüğünü söyleme hakkı… Mal ve mülk edinme• 8 Şubat 1935 tarihinde yapılan millet vekillie ve meslek sahibi olmak, yerleşme ve seyehat hakkı… Düşünme ve düşündüğünü söyleme hakkı… Mal ve mülk edinme• 8 Şubat 1935 tarihinde yapılan millet vekillie ve meslek sahibi olmak, yerleşme ve seyehat hakkı… Düşünme ve düşündüğünü söyleme hakkı… Mal ve mülk edinme• 8 Şubat 1935 tarihinde yapılan millet vee ve meslek sahibi olmak, yerleşme ve seyehat hakkı… Düşünme ve düşündüğünü söyleme hakkı… Mal ve mülk edinme• 8 Şubat 1935 tarihinde yapılan millet vekillikillie ve meslek sahibi olmak, yerleşme ve seyehat hakkı… Düşünme ve düşündüğünü söyleme hakkı… Mal ve mülk edinme• 8 Şubat 1935 tarihinde yapılan millet vekillie ve meslek sahibi olmak, yerleşme ve seyehat hakkı… Düşünme ve düşündüğünü söyleme hakkı… Mal ve mülk edinme• 8 Şubat 1935 tarihinde yapılan millet vekillie ve meslek sahibi olmak, yerleşme ve seyehat hakkı… Düşünme ve düşündüğünü söyleme hakkı… Mal ve mülk edinme• 8 Şubat 1935 tarihinde yapılan millet vekillie ve meslek sahibi olmak, yerleşme ve seyehat hakkı… Düşünme ve düşündüğünü söyleme hakkı… Mal ve mülk edinme• 8 Şubat 1935 tarihinde yapılan millet vekilli
aradığım şeyi bulamadım