Ulu önder Mustafa kemal Atatürk’e borçlu olduğumuz cumuhuriyet rejimini oldukça detaylı bir şekilde anlatan çok işinize yarayacak bir proje/araştırma
A- Yönetim Şekli Cumhuriyet
Cumhuriyet; devlet reisi, millet veya millet meclisleri tarafından muayyen müddet için seçilen hükümet şeklidir2.
İslâmiyet’ten önce Türk Devletlerinde Devlet Başkanları yani Hanlar Kurultay tarafından seçilirdi. Türklerin bu Cumhuriyetçi anlayışına karşın Osmanlı Devleti tamamen teokratik bir devletti. Padişah’ın tek otorite olması, Atatürk’te Cumhuriyet ve millî hakimiyet fikirlerinin gelişmesinde çok etkili olmuştur. Diğer yandan o dönemdeki milliyetçilik fikirlerinin etkisinde kalmış ve ateşli bir milliyetçi olmuştu. Aynı zamanda bu fikrini fiiliyata geçirmiş, yeni Türk Devleti’ni millî temeller üzerine kurmuş ve siyasi rejim olarak da asrımızın en mükemmel sistemi diyebileceğimiz demokratik cumhuriyeti seçmiştir3. Dünyada uygulanan bir çok cumhuriyet çeşidi olmasına rağmen Atatürk “demokratik cumhuriyeti” yönetim biçimi olarak seçmiştir ve bunda da oldukça samimidir. Çünkü, o isteseydi kendisini tek adam ilan edebilir, halkın ve ilim adamlarının görüşüne değer vermezdi.
Bu konuyla ilgili olarak Lord Kinross ise bir anısını bize şöyle aktarmaktadır. Kendisine bazı Avrupalı yazarların ileri sürdüğü gibi diktatör olup olmadığını soran öğretmenlere, yumuşaklıkla şöyle diyordu; “Eğer böyle olsaydım sizin bunu sormanıza izin vermezdim”4.
Gene Atatürk diktatör mü? sorusuna Falih Rıfkı Atay “Çankaya” isimli eserinde şöyle cevaplamıştır. Ne mizacı ne de ideali bakımından diktatörlük inançlı değildi. Millî kurtuluş içinde şart saydığı inkılapların hürriyet içinde yaşayabileceğine güvenebiliyodu. Demokrasi için savaşçılığın zevklerini feda etmeyeceğine şüphe yoktu. Nitekim zamanın diktatörlerinden hiç birini sevmemişti”.
Mustafa Kemal neden Cumhuriyet dediğini TBMM’de şöyle dile getirmiştir.
“Baylar, yüzyıllardan beri Doğu’da kıyım ve haksızlık görmüş olan Ulusumuz, Türk Ulusu, yaratılışındaki gerçek niteliklerden yoksun sayılıyordu. Son yıllarda Ulusumuzun eylem olarak gösterdiği, beceri, yetenek ve anlayışı, kendisi için kötü sanıda bulunanların ne denli aymaz ve ne denli irdelemeden uzak, görüşüne önem veren kimseler olduğunu pek güzel kanıtladılar. Ulusumuz, kendisinde bulunan nitelikleri ve değeri, Hükümetinin yeni adıyla, uygarlık dünyasına çok daha kolay gösterebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti, dünya devletleri arasındaki yerine yaraşır olduğunu, başaracağı işlerle kanıtlayacaktır”5.
Gene o, diktatörlük isteğinde olmadığını şu sözleriyle dile getirmiş ve Cumhuriyeti Türk Halkına armağan etmiştir.
“Har zaman sayın arkadaşlarımın ellerine çok içtenlikle ve sıkıca yapışarak onların varlıklarından kendimi bir an bile soyutlamış görmeyerek çalışacağım. Her zaman Ulus sevgisine dayanarak hep birlikte ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mutlu, başarılı ve utkulu olacaktır.
B- Millî Ekonomi
Atatürk’ün ekonomi ile ilgili politikaları Cumhuriyet tarihimizde önemli bir yere sahiptir. Atatürk tarihte az bulunabilecek askerî zaferlere imzasını attığı halde; “Askerî zafer kurtuluş için yeterli değildir; bugün erişilen nokta gerçek kurtuluş noktası sayılamaz”6 diyerek asıl kurtuluşun siyasî, sosyal ve ekonomik yapıyı çağdaş düzeye getirmesiyle sağlanacağını belirtmiş, bunu sağlamak için 17 Şubat 1925 tarih ve 552 sayılı7 kanunla aşar vergisi kaldırılmış, yerine maktu vergi konulmuştur. 1951’den sonra da yol vergisi kaldırılmıştır. Kapitülasyonlar Lozan Barış Antlaşması’yla ortadan kaldırılmış böylece, Millî Ekonomi rahat bir nefes almıştır. 1 Temmuz 1926 tarihinde kabul edilen kabotaj kanunu8 ile kıyılarımızda gemi işletme hakkı yabancı devlet ve milletlerden alınmıştır.
Ekonomi alanındaki yeniliklere devam edilerek 28 Mayıs 1927’de 1055 sayılı “Sanayi-i Teşvik Kanunu”9 kabul edilerek sanayi ve yatırım alanında yeni teşvikler getirilerek sanayi bakımından çok fakir olan memlekette yeni fabrikalar kurulma yoluna gidilmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün bütün konuşmaları dikkate alındığında Kemalist Ekonomik Kalkınma modelinin amaçlarını şöyle özetleyebiliriz.
1. Tam çalışma,
2. Hızlı ve dengeli sermaye birikimi,
3. Dış ödemeler ve dış ticaret dengesi,
4. Dengeli gelir dağılımı,
5. Enflasyonsuz hızlı kalkınma,
6. Bölgelerarası dengeli kalkınma,
7. Özel girişimin getirilmesi,
8. Yabancı sermaye ile işbirliği10.
Atatürk Devletçi bir ekonomiden yana idi. Bunu bir konuşmasında şöyle dile getirmiştir. “Devletçiliğin bizce manası şudur. Fertlerin hususi teşebbüslerini ve faaliyetlerini esas tutmak. Fakat büyük bir milletin bütün ihtiyaçlarını ve birçok şeyin yapılmadığını gözönünde tutarak, memleketin iktisadiyatını devletin eline almak”11.
C- Millî Eğitim
Atatürk’ün eğitime çok önem verdiği çeşitli yerlerde yaptığı konuşmalardan anlaşılmaktadır. O, “Eğer Cumhurbaşkanı olmasaydım Millî Eğitim Bakanı olmak isterdim”12 diyerek bunu dile getirmiştir.
Genç Türkiye Cumhuriyeti çağdaş eğitimle müreffeh olacaktır. Atatürk’ün Millî Eğitimle ilgili ilk icraat, 3 Mart 1924 yılında TBMM’ce kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti’nden önce 1839 Tanzimat Dönemi’nde, Osmanlı saltanatı da öğretim birliğine başlamak istemişse de bunu başaramamış, aksine bu konuda bir ikilik meydana gelmişti. Bu ikilik eğitim ve öğretim birliği açısından birçok zararlı sonuçlar doğurdu. Bir milletin bireyleri ancak bir eğitim görebilir. İki türlü eğitim bir ülkede iki türlü insan yetiştirir. Bu ise, duygu ve düşünce birliği ile dayanışma amaçlarını tamamen yok eder13.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun “Türkiye’deki bütün bilim ve öğretim kurumları Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlıdır”,14 şeklindeki ilk maddesiyle bütün öğretim kurumları birleştirilerek Millî Eğitim Bakanlığı’na devredilmiştir.
Bu kanundan sonra eğitimle ilgili diğer bir inkılap ise Harf inkılabı olmuştur. “1 Kasım 1928 yılında TBMM’nin açılış konuşmasını yapan Atatürk “Her vasıtadan evvel büyük Türk Milleti’ne onun bütün emeklerini kısır yapan çorak yol haricinde kolay bir okuma-yazma anahtarı vermek lazımdır. Büyük Türk Milleti cehaletten az emekle kısa yoldan ancak kendi güzel asil diline kolay uyan bir vasıta ile sıyrılabilir”15 diyerek bu inkılapla hedeflenen şeyleri dile getirmiştir.
Atatürk’ün en büyük hedeflerinden birisi de sadece Selçuklu ve Osmanlı tarihi içine sıkışıp kalmış olan Türk tarihini, bu vaziyetten çıkarıp İslâm öncesi Türk tarihinin de araştırılmasını istiyordu. “15 Nisan 1931’de “Türk Tarih Tetkik Cemiyeti”ni kurdurarak bu yolda ilk adımı atmıştır16.
Bugün T.T.K. adını alan bu cemiyet Atatürk’ün istediği çizgide bir birinden güzel çalışmalar yapmış, İslâm öncesi Türk Tarihi üzerine çalışan bilim adamlarının eserlerini yayınlayarak onlara yardımcı olmuştur.”12 Temmuz 1932 yılında Türk Dilini sadeleştirmek üzere Türk Dil Tetkik Cemiyeti kurulmuştur”17.
Bu gün Türk Dil Kurumu olan bu cemiyet çalışmalarına devam etmektedir. Dilimizde bulunan Arapça ve Fransızca kelimeler atılarak dil sadeleştirilmek istenmiş ancak bu dilde bir yozlaşmaya sebep olmuştur. Atılan bu kelimelerin yerini Fransızca, İngilizce kelimeler almıştır. Atatürk’ün hedeflediği Türkçe’nin Bilim dili olması gerçekleştirilememiştir.
D- Millî Devlet
Osmanlı İmparatorluğu kozmopolit bir devletti. 3 kıtaya yayılmış devlet içinde bir çok etnik azınlık ve çeşitli milletler bulunmaktaydı. Bunlar Osmanlı Devleti’nin yüksek hakimiyetini tanımışlar ve bu hakimiyet altında yaşamayı kendilerine şeref addetmişlerdi. Osmanlı padişahları da bu azınlıklara her türlü hakkı, özgürlüğü tanımışlardı. Hatta, bunlardan bazılarına Müslüman olmaları şartıyla devlet yönetiminin en üst kademelere gelme izni verilmişti. Buna karşılık azınlıklarda daima kadirşinas olmuşlardı. Öyle ki Yıldırım Beyazıd’ın 1402 yılında Ankara Savaşı’nı18 kaybedip bunu müteakiben ölmesiyle başlayan ve 11 yıl süren “Fetret Devrinde” Osmanlı Devleti balkanlardaki topraklarını yeni fethetmelerine rağmen kaybetmemişlerdir. 1789 ihtilali ise bütün dünyaya yayılan “milliyetçilik akımı Osmanlı Devleti’ni çok etkilemiştir. Avrupalı devletlerin kışkırtmasıyla Osmanlı Devleti içindeki bütün azınlıklar, özellikle gayri müslim azınlıklar bağımsızlıklarını ilan edip ayrılmışlardır.
İmparatorluğun ve azınlıkların arda kalan bütün sorunları, buhranları Türk Milleti’nin omuzları üzerine kaldı ve Mustafa Kemal Atatürk bu durumu şu şekilde dile getirmektedir. “Efendiler, bu vaziyet karşısında bir tek karar vardı. O da, Hakimiyet-i Milliye’ye müstenid, bilakayduşard müstakil yeni bir Türk Devleti kurmak. İşte, daha İstanbul’dan çıkmadan evvel düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz tatbikine başladığımız karar bu karar olmuştur”19.
Görüldüğü gibi Osmanlı Devleti tamamiyle çökmüştür. Buna göre M. K. Paşa, Kurtuluş Savaşı’nı başlatmadan önce kafasında yeni bir sistem oluşturmuştu.
Bu yeni sistem tamamiyle yeni bir devletin kurulmasına yönelikti. Bu sistemin özelliği şöyleydi.
1. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
2. Seçim sistemi çoğunluk esasına dayalıdır.
3. Millete ait olan egemenlik sadece ve yalnızca milletin seçtiği TBMM tarafından kullanılacaktır20.
M. Kemal’in en büyük hedefi görüldüğü gibi yeni bir devlet kurmaktır. Bu devletin yönetim şekli cumhuriyet ve bu devlet, Türkiye’de yaşayan Türklere aittir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin millileşmesini sağlayan diğer bir konu ise Lozan (Lozaunne) Barış Antlaşması’nın şartlan içinde yer alan Yunanistan’la yapılan nüfus mubadelesidir. Anadolu’nun çeşitli sancaklarında o tarihte yaşayan kesit bir Rum nüfus vardı. Özellikle İç Anadolu Bölgesi’nde bu nüfus % 22’ye ulaşmaktaydı.
30 Ocak 1923 tarihli nüfus mübadelesine ilişkin sözleşme ve protokolün 23 Ağustos 192321’te TBMM tarafından onaylanıp yürürlüğe girmesinden sonra başlayan Türk ve Rum nüfus değişimi, o tarihlerde hemen hemen tamamlanmış bulunuyordu.
Bu süre içerisinde, 4 Ağustos 1924 tarihine kadar Türkiye’ye Yunanistan’dan 324.396 Müslüman göçmen gelmiş, Türkiye’den Yunanistan’a 52.144 Rum gitmiştir. Giden Rumlar’ın yerlerine gelen Türk nüfus yerleştirilmiştir. Bu, Cumhuriyet’in Türk Milleti’ne bir armağanıdır. Bunun önemini taktir etmek lazımdır. Mübadele Anadolu’nun Türkleştirilmesi olmuştur22.
E- Tam Bağımsızlık
Mustafa Kemal’in ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında “Tam bağımsızlık” üzerinde ısrar etmesi kadar doğal bir şey olamazdı. Çünkü, o, yabancıların hegomanyasından tümden kurtulmayı Osmanlı İmparatorluğu zamanında zorla kabul ettirilen, devletin egemenliği ile bağdaşmaz nitelikteki kısıtlamalardan ülkeyi arındırmayı amaçlıyordu.
Bilindiği gibi “Manda” ve “himaye” konusu cumhuriyet tarihinde sert tartışmalara sebep olmuştur. Erzurum Kongresi’nde bu konular tartışılmış “Manda ve himaye kabul olunamaz” şeklinde bir madde kabul edilmiştir. Ancak konu önemine binaen Sivas Kongresi’nde tekrar tartışılmış ve reddedilmiştir.
“İşgalci devletlere karşı bağımsızlık mücadelesi verilirken, özellikle BMM’de dış politika ve Sovyetler ile ilişkiler konuları görüşülürken M. Kemal’in ve öteki konuşmacıların en fazla kullandıkları kelimeler arasında emperyalizm bulunuyordu. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Batılı devletlerin Türkiye’ye karşı emperyalizmin her türlü tanımına göre emperyalist bir harekete girişmiş olduklarına şüphe yoktur. Bu durum karşısında Anadolu hareketini yönetenler için, aynı düşmanlara karşı savaşmakta olan Sovyet Rusya ile işbirliği yapmak ve bu devletin yardımını istemekten başka çare kalmamıştır23. Ancak Mustafa Kemal Paşa, Rusya ile olan ilişkileri iki devlet arasındaki ilişkiler nasıl olması gerekiyorsa o şekilde kurmuş ve geliştirmiştir.
Sivas Kongresi’nde manda konusu tartışılırken bu konuyu savunanlardan biri olan Refet Bey şöyle diyordu: “Bizim Amerikan güdümünü yeğ tutmaktan amacımızı bütün toplumları tutsak kılan, yürekleri, inançları söndüren İngiliz güdümünden kurtulmak, yumuşak ve ulusların inançlarına saygı gösteren Amerika’yı kabul etmektir”24.
Manda ve Himaye’ye taraf olanların haklı bir tezi vardı. Şöyle ki Kurtuluş Savaşı kazanılsa bile bu basandan sonra durum ne olacak idi?
Ekonomik, siyasal ve sosyal yıkıntıların altından nasıl kalkılacaktı? Ulu Önder Atatürk Millî Mücadele önderlerinde meydana gelen bu ümitsizliği şu sözleriyle kaldırmıştır.
“Tarih bir milletin nelere istidadı olduğunu gösteren en doğru kılavuzdur. .. Bizim yolumuzu çizen içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk Milleti ve bir de milletler tarihinin bin bir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir”25.
F- Millî Birlik ve Beraberlik
Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan azınlıkları devlet içinde tutmak için genellikle Türk Milleti tabiri kullanılmaz, buna karşılık Osmanlı, tebasından söz edilirdi. Buna gerekçe ise Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını özlemektir. Ancak bunda başarılı olunamamıştır. Atatürk bu korkunç durumdan Türk Milleti’ni kurtararak Türk olduğunu her seferinde dile getirmiştir. “Ne Mutlu Türküm Diyene” diyerek Türklüğüyle gurur duyduğunu milletimize göstermiş, halkımızın belleğine Türk sözcüğünü yerleştirmiştir. Millî birlik ve beraberlik Atatürk Cumhuriyeti’nin vazgeçilmez unsurlarından birisidir. Zira o, bu konunun önemini şöyle dile getirmiştir. “Bu günkü Türk Milleti siyasi ve içtimai camiası içinde kendilerine kurtluk fikri, Çerkezlik fikri ve hatta Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş, vatandaş ve Milletdaşlarımız vardır. Fakat nazırın istibdat devirleri mahsulü olan bu yanlış tevsimler (adlandırmalar) birkaç düşman aleti, mürteci beyinsizden maada hiçbir millet ferdi üzerinde teellümden (Kederlenme, eseflenme) başka bir tesir hasıl etmemiştir. Çünkü bu millet efradı da, umum Türk camiası gibi aynı müşterek maziye, tarihe ve ahlaka, hukuka sahip bulunuyorlar26.
Hiç kimse bu topraklar üzerinde yaşayan Laz, Kürt, Kafkas kökenli vatandaşlarımız zorla Türk olduklarını söylemeleri istenmemektedir. Ancak bu kardeşlerimiz tarih, dil, din birliğinin sonucu olarak kendilerini Türk veya Türklüğün bir kolu olarak görmektedirler. Zaten Atatürk Milliyetçiliği de renge, ırka, kafatasçılığa ve kana dayandırılmamıştır.
O Türk Milleti’nin milliyetçilik anlayışını şöyle dile getirmektedir.
“Millet, dil, kültür ve mefkure birliği ile birbirine bağlı vatandaşların teşkil ettiği bir siyasi ve içtimai hedeftir” Türk milliyetçiliğinin başlangıçtaki hedefi Türk Milleti’nin tam bağımsızlığını kazanmasıydı27. Türk milliyetçiliği esasında terbiyeci ve insaniyetçidir. Bütün söylemlerinde milletimizin mümeyyiz, vasıflarını görmek mümkündür. Erol Güngör’ün deyimiyle insanlığın evrensel doğrularına Türk Milleti kadar katkıda bulunmuş, geliştirmiş başka bir milletten söz etmek mümkün değildir. Yine ona göre; “Dünyada Türkler kadar eski bir tarihe sahip olan pek az millet gösterilebilir. Bu kadar uzun bir macerası olan bir millet hala yaşadığına göre ve yakın zamana kadar dünyanın en büyük imparatorluğunu yaşattığına göre her şeyden önce eşi az görülür bir hayat gücüne sahip demektir”28.
Hasılı Cumhuriyet millî birlik ve beraberliğimizi sağlamıştır. Bu birlik ve beraberlik kendimize olan güvenimizi artırmış, yarınlara daha güvenle bakmamızı sağlamıştır.
G- Lâik Bir Devlet
Lâiklik 75 yıllık cumhuriyet tarihimizde sürekli tartışılan bir konu olmuştur. Bunun sebebi bir siyasi araç olarak kullanılması ve Atatürk’ün lâiklikten ne anlatmak istediğinin iyi anlaşılmamasıdır.
Atatürk’e göre lâiklik dinsizlik manasına gelmediği gibi dinin devlet üzerinde otorite kurması anlamına da gelmez.
Türk tarihinde büyük Selçuklu Devleti sultanları ile Abbasi halifeleri arasındaki ilişkiler Atatürk’ün anlatmak istediğine güzel bir örnektir. Buna göre “Sünni İslâm Aleminin dini reisi olarak kalan halife siyasi bakımdan, Selçuklu Devleti’nin vasalı durumundadır. Mamafih dini reis olarak Selçuklu hükümdarları ona hürmet ve tazimde kusur etmemişler ve bastırdıkları paralarda önce onun adını zikretmişlerdir. Böylece Halife’nin dini reis olarak kalması ve dünyevi selahiyetleri Selçuklu hükümdarına devredilmesi, yalnız Türk tarihi bakımından değil, İslâm tarihi bakımından da çok mühim bir hadisedir: İslâm tarihinde ilk defa din ve dünya işleri halifenin tevcih ettiği, “Sultan” unvanına sahip hükümdar tarafından yürütülmüştür”29.
Osmanlı Devleti zamanında azınlıklara verilen sınırsız özgürlük ve gösterilen hoşgörü en az Halife-Sultan münasebeti kadar önemli bir hadisedir.
Halifelik Osmanlı hanedanına geçtikten sonra sadece dini bir unvan olarak kullanılmıştır. II. Abdulhamid (1876-1909) dünya Müslümanlarının birliğini sağlamak için siyasi arenada halifeliği kullanmak istemiş, kısmen muvaffak olmasına rağmen genel manada bir başarı sağlayamamıştır.
Atatürk’ün halifelik ile ilgili görüşler şu şekilde idi: “Halife ve halife makamının hakikatte ne dinen, ne de siyaseten hiçbir mana ve hikmeti mevcudiyeti yoktur. Türkiye Cumhuriyeti safsatalarla mevcudiyetini, istiklâlini tehlikeye maruz bırakamaz. Halife makamı bizce en nihayet tarihi hatıra olmaktan fazla bir ehemmiyete haiz olamaz…”30
Atatürk, halifeliğin kaldırılmasına karşı çıkanların aslında bu makamdan çıkarı olan kişiler olduğunu biliyordu. Bu ve buna benzer bir çok kurum kaldırılarak bu mufsit kişilerin emellerine ulaşmaları engellenmiştir. Bunun en güzel örneği 13 Şubat 1925 tarihli Şeyh Said isyanıdır. Din elden gidiyor yaygarasıyla ortaya çıkan bedbin insanların neler yapabileceklerini göstermiştir.
Türkiye’yi lâikleştiren yasaların bir çoğu 3 Mart 1924 yılında yapılmıştır. Böylece genç cumhuriyetin ideallerinin önü açılmıştır. Zira Mustafa Kemal Atatürk 10. Yıl Nutku’nda bunu şöyle anlatmaktadır.
“Az zamanda çok ve büyük işler başardık… Fakat, yaptıklarımızı asla kafi görmeyeceğiz. Çünkü, daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız…
… Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bundan da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk Milleti’nin karakteri yüksektir. Türk Milleti çalışkandır. Türk Milleti zekidir. Çünkü, Türk Milleti birlik ve beraberlikte güçlükleri yenmesini bilmiştir ve çünkü, Türk Milleti’nin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale müsbet ilimdir.”
10 yıl konuşması, Ata söylev ve demeçleri, Cilt 2, 2. Bas. S. 275-7631
H- Uygar ve Çağdaş Bir Devlet
Özellikle medeniyet sözüyle kastedilmek istenen şey nedir? Medeniyetlerin birbirlerinden üstün yanları var mıdır? Çağdaşlık nasıl olur? Hukukta ulaşılan en son nokta nedir? Gibi bir takım sorulara verilecek cevaplar bu konuyu daha iyi anlamamızı sağlayacaktır.
Bilindiği gibi “medeniyet dar anlamıyla şehirliliği şehirleşmeyi geniş anlamda da yerleşik hayata geçmeyi ifade etmektedir. Bedevilikten kurtulmayı ifade edememektedir. Binaenaleyh, bedevi veya konar göçerlik nedeni olmaları yahut medeniyet vücuda getirmeleri mümkün değildir”32.
“Türk Dil Kurumu tarafından vaktiyle uygarlık kavramıyla karşılanan bu kelimenin Batı dillerindeki karşılığında civilization dır”33.
Medeniyetler birbirlerinin üzerlerine inşa olunmaktadır. Şöyle ki, 16 yy’ dan itibaren teşekkül etmeye başlayan Batı medeniyetinin ayaklarından birinin “Eski Yunan” birinin “Eski Roma” olduğunu söylemek mümkündür.
Çöküş her medeniyetin önüne geçilemez alın yazısıdır. Çökmüş bir medeniyetin üzerine ısrar etmek akıl karı değildir. Bu temel sebeplerinden biri şudur. Her medeniyet insanlığın büyük değerlerinden biri veya bir kaçını gerçekleştiriyor. Yunan – Estetiği, Roma – Hukuku, Sami – Dini, Çin -faydalıyı, Hint – Hayal ve tasavvuru, İslâm mimari ve tezkinatı, Batı – İlmi, şüphesiz her değerin bir gelişme sının vardır. Oraya varılınca görev tamamlanmış olur. Hiçbir medeniyet her alanda başkasından daha ileri gittiğini iddia edemez. Hem Osmanlı hem de Türkiye Cumhuriyeti’nde Garblılaşma, batılılaşma, çağdaşlaşma gündemden indirilememiştir. Osmanlı aydını için de bu tartışmalar tanzimattan I. Dünya Savaşı’na kadar devam etmiştir.
Özellikle Tanzimat’tan sonra Osmanlı aydını halkından, tarihinden, kültüründen ayrıldığı ölçüde batılı ve çağdaş sayılmıştır.
Osmanlı paşalarının bir çoğu çağdaşlaşmayı Avrupalı gibi yemek, içmek, giyinmek ve eğlenmek olarak kabul etmiştir. Fransızca konuşmak Osmanlı aydınının en mümeyyiz vasfıdır. Hatta “Abdullah Cevdet ve çevresine göre Türk Milleti’ni medenileştirmek için Avrupa’dan damızlık erkek getirmek lazımdır34.
Bütün bu örnekler gözönünde tutulduğu vakit, Osmanlı Devleti’nde batılılaşma hareketinin hiçbir zaman köklü ve sistemli olmadığını, yüzeysel kaldığını görürüz.
Batılılaşmanın bilinçli ve kapsamlı bir biçimde ülkeye getirilmesi ve yaygınlaştırılması Cumhuriyet Dönemi’nde Atatürk tarafından başlatılmıştır35. Zira bütün inkılâplar garblılaşmaya yöneliktir. Mustafa Kemal Paşa bu amacı şöyle ifade etmektedir.
“Memleketimizi asrileştirmek istiyoruz. Bütün mesaimizi Türkiye’de asri binaenaleyh garbi bir hükümet vücuda getirmektir. Medeniyete girmek aruz edipte garba teveccüh etmemiş millet hangisidir36.
Kurtuluş Savaşı’nın Batılı devletlere karşı yapılmasına rağmen savaş sonrası çok hızlı bir şekilde bu devletlerle sıkı siyasi ve kültürel ilişkilere girmiştir.
Bu devletlerin II. Dünya Savaşı sonrasında kurdukları örgütlere (Avrupa Konseyi, OECD, Ortak Pazar, NATO vd.) girmek Türkiye’nin dış politika amaçlan arasında yer almıştır.
I- Hukuk Devleti
“Atatürk’ün Devlet Politikasında politik yapımızda yaptığı devrimler, yani Cumhuriyet,- milliyetçilik ve lâiklik köklü örfümüze dayalı olduğu için yumuşak devrimlerdir. Yani bir şeyi kökünden değiştirmemiş, yerine yenisini getirmemiştir. Toplumda var olan eğilimler, geliştirilmiş, düzenlenmiş, biçimlendirilmiştir. Buna karşılık Atatürk’ün toplum yapımıza dönük devrimleri hiç de böyle değildir. Bu devrimler tam anlamı ile radikal tam anlamı ile kaya gibi sert devrimlerdir.
Şimdi bunlardan bir kaçı üzerinde duralım. Cumhuriyet Döneminde toplumsal yapımızda yapılan devrimlerin ilki hukuk alanında yapılanlarıdır. Atatürk 1 Mart 1924 tarihli bir söylevinde bu konunun önemini şöyle dile getirmiştir. “Önemli olan sorun hukuk anlayışını, kanunları, adalet örgütünü, toplumsal yaşayışın uyması gereken çağ koşullarıyla uyuşmazlık içinde olan ilkelerden kurtarma sorunudur. Aile hukukunda medeni hukukta izlenecek yol ancak Batı uygarlığının hukuksal yönü olabilir”37.
İki yıllık bir çalışmadan sonra 17 Şubat 1926 yılında İsviçre medeni hukuku kabul edilmiştir. İsviçre medeni hukuku Türkiye’de kabul edilişinden önce Japonya’da Türkiye’de kabul edildikten sonra da Çin’de uygulanan medeni hukukun temeli olmuştur.
Medeni kanunla birlikte, bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kanun önünde eşit sayılmıştır. İtibar ifade eden bütün şan ve şöhret ifade eden bütün unvanlar kaldırılmıştır.
Cumhuriyetle gelen diğer bir yenilikte kadınlara verilen seçme ve seçilme haklarıdır38. Bu konuda İslâm tarihine baktığımızda 6. yy Arap kadını genellikle hak subjesi değil hak objesi idi. Nitekim, cahiliye çağı denilen İslâm öncesi, çağdaş kadın evlenirken velisi tarafından satılmakta veya bundan dolayı satın alanın yani kocasının mamelikinden sayılmakta ve oğulları üvey anneleri ile evlenmekte idiler39.
İslamiyet’le birlikte Arap kadını bu onur kırıcı durumdan kurtarılmıştı. O devirde dünyanın diğer bölgelerinde de kadınların durumu fazla farklı değildi. İslâm’ı kabul eden toplumlarda kadınlar, İslâm’ın getirdiği haklardan yararlandılar. Ancak daha sonraki devirlerde İslâm kadınları yeniden eski hallerine dönüp, kendilerine tanınan hakların çoğunu kaybettiler.
“1926 yılında Medeni Kanun’un kabulü ile ve 5 Aralık 1934 kadınlara siyasal hakların tanınmasıyla, Atatürk’te tarihin en büyük devrimlerinden birini gerçekleştirmiştir”. Cumhuriyetle birlikte kadın nüfusun eğitim seviyesi hızla yükselmiş bilim, teknokrasi, bürokrasi, eğitim, öğretim ve ticaret alanındaki faaliyetleri göz ardı edilemeyecek güzellikte bir seviyeye gelmiştir. Bütün bu haklara rağmen cumhuriyet kadını hala kendisine verilen haklardan bihaberdirler.
Toplumun çeşitli katmanlarındaki kadınlar arasında bu hakların kullanılması konusundaki uçurumlar devam etmektedir.
Sonuç
Atatürk Cumhuriyet’in hayat damarları olan inkılâpları ilan ettiğinde bütün bu yenilikleri Türk halkına ithaf etmişti. O, hiçbir zaman yapılan yenilikleri tek başına gerçekleştirdiğini iddia etmemiştir. Bunun tam tersini dile getirerek şöyle demiştir. “… Türk Milleti’nin son senelerde gösterdiği harikaların hakiki sahibi kendisidir. Sizsiniz. Milletimizde bu istidat ve tekamül mevcut olmasaydı, onu yaratmağa hiçbir kuvvet ve kudret kafi gelmezdi… Bizim ilham kaynağımız doğrudan doğruya Türk Milleti’nin vicdanı olmuştur.”
Yine Mustafa Kemal Atatürk “Napolyon zaferleri” sözünü andıran “Atatürk Zaferleri” denmesinden hoşlanmazdı. Atatürk inkılâpları sözünü reddeder, Türk İnkılâbı sözünün kullanılmasını ısrarla isterdi. Bütün başarıları millete mâl etmekten zevk duyardı. Türk Halkı ona minnettardır. İstiklâl davamızı başlatması, kongreleri gerçekleştirmesi, Sakarya, Büyük Taarruz gibi savaşlar hasılı Cumhuriyet ve inkılâplar ona şükran duymamıza en büyük sebeplerdir. Zira onun kadrini ve kıymetini Türk Halkı bilmemiştir. İçimizde bulunan ve Müslüman olduğunu söyleyenler Hindistan İslâm Birliği başkanı Muhammed Ali Cinnah’ın onun hakkında söylediği şu sözlere dikkat etmelidir. “Atatürk çağdaş İslâm dünyasının en büyük Müslümanıdır.” Atatürk’ün ölümü üzerine yine Cinnah şöyle diyordu. “O, bütün dünya için özellikle Müslümanlar için bir örnekti… Atatürk’ün şahsında yalnız Müslümanlar değil, bütün dünya tarih boyunca yaşamış en büyük insanlardan birini kaybetmiştir.”
Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nde Atatürk ve onun ilkeleri siyasi malzeme olarak kullanılmaktadır. Bu ona yapılan en büyük kötülüktür. Bu duruma bir son verilmediği sürece Atatürk’ün anlaşılması ve halkın kalbindeki gerçek yerini bulmasının mümkünatı yoktur.
Sadece lafla Atatürkçü olunamaz. Zira Celal Bayar Atatürk ve Atatürkçülüğü şöyle tarif etmektedir; “Benim gözümde hiçbir tarife sığmayan Atatürk’ü değil de Atatürkçülüğü üç buçuk tarif etmek gerekiyorsa, belki şöyle söylenebilir: Tabiat kanunlarına aykırı düşmeyen insanın hayranı, yararına olan bütün fikir ve olaylar üstünde Atatürk metodu ile yani bilim deney ve akıl çizgileri içinde düşünmek Atatürkçülük’tür.
Gerçek Atatürkçülüğü anlatacak olanlar Türk aydınlandır. Fakat, bugün Türk aydınının içinde bulunduğu durum geleneksel özelliklerinden farklı değildir. Yani, halkı küçük görme sürekli boş bir tartışma ve kavgadır. İş yine Türk gençliğine düşmektedir. Türk gençliği Atatürkçülüğü yaşatmıştır. Yaşatmaktadır ve yaşatacaktır.
Benzer Yazılar:
- ATATÜRKÇÜLÜĞÜN NİTELİKLERİ
- ATATÜRKÜN ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIK İLKESİ
- 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
- ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ
- Cumhuriyetçilik
- Cumhuriyet Şiirleri
- CUMHURİYETİN 50. YIL MARŞI
- ATATÜRK İLKELERİ’NİN AMACI
- Cumhuriyet Niçin Kuruldu ? – Cumhuriyet Nerede Kuruldu ?
- ATATÜRK’ÜN DÜŞÜNCE SİSTEMİNİ OLUŞTURMASINA NEDEN OLAN ETKENLER
Blog > Ansiklopedi > Soru / Cevap > Cumhuriyet öncesi ve sonrası yapılan yenilikler nelerdir?
{ 251 comments… read them below or add one }
bu ne ya ben kısa istiom………………
bende kısa istiyom
hayır en kısa ben istiyorum ::D
bune be bu kadarını yazamayız hemde biz cumhuriyet sonrasını diyoruz
git ordan
ben bunu 12 saatte yazarım
bu ne ya hep uzun uzun hiç biyerde bulumıyorumm
çok ii ve net anllatıyolarrrr:)
ben yarısını yazarım olup biter
KIsa ve Öz Açıklasaydınız yaaa
ufffff çok uzun
ama çok güzel ve tam araştırmama göre
galiba sadece senin araştırmana göre bu site:):):):)xdxd
ooooooffffffffffffffffffffffffffff ya ßen nasıl yazıçam ßunu
nasıl yazcam ben bunu
keşke kısa olsaydı yaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
aynen elif ya neden kısa yazmazlar ki şunları
evet yaaaa .’(
bide küçük küçük yasmışlar……..
evet yavrum yaz
ya öğretmenimiz ödev verdi çok uzun olmuş
yaaa çok uzun
ben oretmen im
SEn öğretmenseen ben öretmenim yazmazdınız
ainen ama yazmalıyızzzzzzzzzzzzz
:’(
ya bune ya bukadarda uzun olmazki yaaaaaaaaaaaa
yğ ßkklda şkrm
öğrenmek için ben olsam her şeyi yaparım
evet aynen bende yaparım
güzeldi cevap yazın he öldürürüm
eh idare eder ama fazla ßeğenmedim
güzel sence
siz öğrenci değilmisniz yazcaksınız eşşekgibi:D:D
offffffffffffffff be çok uzun
ya öğretmen bize bi ödev veriyo tonlarca bi de bu ödevi verdi dediki kitaptan veya internettenbulmayın dedi ama ben ne yapıyım aklıma birşey gelmiyo .bizim öğretmen çok gıcık gıcık ediyo beni bide büssürü öğretmen değiştirdik ama bu öğretmeni çok seviyorum.ama çok ödev veriyo.adı NAGİHAN ERGENE ama nasıl yazıcam ben bi öğrenciyim daha 4 gidiyorum yaaaaaaaaa:(:(:(:):):):):):):):):):):)
sen hanği okula gidiyosun
bence halifeliğin kaldırılması demokrasi
bune beeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee ne kadar uzunnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn
ooooooooooo
zaman yazma
yaw bune a dan z ya kdr var bn nası yaz lan yarısını bile yazmam
bu çok uzun kısa ve öz istiyoruz siz uzun gösteriyosunuz.
ozaman cık bu sıteden
ben 3 gidiyom puh böyle kadera <3<3<3<3<3<3<3
ooooooffffffffffffff çççççççççççoooooooookkk uzun bheeee daha kısası yhokmu bunun? bu böyle olmii yha hu
ben nazlı çok güzel ama çok uzun zorla özet çıkardım
biraz daha kısa yapsanız canınız mı çıkar
ben yazdım bile
atma be hiçkimse yazamaz
çooooook kısaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa tersi anlarsını tufi
siz kendinize bakın
cok uzunya büne böyle naptınız ya azcık yassam annem kızaca sisin gibilere kahretsin
bu ne be
ya çok uzun olmuş öğretmenimiz ödev verdi yaaaaaaaaaaaaaaaaaa
ya çok kısa ya biraz daha uzunu yokmuydu
aynen
ya çok kısa ya biraz daha uzunu yokmuydu anlarsınız ya
aynen oyle ya uzun yada kısa
bu ne ya bu roman mı nasılll yazcazzzzzz……
cok romanca cunku uzun daha uzun olsa naparız bizzzzzzzzzzzzzzz
çok kötü
Arkadaşlar bedduha okumayın çocuğa nabalım yazıcaz Xd
yazma be çıktı iyi gelir
Wallla uzunmuş ben 2.5 saatte dinlene dinlene toplam full bitik öğretmen bunada iyi vermesse waw dicem xd
yuhhhh be
azda yazsaydınız
çıktı iyi gelirrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
ya uffffff valla bu kadar yazı yazmak çok zor
dicek laf bulamıom
bu ne yhaaa bu kadr uzun bişimi yazlr ben bunu 8 günde anca yazarm bunu kısaltıp öz hala getirseler daha iyi olur bnceee
arkadaşlr bnm öğretmenm çok beğendi bu ödevi 100 aldımmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm
lan güzel cevap yazın laaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaannnnnnnnnn ağıllı olun adam olun
güzel cevaptı lan buket senkimsin lan
yuuhhhh!!!!!! yani
of çok uzun ya ama 10 satır yazar bırakırım hepsini yzmaya çalışsam 3 gün alır belki daha fazla da olabilir
çok uzun hayatımda bu kadar görmedim veya gördüm ama buda çok uzun yani bem sizden kısa istedim
hakikaten çok uzun yaaaaaaaaaaaaa
bunu yapan kise yorumlara bakınca kafayı yemiş olmalı yaniiiiiiiiiiiiiiiiiiii
ayyyyyyyyyyyyyyyyyyyyy çok sıkıcı şeyler ya bune böle öf hallahalla yazamam bunu kusura bakmayın
size de yuh diyorum bunca şeyin neresi zor geliyo anlamıyırum açıklamalı ve çok güzel kafa yok sizde
hıııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııh
yazdım çıkıyorum bu siteden byyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyy
çoooooooooooooooooooooooooooooooookkkkkkkkk uzun ben bu siteyi beğenmedim.kısa ve öz açıklasaıydı neyse dicem ama bu bir sayfa kadar eder
çooooooooooooooooooooooooooooooooooookkkkkkkkkkkkk uzun ben bu siteyi beğenmedim.kısa ve öz olsaydı yazardım.ben daha 10 yaşındayım ve 5. sınıfa gidiyorum
zeynep sen kaça gidiyorsun
çooooooooooook uzun sıkıcı öğretmen ödev verdi yyyyyyyyyyyyyyaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
olabilr yazacaksın dahada doğrusu yazmaya çalışacaksın
öğle deme edacım öğretmenler olmasa idi ne yapardık sen çok yanlış söyledin bence sana katılmıyorum.
lan bu yazcağıma ölürüm daha iyi bea bune yaw
ölde görelim hadi
bu n bea bu cok uzun nasıl yazcam bunu ben :S şimdi anladım kardeşimin ödevini benım üstüme nie yıktığını
:D
walllaha bu yazı yaz yaz bitmez xd
öğretmeninin kıymetini bil o sana neler öğretti.sende onun dediğini yapacaksın yazamazsan yarısını yaz ama cümle bitsin deki öğretmene öğretmenim hepsini yazamadım yarısını yazdım. sizin için sorun olur mu?eminimki kızmayacak kızıcak sanıyorsan yanılıyorsun…. biraz düşün……
gerçektende doğru söylemişşin zehra
bu ne ya kim yazıcak bu kadarı
bence cok guzel yha super
valaaya kim bukadar yazacak
bide bana sorben 3. sınıfa gidiyorum
ben ölürümde yazmam bunu ben bunu bitirene kadar bir gün geçer
çooook uzunnn
sen gibi
YAZICI ALIN OLUMMM
atamızın yaptıklarını yazmaya üşenmeyin bana göre atatürk bu vatanı almak için üşenmedi biraz silkelenin kendinize gelin arkadaşlar
bune ya bu yazı benim bir haftamı alır ya:D:D:D:D:D
çok uzun olmasına rağmen yarım saatte yazdım…
bence çok güzel çumhuriyet çokculkarına katılıyorum
cus anasini satayim lan kim yazicak bukadar yaziyi ninemi
yazdıklarının altına imzamı atarım
::D:DD:;D:d:d:d:d;d:D:d:d:D:d;;d:DD:D:D:D:D:D:d;D:d::d:D:D:D:d:d:d
bune ya eğer ben bu yazıyı yazmaya kalkışırsam 1 ayımı alı bunu yazmak çüş insan bari özetini yazar yuh size
allahım bune bunu yazacağımaa ölürm yaaaa bu çokk uzun arkadaşlar ama atatürk için deer:D:S
hahaha evet çoooook uzun ya performans ödevi var hemde yarına bukadarı yazana helal olsun
çok var burad yuhh
yo ben yazdım bişeycik olmadı bana
sizde yazın tavsiye ederim ben öğretmanden100 aldım
zorda olsa yazıcaksınız lan
bence çok güzel yazmaya değeeeeeeeeeeeeeeeeeeer…hahhahha
yuh be bukadarı kim yazacak tabi vermesi kolay yazması bi deneyin piçler orospular
yuhh ben bunu 1ay da yaparım bu ne la
arkadaşlar bu kaç defter sürer acaba yaaaaaa
hayatta ölsemde bu yazıyı yazamam
öl lan hadi yemiyo demi çakallllllll
bişi dicem benilkokul 5. sınıfa gidiom ama yinede yazdım yazamayanlara yuh xd
ben de baran 6. sınıfa gidiyorum ve tebrik ediyorum xd
cok uzun olmasına ramen 30 dk iceriside hepsini yazdım bitirdim
:D
çok tşkkürler yaptık ya uzun kısa işe yaradi
BEN BUNU YAZANA KADAR NE UZUN YAZMIŞINIZ BİRAZDAHA UZUN YAZSAYDINIZ BARİ
bende hepsini cıktı aldim
ne kısa ne uzun
ya hocada ne ödev veriyo ya bi kamyon dolusuuu:@
qardon vazqçtim qerçktende çoq varmş
çok uzun hiç bir şey anlamadım
arkadaşlar size katılıyorum çünkü çok uzun bunu yaz yaz bitmez bikerem bitmesine ne can sıkıntısından ölürüm ya huuuuu
ali sana katılıyom
mükemmel bir şey
herkeze tavsiye ederim…………………….
bu ne ya bize öğretmen ödev verdi ama onu bulamadım
bu kadar uzun şeyi biraz kısaltın
ve ayrıca ödevim bu değillll !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
BUnU YaZaNa kDaR KaFaDaN AtRıM DaHa iYi:D
süper
çok uzun oçler
eeeee daha baska bise söylemem yaz1n allah sab1r versin
kardesim aaaa demeyin de yaz1n
ben sevdim sizi bilmem
baska bise demem youuuuuuuuu
bu kadar yazı yazılırsa ne olayım :d:d:D:D:D:D:D:D:D……D:d:DDDDD:D:D:D:D:D:D
ben ne diom siz ne dionuz be
evet merve biz ne diyoruz onlar ne diyor
biz karşılaştırmalı farklılık diyoruz sizin yazdığınızın hiç bir anlamı yok cumhuriyetin ilanından sonra neler yapılmış onları yazmışsınız hiç te anlamı yok OKEY Mİ?
iyi sayılır daha iyi ola bilir
sanane be istediğini söler kız tamam mı sizyazamazsanız yazmayın ben yazabiliyorum
çok yazmışsın oha kaç günde yazdınız be
xD xD
bak oha kelimesini azına alma
selam bn 5/e sınıfından şükriye onsun ilköğretim okuldan furkan süleyaman öden naılsınız kızlar
))
MERHABA HERKEZE
:D:D:D:D:D:D:D:D:D:):):):):):):):):):)
HERKEZE MERHABA
bence çok uzun güel degil
mert adın ne pardon yaşın
bence çok kötü cankom aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
oha lan bu ne ananm bunları yazana kadar elim kopar
ya bana cumhuriyetten önce ve sonra sı için ödev aldım yarın verecem YARDIM:D
bana resimle yazı lazım:D yardım:-D
bana lütfen öncesi için yazı bulup buraya tan pm pls:D
farklılıkları anlatmamış..bu kimsenin işine yaramaz elinize sağlık uğraştıınız için yine de tşkler
bu site güzel ama biraz olsun kısa olabilirdi tamammı nolur birazını silebilirmisiniz
lütfen birazını silin öğretmenimiz performans ödevi verdi onu yapmam gerekir lütfen bunu biraz kısaltın bende bunu kolaylıkla bunu kısaca yazmış olayım nolur…
cokkkkkkkkkkkkkkkk güzel desem inarırımısınızzzzzzzzzzzz
ödevimdi çok uzundu yapamadım
uff yaa yazılar çok uzun haa bide bana öncesini bulup yazın hep sonrasını yazmışsınz gıcık oldum
))) :=)
benim performans ödevim vardı bu benim için çok güzel oldu teşekkürler
bu yazının özetini yapsanız çok memnun olurum okurken bile yoruldum:(
bu ne işimize yarar(h)
şeyda onu silin diosun ama silinmez kendim biraz kısaltabilirsin tabikide bunu yapma kapatisen varsa yapabilirsin anladınmı
bence çok uzun
çok uzun kısaca anlatsalardı işime yarardı bide karşılaştırma olursa sevinirim
ya bu ne be hem istediğim arıştırma yok hem de çok uzun ya benim istediğim bilgi hiç yok inkılap dersini hiç sevmiyorum
ay çok uzun offffffffffffffffffffffffffffffffffff.
vallamı ayyyy
kızlar saki olun daha kısası var arayın bulun
ne lan bu olum çok uzun lan ben bunu nasıl yazacam hiç düşündünüz mü elim yorulur saatler geçer annem beni döve internet faturası fazla gelir ne lan bu olum yeter artık isyan edecem ama uf ama uf
ya çokk uzun ama yarısını yazcam Im bide proje ypıom
bnce imkansız bir şey istiorsunuz siz atatürk ü ve yeniliklerini kısacık bir şekilde anlatmayı istiyorsununuz farkındaysanız atatürk öle kısacık metinlere sığmayacak kadar yüce bir insan,önder……..
bune ya bunu yazana kadar 3 yıl geçer
ya bu ne ya hiç bişi anlamadım bunu kim koydu buraya kim koyduysa kendisi açıklasın bunları:D:D:D:D:D
özet çıkartmak çok kolay anladıklarınızı yazın olur biter öyle hepsini yazarsanız olmaz anladıklarınızı yazın
bence uzun olması çok iyi olmuş kısalar bişeye benzemio harika yaaaaaaa
yok ananın nalı biraz daha kısa yazın yhaaaa ama yinede güzel bir site
of yana bune çok uzindirm bu
oh canıma deysin yazın bakalım
ewet uzn ama bilgi deposu mübarek xp gzl gzl
ne kdr kısaymış beeeee
:D:D:D:D:D
bilmem apaçiiiiiiiiii
ooooooooooo çok uzun nasıl yazacağım
bence süper yazan yaazsınn başka yerde yok ztnn demi arkadaşlar
AMMA ATMISSINIZ,
Cumhuriyetin ilk yıllarında UÇAK FABRİKASI YAPMIŞTIK. Bu fabrikanın Türkiye içine uçak satışı yasaklandığı gibi, yurtdışına uçak satışı da yasaklanarak, fabrika öldürüldü. Pardon, müthiş bir sanayi hamlesi yapılarak uçak fabrikası çırçır (pamuk işleme) fabrikasına dönüştürüldü…
İsteyen internettten “Türkiyenin ilk uçak fabrikası” na bakabilir.
siz hepiniz çok biliyosunuz okuma eda hemen aslanla evlen
çooooooooook uzun yahu bunun yerine gidip başka siteden bakarımmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm.benim ödevim bu değillllllllllllll.amca keşke biraz kısa veöz yazsaydın keşkeeeeeeeeeeeee!
cok uzun yaaaaaaaaa
<3
oha ya bu neeee cok uzun
D
eVeT yA Bunu yazarsam ömrüm biter
yhaa bu çok uzn of :@
ya uf bu yazı coookk uzun ama olsun böle daha cok bol bilgi alırız
uf yazı cook uzun ama bole daha iyi daha cok bılgı var
Daha uzunu yokmuydu
yokmuşşşşşşşşşşşşş .) .9
çok kısa da
hep uzun uzun yazarım
hiç kısa yazmadım ben niye çok uzun diyorsunuz bence çok kısa
yuh cok uzun yazamam ben bunu
bunu kim yazdı pezevek
bune çok kısa
3:)
çok uzun ama açıklamalı nasıl yazacam onu anlamadım bi de
Çok kısaymış maaşallah… (%)(&)(%)(&) ^-^ ^_^
:P:P:P
yuh çüş bune ya bn bunun kısasını bile yazamam bunu mu yazacam lan bune ya
aradığım cevabı bulamadım ama güzelmiş .
çok oldu bu na da oha derim
abi bu ne ya yazı deyil bir ömür gecer bunu yazana kadar
cok
kısa istiom
yaaaaaaaaaaa bunu nasıl yazıcamm?:(:(:(:(:(
bunu yazarsam ömrüm biter:)
arıyorum arıyorum yok ya deli olucaaaammm
kısamı? hadi canım oyle şey mi olur:D:D:D:D:D:D
qFFFFFFFF
daha 4. satırdayım anca:D
bide yazıyon mu :d
bunu yazmak ölüm daha kısası yokmuydu
arkadaşlar ya ben bide özet yazın dedim kıusa ve öz dedim öğretmen bu ödewi nettide buldu yaa
off yarabbi bunu yazarken ölmesem off yaz yaz bitmio öğretmene diyicem öldüm ide yaa
Hayır benim aradığım ödev bu değğil hiç beğenmedim 0 veriyorum yuhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh
bu ödevi begenmedim alın size toplar bide çok kısa yani
ne uzunmuş beeeeödev 5 ocakta ben bu yazıları ocağın son haftasında bitiririm be aga xd =)
yhaa bn kısa istiyordumm
aynen sana katılıyorum
yuuuuuuuuuuuhhhhhhhhhhhh benbunu
1yılda ancak bitirim
uh anasını kısaca0 dedik 1 ılda anca yazarım
bence bunu ben 1000 yılda bitiririm.yani aynı bilgiyi birazcık azaltabilirdiniz.
çok uzun olduğu için bence berbat
yaaaaaaa çok uzuun beya nasıl yazcaz biz bunu:-(
yhaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
bu neyy
Oha Bunu Yazmam İçin 10 Sene Lazım……………………….
olum ya budeğil bana lazom olan :S
offfffffffffffffffffffffffffffffffff çok uzun
hiççç istediqimi bulamadımm beqenmedim
bu ne ya kısa ve öz yazzalar ya aradı ğımı bulamıcammı
offffffffffffff!!!!!!!!!
şimdi bu ayrı guruplar olsaydı iyi olurdu
ohaaaaaaaa ben bunu yazanakadar bir yıl olr ulur
yha of istediğimi bulamıyorum iğrenç siz nasıl buluyosunuz yha kılık kıyafet kanununu bulamıyorum!!!!
lan bune kısa istiyoruzzzzzzzzzzz
bu ne be insanın okuması 2 ay sürer…
wawww çok uzun
:D:D
ooooooooooooo yaz yaz bitmez bu benim ödevim şimdiden yazmaya başladım
:p
çok uzunnnnnnn