<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Turkax &#187; Kim-Kimdir</title>
	<atom:link href="http://www.turkax.com/kategori/ansiklopedi/kim-kimdir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkax.com</link>
	<description>Türkün Bilgi Kaynağı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 03 Apr 2011 07:29:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.5</generator>
		<item>
		<title>Attila Kimdir? Büyük Hun İmparatoru Attila</title>
		<link>http://www.turkax.com/attila-kimdir-buyuk-hun-imparatoru-attila</link>
		<comments>http://www.turkax.com/attila-kimdir-buyuk-hun-imparatoru-attila#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jul 2010 09:02:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ansiklopedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kim-Kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/?p=15823</guid>
		<description><![CDATA[Attila Kimdir? Attila (d. 406 &#8211; ö. 453), Hun İmparatorluğu&#8217;nun hükümdarıdır. Babası Muncuk Han (Boncuk Han)&#8217;dır. Amcası Ruga, onu babası öldükten sonra bozkırda tek başına yaşamaya çalışırken buldu ve yanına aldı. Vizigotlara karşı Roma İmparatorluğu&#8217;yla ittifak yapan Attila, bir süreliğine Roma&#8217;ya Flavius Aetius&#8217;un davetlisi olarak gitti. Her şey iyiye giderken, Rua&#8217;nın ölüm haberini aldı. Geri [...]<p><a href="http://www.turkax.com/attila-kimdir-buyuk-hun-imparatoru-attila">Attila Kimdir? Büyük Hun İmparatoru Attila</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Attila Kimdir?</h2>
<p>Attila (d. 406 &#8211; ö. 453), Hun İmparatorluğu&#8217;nun hükümdarıdır. Babası Muncuk Han (Boncuk Han)&#8217;dır. Amcası Ruga, onu babası öldükten sonra bozkırda tek başına yaşamaya çalışırken buldu ve yanına aldı. Vizigotlara karşı Roma İmparatorluğu&#8217;yla ittifak yapan Attila, bir süreliğine Roma&#8217;ya Flavius Aetius&#8217;un davetlisi olarak gitti. Her şey iyiye giderken, Rua&#8217;nın ölüm haberini aldı. Geri dönerek kardeşi Bleda ile birlikte Hun İmparatorluğu&#8217;nun ortak hükümdarı oldu. Bleda 445 yılında öldü. Bu durum Attilanın tek başına Hun hükümdarı olmasını sağlamıştır. Daha sonra aşık olduğu esir kızla (Nakara) evlenen Attila&#8217;nın bir oğlu oldu, doğum sırasında eşi Nakara hayatını kaybetti.</p>
<p>Avrupa kıtasının üçte ikisinden fazlasına hakim oldu ve devletin sınırlarını Asya&#8217;ya taşırdı. Hükümdarlığı boyunca ordusu ile Batı ve Doğu Roma imparatorluklarını sık sık istila eden Attila, Orta Çağ kaynaklarında acımasızlığı ile anılır. Bu nedenle de Avrupa dillerinde &#8220;Tanrı&#8217;nın Kırbacı&#8221; (İngilizce: Scourge of God, İtalyanca: Flagello di Dio, Fransızca: Fléau de Dieu) olarak anılır.</p>
<p>Buna karşılık Germen (Alman) efsanelerinde Attila, çok büyük ve iyiliksever bir hükümdardır. Attila&#8217;nın sarayında birçok Germen hükümdarı yaşar. Nibelungen Destanı, Hun-Germen mücadelelerinden meydana gelir. Bu hikayelerde Attila,Etzel adında büyük otoriteye sahip, barışsever ve yalnız asilere karşı kılıç kuşanan asil ruhlu bir hükümdardır. Avrupa Hun İmparatorluğunun başkenti olan Etzelburg adının buradan geldiği bilinmektedir.Aetus ile yaptığı Katalon Savaşında roma ordusu dağılmış Batı Got kralı Theodeirch ölmüştür.Atila ordusunu dinlendirerek kaçan Aetus&#8217;u takip etmedi.</p>
<p>Batı Roma İmparatorluğuna sefer yaparken Papa&#8217;nın araya girmesiyle(Papa Attila&#8217;nın önünde diz çöküp af dilemiştir.) Attila Roma&#8217;yı fethetmedi ve vergiye bağladı. Attila 453 yılında son eşi tarafından gerdek gecesi öldürüldü.Mezarının nerede olduğu bilinmemektedir. Cenazesine katılanlar, mezarın yerinin bilinmemesi için öldürülmüştür. Ama tarihçiler arasında Tuna Nehri&#8217;nin yatağının bir süreliğine değiştirildiğine ve hazineleriyle birlikte Attila&#8217;nın nehrin altına gömüldüğüne, daha sonra da nehir yatağının eski haline getirildiğine dair yaygın bir inanış vardır. Nehrin aşırı uzunluğundan ve bir çok ülkeden geçtiği için bürokratik sorunlar çıkacağından kazı çalışması yapılamamaktadır.</p>
<p>Günümüzde, Attila bazıları için kahraman (özellikle Türk ve Macar kültüründe), bazıları için ise barbarların atası (Avrupa kültüründe) olarak alınır. Fakat Attila barbar değildi çünkü Avrupa&#8217;ya Asya uygarlığının önemli öğelerini ve özelliklerini Hunlar götürmüştür.</p>
<h2>Attila&#8217;nın Görünüşü ve Karakteri</h2>
<p>Attila&#8217;nın görünümü ile ilgili bilgiler genelde ikinci el kaynaklardır.Ancak kendisini bizzat gören Priscus isimli tarihçi Attila&#8217;yı şöyle açıklıyor:</p>
<p>&#8220;Kısa boylu, geniş göğsü ve başı olan, gözleri küçük, burnu yassı ve ince grimsi sakalları olan, bronz tenli.&#8221;</p>
<p>Attila son derece sert ve acımasız bir karaktere sahipti.Batı kaynakları ona &#8220;Tanrının Kırbacı&#8221; ismini verdi.Attila&#8217;nın isminin kaynağı tartışmalara neden olmuştur.Türk kaynaklarına göre Volga Nehri&#8217;nin eski ismi olan Atıl/İtil/Atal kelimelerine oralı anlamı veren illa kelimesiyle birleşmesi sonucu Attila ismi oluşmuştur.Diğer bir görüşe göre at/atıl/atılmak anlamına gelir.Diğer bir Türk efsanesine göre ise kendisine Atlı Han&#8217;da denirdi.Macar kaynaklarına göre yargı anlamına gelen Ítélet kelimesinden türemiştir. İngilizce&#8217;ye Etele, Etla olarak geçmiş, Almanca&#8217;da ise Etezel olarak geçmiştir. Macaristan&#8217;da yaygın kullanım Attila iken Türkiye&#8217;de Atilla veya Atila şeklindedir.</p>
<h2>Büyük Hun İmparatoru Attila</h2>
<p>ATTİLA 395-453</p>
<p>Büyük Hun İmparatoru&#8217;dur. 395 yılında doğdu. Hun Devleti&#8217;nin kurucularından Muncuk&#8217;un oğludur. 434 yılında kardeşi Bledu ile birlikte İmparatorluğun başına geçti. Bir süre sonra kardeşinin öldürülmesiyle Tuna kıyılarından Çin Seddi&#8217;ne kadar uzayan imparatorluğun tek hâkimi oldu. 750 bin kişilik ordusuyla Galya şehirlerini alt üst etti. Orleans&#8217;ı kuşattı. Kuzey İtalya&#8217;yı silindir gibi ezip geçti. Avrupa&#8217;yı titreten bir cihangir oldu. 453 yılında öldü.Tıpkı Büyük İskender gibi bütün dünyaya hâkim olmak ihtirası ile dopdolu bulunan Attila, bu büyük emelini tamamen gerçekleştiremedi. Ancak tarihin tanıdığı en ünlü cihangirlerden biri oldu.Gençliğini barış için rehin olarak Roma&#8217;da geçirmiş, bu yüzden Roma kültürünün yanı sıra zaaflarını ve karakterlerini incelemişti. Latince&#8217;yi de ana dili gibi öğrenmişti. Hükümdar olduktan sonra Romalılar hakkındaki bütün bu bilgilerini en iyi şekilde değerlendirmeyi başardı.</p>
<p>Attilâ önce Doğu Roma&#8217;yı hedef aldı. Bizans üzerine yürüdü. Kendisinden aman dileyen İmparatoru yıllık vergiye bağladı. Bir süre sonra vergisini ödemeyen imparatora, bunu pek pahalıya ödetti. Balkanlardan Mora&#8217;ya, oradan İstanbul kapılarına kadar olan bölgeyi ele geçirdi. Bizanslılar vergiyi iki misline çıkartarak İstanbul&#8217;u kurtardılar. Fakat, bu arada Bizans İmparatoru III. Valentinianus, bir suikastçi göndererek Attilâ&#8217;yı öldürtmeye teşebbüs etti. Bu teşebbüs sonuçsuz kaldı. İmparator bu kez kendi emriyle suikasti hazırlayanın kafasını kestirip Attilâ&#8217;ya göndermekle, kendisini temize çıkarmaya kalkıştı.</p>
<p>Bu arada III. Valentinianus&#8217;un hayatı boyunca evlenmemeye mahkum ettiği kız kardeşi, rahibe olarak kapatıldığı manastırdan Attilâ&#8217;ya bir nişan yüzüğü göndererek kendisiyle evlenmeye hazır olduğunu bildirdi. Bütün Avrupa&#8217;ya dehşet saçan Attilâ, Bizans İmparatoru&#8217;na daha sert bir mesaj göndererek, nişanlısının kapatılmış bulunduğu manastırdan serbest bırakılmasını ve müstakbel eşine çeyiz olarak Batı Roma İmparatorluğunun yarısının verilmesini istedi. III. Valentinianus, Büyük Türk-Hun İmparatoru&#8217;nun bu teklifi karşısında kara kara düşüncelere daldı. Bunun verdiği huzursuzluk bütün Bizans&#8217;ı kapladı. Doğu Roma İmpatorluğu sınırları içinde bitip tükenmek bilmeyen korkulu günler ve aylar başladı,</p>
<p>Attilâ&#8217;nın bütün emeli Batı ile Doğu Roma İmparatorluklarının kendisine karşı birleşmelerini önlemekti. İki cephede birden savaşmak istemiyordu. Doğu Roma&#8217;yı bu huzursuzluğun içinde bıraktıktan sonra ani bir kararla Batı Roma&#8217;ya yürüdü. Bir hallaç pamuğu gibi attı, Batı Roma İmparatorluğu&#8217;nu.</p>
<p>Roma&#8217;ya girmesinin gün meselesi halini aldığı bir sırada Papa III. Leon, bizzat Attilâ&#8217;nın karargâhına giderek Roma&#8217;yı çiğnememesi için ricada bulundu. Hattâ bunun için kendisine yalvardı. Papanın bu yalvarışı karşısında istilâyı durdurmayı kabul eden Attilâ, Romalıları çok ağır bir vergiye bağladı.Sekiz yıl içinde bütün Avrupa&#8217;da eşi görülmemiş ölçüde büyük bir istilâda bulunan Attilâ, korku ve dehşet ifade eden tek isim oluvermişti. Bu yüzden son derece âdil bir hükümdar olmasına rağmen bütün Avrupa kendisini barbar gözüyle gördü. Onun etrafına saçtığı büyük korku ve dehşetin psikolojik bir sonucu olmuştu bu yanlış teşhis&#8230;</p>
<p>Attilâ yalnız büyük bir istilâcı ve yaman bir komutan değil, mükemmel bir hükümdardı. Tarih onu, milletine medenî bir düzen veren ve dünyada posta teşkilatını kuran ilk kişi olarak tanır.Attilâ&#8217;nın ilk eşi ve baş kadını Arıkan idi. Ölümünden sonra yerine geçen oğlu İlek&#8217;in anası olan Arıkan&#8217;dan başka bir kaç kadın daha almıştı. 453 yılında büyük Türk-Hun İmparatorluğu&#8217;nun başkenti olan Etzelburg&#8217;da (Bugün Macaristan sınırları içinde bulunan Attila şehri) İlkido adında genç bir kızla evlendi. Elli sekiz yaşında olmasına rağmen son derece dinç ve kuvvetli idi. Evlendiği gecenin sabahında, bütün Avrupa&#8217;yı tir tir titreten cihangir, yatağında ölü bulundu. Ağzından, burnundan boşanan kanlarla, bütün yatak kıpkırmızı olmuştu. Ölümünün şiddetli bir burun kanamasından mı, bir hastalıktan mı, yoksa bir suikast sonucu mu meydana geldiği kesinlikle anlaşılamadı.<br />
Cenazesi, ölümünün ertesi günü yapılan çok büyük bir törenle kaldırıldı. Cesedi altın bir tabuta konulmuştu. Bu tabut, önce gümüş, sonra da demir bir mahfazanın içine yerleştirilmiş ve böylece toprağa verilmişti.Attilâ, ölümünden sonra, kimse tarafından rahatsız edilmeden ebedî uykusunu uyumak isterdi. Bunu, böyle vasiyet etmişti. Bu nedenle mezarını kazıp kendisini toprağa verenler okla vurulmak suretiyle hemen oracıkta öldürüldü. Sonra mezarının yanından geçmekte olan bir çayın mecrası değiştirildi. Sular başta tarafa, muhtemel olarak mezarın üzerinden verilen yeni mecrasına akıtıldı. Böylelikle büyük cihangirin son arzusu yerine getirilmiş oldu.</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/attila-kimdir-buyuk-hun-imparatoru-attila">Attila Kimdir? Büyük Hun İmparatoru Attila</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/attila-kimdir-buyuk-hun-imparatoru-attila/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alexander Graham Bell Kimdir? Graham Bell Hayatı</title>
		<link>http://www.turkax.com/alexander-graham-bell-kimdir-graham-bell-hayati</link>
		<comments>http://www.turkax.com/alexander-graham-bell-kimdir-graham-bell-hayati#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 15:43:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ansiklopedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kim-Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[alexander graham bell hayatının özeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/?p=15799</guid>
		<description><![CDATA[Alexander Graham Bell Kimdir? Kimlik: Alexander Graham Bell Doğum Tarihi: 3 Mart 1847 Ölüm Tarihi: 2 Ağustos 1922 Doğum Yeri: Edinburgh/İskoçya Meslek: Mucit, Bilim Adamı, Sanayici Alexander Graham Bell (3 Mart 1847, Edinburgh – 2 Ağustos 1922, Baddeck), İskoçya asıllı Kanada‘lı bilimadamı, mucit ve sanayici. Telefonu icat eden kişi olarak tanınır. Telefonun patentini 7 Mart [...]<p><a href="http://www.turkax.com/alexander-graham-bell-kimdir-graham-bell-hayati">Alexander Graham Bell Kimdir? Graham Bell Hayatı</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Alexander Graham Bell Kimdir?</h2>
<p>Kimlik: Alexander Graham Bell</p>
<p>Doğum Tarihi: 3 Mart 1847</p>
<p>Ölüm Tarihi: 2 Ağustos 1922</p>
<p>Doğum Yeri: Edinburgh/İskoçya</p>
<p>Meslek: Mucit, Bilim Adamı, Sanayici</p>
<p>Alexander Graham Bell (3 Mart 1847, Edinburgh – 2 Ağustos 1922, Baddeck), İskoçya asıllı Kanada‘lı bilimadamı, mucit ve sanayici. Telefonu icat eden kişi olarak tanınır.</p>
<p>Telefonun patentini 7 Mart 1876′da aldı. İlk telefon şirketi olan Bell Telefon Şirketi‘ni 1877′de kurdu. Bell Telefon Şirketi bugün ABD’nin en büyük şirketlerinden biridir. Ayrıca kendi geliştirdiği fonograf için bir, hava araçları için beş, hidrouçaklar için dört ve selenyum piller için de iki patenti vardır.</p>
<p>Babası kendini sağır ve dilsiz insanların sorunlarıyla uğraşmaya adamıştı. Bu nedenle Bell, küçük yaştan itibaren, daha sonradan çok işine yarayacak olan ses bilgisi konusunda epey bilgiye sahip oldu. Bell de kendini, sağır öğrencilerin, dolaylı olarak da olsa, seslerin dünyasını kavramaları ve yaşamalarına adadı ve ilk olarak Boston’daki Sağır ve Dilsizler Okulunda çalışmaya başladı.</p>
<p>Bell, telgraf şirketlerinin çıkmazı olan, bir hat üzerinde aynı anda yalnızca tek bir mesajın iletilmesi sorununa çözüm arayacak çalışmaya başlamıştı. Başlangıçta çoklu bir telgraf geliştirmeyi istiyordu. Bell, ses tellerinin ve kulak zarının titreşimlerinden yola çıkarak, insan sesindeki frekansı elde ederek, bunları elektrik sinyali biçiminde bir telden iletmenin olanaklı olup olmadığını araştırıyordu. Bunun için de diyafram adı verilen bir aletle, yapay bir kulak zarı yaratmanın gerekli olduğu sonucuna vardı. Diyafram, hem konuşma sesiyle titreşim oluşturabilecek, hem de elektrik akımı yaratan küçük değişikliklere tepki verebilecek kadar ince bir tabakaydı. Tam ortasına da diyaframla birlikte hareket eden bir manyetik zar yerleştirdi. Ses titreşimleriyle oluşan değişiklikler, alıcı merkeze ulaştığında, alıcının diyaframında titreşime neden olarak, sinyalleri yeniden sese çeviriyordu.</p>
<p>En değerli patentlerden biri olan telefonun patentini Bell, 7 Mart 1876′da, 29. yaş gününden dört gün sonra aldı ve ilk telefon konuşmasını New York-Chicago hattında yaptı. İlk telefon şirketi olan Bell Telefon Şirketi de 1877′de kuruldu. Bell yalnızca telefonun patentini almadı, o çok yönlü bir araştırmacı ve mucitti. Kendi geliştirdiği fonograf için bir, hava araçları için beş, hidrouçaklar için dört ve selenyum piller için de iki patenti vardır.</p>
<p>Alexander Graham Bell aşırı büyük üç boyutlu kutu uçurtmaları kullanarak insan taşımayı başarmış ve bu çalışmaları sadece denemelerini yaptığı istasyonun yanındaki nehri karşıdan karşıya geçmek amacıyla kullanmıştır. Graham Bell, kutu uçurtmadan esinlenerek ilk hidrofil botu yaratırken Wright Kardeşlerin uçak tasarımı çalışmaları I. Dünya Savaşı sonuna kadar devam etmiştir.</p>
<h2>Alexander Graham Bell Hayatı</h2>
<p>Telefonu icat eden Graham Bell&#8217;in annesi doğuştan işitme engelliydi. Dedesi ve babası yıllarını işitme engellilere adadı. Özellikle babası işitme engellilere duymasalar bile konuşmayı öğretmenin yollarını geliştirmeye çalıştı. İki kardeşi veremden ölünce, babası kalan tek oğlunun sağlığı için Kanada&#8217;ya göçtü. Babasının ölümünden sonra onun çalışmalarını tanıtmak ve yaymak için çabalayan Graham Bell ABD&#8217;ye gitti. Burada bir süre işitme engellilere dil öğretmeni yetiştiren okulda çalıştı. Daha sonra kendi okulunu kurdu.</p>
<p>Ünü kısa sürede yayılan Bell, Oxford Üniversitesi’ne konuk öğretmen olarak çağrıldı. İngiltere&#8217;de eline geçen Alman Hermann von Helmholz adlı bilginin işitme fizyolojisine ilişkin kitabını okudu. Müzik sesinin bir tel aracılığı ile aktarılabilineceği düşüncesi üzerinde yoğunlaştı. Bu sırada başka bilim adamları da bu konularda çalışmalar yürütüyordu. Elisha Gray bunlardan biri.</p>
<p>İngiltere&#8217;den dönen Bell, Boston Üniversitesi İnsan Sesi Fizyolojisi dalı profesörlüğüne getirildi. Kuramsal bilgilerini teknik destekle yaşama geçirmeye ve işitme engelliler için duymalarını sağlayacak aletler yapmaya girişti. Thomas Watson adlı bir elektrik mühendisi ile birlikte çalışmaya başladı. Çalışmalarını yürütmek için maddi destek gerektiğinde kendisine Avukat Gardnier Greene Hubbart yardım elini uzattı. Bell ve Watson 1875 yılında sesin tel üzerinden bir başka yere gittiğini ortaya çıkardı. Ancak ses anlaşılmaz bir durumdaydı. 14 Şubat 1876 günü Bell ve Gray telefon patenti almak için ayrı ayrı başvuru yaptı. Bell&#8217;e 7 Mart günü istediği patent verildi. 174.465 nolu patentini alan Bell atölyede denemelerini sürdürürken telefonu çalıştırmak için kullandığı bataryadan pantolonuna asit döküldü. Watson&#8217;u yardıma çağırdı:<br />
Bell telefonla konuşurken, 1876</p>
<p>&#8220;Mr. Watson —Come here —I want to see you&#8221; (&#8220;Bay Watson. Buraya gelin. Sizi görmek istiyorum.&#8221;)</p>
<p>Bell yardımcısını yardıma çağırırken farkında olmadan 134 yıl önce 10 Mart günü ilk telefon görüşmesini yaptı. Watson Bell&#8217;in sesini &#8220;telefon&#8221;dan duydu. ABD&#8217;nin 100’üncü kuruluş yıldönümüne denk gelen bu buluşu ona düzenlenen Yüz Yıl sergisinde birçok ödül kazandırdı. Bell bilimsel çalışmalarını yürütmek için maddi ve manevi destek gördüğü Hubbart Ailesi’nden Mabel ile bir yıl sonra evlendi.</p>
<p>Eşi dört yaşından beri sağırdı. Bell öğrencisi olarak tanıdığı ve daha sonra evlendiği Mabel&#8217;e derin bir sevgi duydu. Artan ününe karşın hiçbir zaman ne eşini ne de işitme engellileri göz ardı etmedi. Eşine yazdığı bir mektupta &#8220;Eşin, hangi noktaya çıkarsa çıksın, ne denli zengin olursa olsun, emin ol işitme engellileri ve onların sorunlarını her zaman düşünecektir&#8221; diye yazmıştır.</p>
<p>Bugün öne çıkan buluşlarının gölgesinde kalan yapıtlarının çoğu işitme engeli konusundaydı. İşitme engelli annesinin ve eşinin duyamadığı sesleri kaydetmeyi başardı. &#8220;Gramofon&#8221;dan kazandığı parayı bugün de sağırlar için çalışmalar yürüten Alexander Graham Bell İşitme engelliler Kurumu’na harcadı. Fransa hükûmeti insanlığa hizmetinden dolayı onur ödülü ve para ödülü verdi. Verilen parayı Washington&#8217;da İşitme engelliler için Volta Enstitüsü’nü kurmada kullandı. İlk el telefonunu geliştirmek için Bell teknik sorunları alt etmeye çalışırken bir yandan da kendisini dava eden Gray&#8217;a karşı hukuk savaşı verdi. Telefon atölyeden 4 yılda çıkabildi. 1880 yılında Bell&#8217;e yardım eden Tainer radyofon adını verdikleri aleti denedi.</p>
<p>Bir okulun tepesine çıkan Tainer çok uzaktan görebildiği Bell&#8217;e telefonla seslendi &#8220;Bay Bell. Bay Bell. Beni duyabiliyorsanız lütfen pencerenin önüne gelip şapkanızı sallayın.&#8221; Bell şapkasını salladığında artık telefon doğumunun ardından emeklemeye başladı. Sekiz yıl sonra Connecticut eyaleti ilk telefon şebekesine sahip kent oldu.</p>
<p>Telefon yakın yıllara dek Türkiye&#8217;de olduğu gibi santraller ve memurlar aracılığı ile yürütülüyordu. Bir süre sonra santrallerde erkek memur yerine kadın memurun çalışması geleneği başladı. İlk kadın santral memuru da Boston&#8217;da çalışmaya başlayan Emma Nut oldu.</p>
<p>Kimi siyah beyaz filmlerde gülme konusu yapılan &#8220;manyetolu telefon&#8221; görüşmeleri 1899 yılında Almon B. Stowger adlı birinin katkısı ile otomatikleşmeye yöneldi. İşin garip tarafı Stowger telefoncu değil cenaze levazımatçısıydı. Rakibinin eşi telefon şirketinde çalışıyordu. Cenaze işleri için Strowger&#8217;ı arayanları bu memur kendi eşine bağlıyordu. Bu zor durum karşısında çözüm bulmak için kolları sıvayan Strowger otomatik santralı yapmayı başardı. Halk yeni telefona &#8220;kızsız telefon&#8221; adını taktı.</p>
<p>Bugünkü telefonlara benzemeyen bir biçimdeydi. Üzerinde birler, onlar, yüzler basamağını temsil eden üç tuş bulunuyordu. Bağlanmak istenen numara tuşlara aranan numarada yer alan rakamın değeri kadar basılarak sağlanıyordu. Arayan kişi tuşa kaç kez bastığını sık sık şaşırdığı için karmaşaya da yol açıyordu. Bunun da çözümü çok geçmeden bulundu.</p>
<p>Kısa sürede New York sokaklarını telefon direkleri ve kablo hatları örümcek ağı gibi kapladı. Yürünmez bir hale gelen sokaklardaki bir telefon direği kabloları tutan 50 çapraz tahta taşıyordu. Telefon günlük yaşama değişik biçimlerde girmeye başladı.</p>
<p>O yıllarda yayımlanan gazetelere verilen bir reklamda telefon şöyle tanıtıldı:</p>
<p>&#8220;Sohbet. Ağızdan kulağa telefonla konuşarak çok daha rahat.&#8221;</p>
<p>Bell 1915 yılında New York&#8217;u San Francisco&#8217;ya bağlayan ilk uzun kentlerarası telefon hattını açtı. Karşısında yine yardımcısı Watson vardı. Aradan geçen onca yıla karşın Bell ilk günü unutmadı. Watson&#8217;a &#8220;Watson seni istiyorum, buraya gel&#8221; dedi.</p>
<p>Telefonun olanaklarından yararlanarak müşteri çekmek isteyen oteller arasında kıyasıya bir savaş başladı. Oteller ünlü müzik, tiyatro, opera, konser salonlarına bağlanan telefon &#8220;Tiyatrofon&#8221; hattı ile aldıkları sesi lobilerinde oturan müşterilerine dinletmeye başladı. Bu evlere ve iş yerlerine yayıldı.</p>
<p>Graham Bell belleklerde telefonun bulucusu olarak yer etse de adının öne çıkmadığı çalışmaları da vardı. Bunlardan biri büyük bir ilgi ile tüm dünyanın izlediği National Geographic dergisindeki yöneticiliğiydi. Yüzyirmi yıl önce silahlı saldırıya uğrayan ve ağır yaralanan ABD Başkanı Garfield&#8217;ın bedenindeki kurşunların yerini belirlemede ilk kez kullandığı telefonik sonda, Röntgen&#8217;in X ışınları ile tanıyı geliştirilmesinde kullanıldı. Deniz ve hava taşımacılığı için projeler gerçekleştirdi.</p>
<p>1893 yılında telefon ile ilgili gelişmeleri kaleme alan bir yazar gözlemini şöyle dile getirdi: &#8220;Şu anda duyabildiğimiz sanatçı ve şarkıcıları bir süre sonra insanlık görmeyi de başaracak.&#8221;</p>
<p>Bu sözler &#8220;televizyon&#8221; özlemi olarak yorumlanmasına karşın gelişen teknoloji görüntülü cep telefonlarını, internet üzerinden canlı yayınla iletişimi işaret ettiğini göstermektedir. Bilimkurgu severler ise &#8220;Uzay Yolu&#8221; filminden esinlenerek insanların ışınlanmalarından, insanların bulundukları yerde başka bir yerdeki olayı üç boyutlu olarak ekranlarda görerek ya da duyarak değil hissederek elde edeceği günleri tartışıyor&#8230;</p>
<p>İşitme engeline karşı yürütülen savaşımın sonucu insanlık dünyasının sağırlığını gideren bir buluşu armağan eden Bell öldüğünde ona duyulan büyük saygı ve sevgiden ötürü soyadından yola çıkarak telefonu simgelemek için kırmızı &#8220;çan&#8221; resimleri kullanıldı.</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/alexander-graham-bell-kimdir-graham-bell-hayati">Alexander Graham Bell Kimdir? Graham Bell Hayatı</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/alexander-graham-bell-kimdir-graham-bell-hayati/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alessandro Volta Kimdir?</title>
		<link>http://www.turkax.com/alessandro-volta-kimdir</link>
		<comments>http://www.turkax.com/alessandro-volta-kimdir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 13:31:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ansiklopedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kim-Kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/?p=15743</guid>
		<description><![CDATA[Alessandro Giuseppe Antonio Anastasio Volta Alessandro Giuseppe Antonio Anastasio Volta, (d. 18 Şubat 1745 – ö. 5 Mart 1827). İtalyan fizikçi. Günümüzden yaklaşık 2.000 yıl önce, eski Yunan bilgini Thales, bir kumaş parçasını fosil ağaç reçinesinden oluşmuş sarı bir kayaç türü olan kehribara sürterek, küçük elektrik kıvılcımları elde etmişti. Ama insanların bu gücü denetim altına [...]<p><a href="http://www.turkax.com/alessandro-volta-kimdir">Alessandro Volta Kimdir?</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Alessandro Giuseppe Antonio Anastasio Volta</h2>
<p>Alessandro Giuseppe Antonio Anastasio Volta, (d. 18 Şubat 1745 – ö. 5 Mart 1827). İtalyan fizikçi.</p>
<p>Günümüzden yaklaşık 2.000 yıl önce, eski Yunan bilgini Thales, bir kumaş parçasını fosil ağaç reçinesinden oluşmuş sarı bir kayaç türü olan kehribara sürterek, küçük elektrik kıvılcımları elde etmişti. Ama insanların bu gücü denetim altına alarak, düzenli bir elektrik akımı sağlayan pili üretmeyi başarmaları için aradan çok uzun bir zaman geçmesi gerekliydi.<br />
1800&#8242;de Alessandro Volta, yaptığı ilk pile ilişkin ayrıntıları yayınladı. Volta pili belirli çözeltiler ile metal elektrotlar arasındaki kimyasal tepkimeden yararlanma yoluyla elektrik üretiyordu. John Frederick Daniell (1790-1845) gibi başka bilim adamları, elektrot yapımında farklı gereçler kullanarak Volta&#8217;nın tasarımını geliştirdiler. Günümüzün pilleri de aynı temel tasarıma dayanmakta, ama yapımlarında modern gereçler kullanılmaktadır.</p>
<h2>Pilin İcadı (Alessandro Volta)</h2>
<p>Elektrik milattan öncesinden beri biliniyordu fakat net ve  uygulanabilir bir bilgi olarak ortaya koyulması ancak 19. yüzyılda  gerçekleşebilmiştir. Bu tarihe kadar elektrik alanındaki en önemli  isimlerden birisi Luigi Galvani(1737-1798)’dir.</p>
<p>Luigi Galvani, 1783 yılında yaptığı ünlü kurbağa deneyi ile bilinir. O  tarihte bilinen statik elektriği kullanarak metal bir çubukla ölü bir  kurbağanın bacağına dokundurmuş ve bacağın hareket ettiğini  keşfetmiştir. Bu olay, statik olarak elektrik yüklenmiş bir metal  çubuğun uyarıldığında kasları hareket ettirmesi prensibine dayanır ve  bioelektriğin keşfi için yapı taşlarından birini oluşturur.</p>
<p><img src="http://www.bilgiustam.com/resimler/2008/03/alessandro_volta.JPG" alt=" Alessandro Volta Kimdir?" align="right" title="Alessandro Volta Kimdir?" />Galvani, hayvansal elektrik  olarak adlandırdığı buluşunda canlı hücrelerinin değil kasların  elektrik içerdiğine inanmıştır. Fakat Galvani’den sonra deneyleri  sürdüren Alessandro Volta(1745–1827), bunun kas  hücrelerinin yapısındaki metal iyonlarından ve içerisindeki sıvıdan  kaynaklandığını keşfetti.</p>
<p>Volta, aynı mantıkla ilerleyerek tuzlu su çözeltisinin iki ayrı uç  kısmına çinko ve bakır metal parçalarını yerleştirmiş ve elektrik  akımını elde etmiştir. 1801 yılında gerçekleşen bu keşif Volta Pili  olarak bilinir. Bu keşif ile Galvani’nin hayvansal elektrik teorisi  ortadan kalkmıştır. Alessandro Volta 1827 yılında ölmüştür. Ölümünden  sonra elektrik ve elektriği depolama yani pil alanında yapılan  gelişmelerde onun temelini attığı bu keşifin değeri çok daha iyi  anlaşılmış ve onun anısı olarak elektrik gerilim birimine “Volt” adı  verilmiştir.</p>
<p><img src="http://www.bilgiustam.com/resimler/2008/03/battery.gif" alt="battery Alessandro Volta Kimdir?"  title="Alessandro Volta Kimdir?" /><br />
<strong>Voltaik Pilin İçi</strong></p>
<p><a href="http://www.turkax.com/alessandro-volta-kimdir">Alessandro Volta Kimdir?</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/alessandro-volta-kimdir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Çakar Kimdir? Ahmet Çakar Hayatı</title>
		<link>http://www.turkax.com/ahmet-cakar-kimdir-ahmet-cakar-hayati</link>
		<comments>http://www.turkax.com/ahmet-cakar-kimdir-ahmet-cakar-hayati#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 16:43:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ansiklopedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kim-Kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/ahmet-cakar-kimdir-ahmet-cakar-hayati</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet Çakar Kimdir? 1980 yılında İstanbul Erkek Lisesini bitirdikten sonra babasının mesleğini devam ettirmek için İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi bitirdi.Çakar, hakemlik kariyeri boyunca 100’ün üzerinde uluslararası maç ve derbi karşılaşması yönetti. Avrupa Şampiyonası&#8217;nda üst düzey maç yönetmiş iki Türk hakeminden biridir.1997&#8242;de hakemlik kariyerini noktaladıktan sonra gazete, köşe yazarlığının yanısıra radyo ve TV`de yorumculuk yapmaktadır. Uzun [...]<p><a href="http://www.turkax.com/ahmet-cakar-kimdir-ahmet-cakar-hayati">Ahmet Çakar Kimdir? Ahmet Çakar Hayatı</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Ahmet Çakar Kimdir?</h2>
<p>1980 yılında İstanbul Erkek Lisesini bitirdikten sonra babasının mesleğini devam ettirmek için İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi bitirdi.Çakar, hakemlik kariyeri boyunca 100’ün üzerinde uluslararası maç ve derbi karşılaşması yönetti. Avrupa Şampiyonası&#8217;nda üst düzey maç yönetmiş iki Türk hakeminden biridir.1997&#8242;de hakemlik kariyerini noktaladıktan sonra gazete, köşe yazarlığının yanısıra radyo ve TV`de yorumculuk yapmaktadır.</p>
<p>Uzun süre Telegol programında yorumculuk yapan Ahmet Çakar, 25 Şubat 2004&#8242;de Mecidiyeköy&#8217;de Profilo Alışveriş Merkezi&#8217;nin arkasında bulunan sağlık ocağından çıkarken vurulmuştur ve vücuduna beş kurşun isabet etmiştir. Vurulma sebebi ve vuran kişiler belirlenememiştir fakat spor programlarında yaptığı yorumlardan kaynaklandığı sanılmaktadır. Taburcu olduktan sonra spor yorumculuğuna tekrar dönmüştür. Şu anda Show Tv&#8217;de yayımlanan 6 Pas isimli programda yorumculuk, FOX&#8217;ta yayınlanan Şansa Bak isimli programda ise sunuculuk yapmaktadır.</p>
<h2>Ahmet Çakar Hayatı</h2>
<p>Ahmet Çakar (d. 1948, İstanbul, Türkiye), Türk hekim, eski hakem ve TV fenomeni.Pek çok uluslararası maçı yönettikten sonra hakemliği bırakmış ve futbol yorumculuğuna başlamıştır. Şu anda yorumculuk görevinin yanı sıra asıl mesleği olan hekimliği de sürdürmektedir. Ahmet Çakar ayrıca spor yazarlığı ve yarışma sunuculuğu da yapmaktadır.</p>
<p>1967 yılında İstanbul Erkek Lisesi&#8217;ni bitirdikten sonra babasının mesleğini devam ettirmek için İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;ni bitirdi. Çakar, hakemlik kariyeri boyunca 100’ün üzerinde uluslararası maç ve derbi karşılaşması yönetti. Avrupa Şampiyonası&#8217;nda üst düzey maç yönetmiş iki Türk hakeminden biridir. 1997&#8242;de hakemlik kariyerini noktaladıktan sonra gazete, köşe yazarlığının yanı sıra radyo ve TV`de yorumculuk yapmaktadır.</p>
<p>Uzun süre Telegol programında yorumculuk yapan Ahmet Çakar, 25 Şubat 2004&#8242;de Mecidiyeköy&#8217;de Profilo Alışveriş Merkezi&#8217;nin arkasında bulunan sağlık ocağından çıkarken vurulmuştur ve vücuduna beş kurşun isabet etmiştir. Vurulma sebebi ve vuran kişiler belirlenememiştir fakat spor programlarında yaptığı yorumlardan kaynaklandığı sanılmaktadır. Taburcu olduktan sonra spor yorumculuğuna tekrar dönmüştür.</p>
<p>Şu anda Sabah&#8217;ta spor yazarlığı, Kanaltürk&#8217;te yayımlanan Telegol programında futbol yorumculuğu, ATV&#8217;de yayımlanan Ahmet Çakar&#8217;la Zor Karar yarışmasında da sunuculuk yapmıştr. Bundan önce FOX TV&#8217;de yayımlanan Ahmet Çakar&#8217;la Şansa Bak adlı yarışma programını sunmuştur.</p>
<p>Türk futbol tarihinde uluslararası bir turnuvaya davet edilen son hakemimizdir. ( 1996 Avrupa Şampiyonası)</p>
<p>Türk futbol tarihinin önemli hakemlerinden biri olan Ahmet Çakar;</p>
<p>* 18 Haziran 1996 &#8211; Romanya &#8211; İspanya (1-2) 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası 1. Tur karşılaşması.<br />
* 1 Mart 1995 &#8211; A.C. Milan &#8211; Benfica (2-0) Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final ilk karşılaşması,<br />
* 5 Nisan 1995 &#8211; Bayern Münih &#8211; Ajax Amsterdam (0-0) Şampiyonlar Ligi Yarı Final ilk karşılaşması,<br />
* 20 Mart 1993 &#8211; Gana &#8211; Brezilya (1-2) Dünya Kupası Final karşılaşması gibi üst düzey maçlar da yönetmiştir.</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/ahmet-cakar-kimdir-ahmet-cakar-hayati">Ahmet Çakar Kimdir? Ahmet Çakar Hayatı</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/ahmet-cakar-kimdir-ahmet-cakar-hayati/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arda Turan Kimdir? Arda Turan Hayatı ve Kariyeri</title>
		<link>http://www.turkax.com/arda-turan-kimdir-arda-turan-hayati-ve-kariyeri</link>
		<comments>http://www.turkax.com/arda-turan-kimdir-arda-turan-hayati-ve-kariyeri#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 13:06:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ansiklopedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kim-Kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/arda-turan-kimdir-arda-turan-hayati-ve-kariyeri</guid>
		<description><![CDATA[Arda Turan Kimdir? Arda Turan, 30 Ocak 1987 İstanbul doğumlu orta saha oyuncusudur. 9 yaşında Bayrampaşa Altıntepespor’da futbola başladı. Burada top tekniği ve mücadeleci yapısıyla dikkat çekmiş ve 12 yaşında Fatih Terim’in isteği ile Galatasaray altyapısına transfer olmuştur. 4 yıl PAF takımda forma giydikten sonra George Hagi döneminde A takıma alındı. Bu dönemde forma şansı [...]<p><a href="http://www.turkax.com/arda-turan-kimdir-arda-turan-hayati-ve-kariyeri">Arda Turan Kimdir? Arda Turan Hayatı ve Kariyeri</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Arda Turan Kimdir?</h2>
<p>Arda Turan, 30 Ocak 1987 İstanbul doğumlu orta saha oyuncusudur. 9 yaşında Bayrampaşa Altıntepespor’da futbola başladı. Burada top tekniği ve mücadeleci yapısıyla dikkat çekmiş ve 12 yaşında Fatih Terim’in isteği ile Galatasaray altyapısına transfer olmuştur. 4 yıl PAF takımda forma giydikten sonra George Hagi döneminde A takıma alındı. Bu dönemde forma şansı bulamayan Arda, bir sezonluğuna kiralık olarak Vestel Manisaspor’a transfer oldu.</p>
<p>78 kez Genç Milli formayı giyen ve 2005–2006 sezonunda Galatasaray’a geri dönen Arda, Şampiyonlar Ligi ön eleme turunda ilk maçta iki gol bir asist kaydetmiştir. Takip eden süreçte ilk kez çağrıldığı A millî takım adına, özel maçta Lüksemburg karşında forma giymiş ve A millî takımın sürekli oyuncusu olmuştur. Şampiyonlar Ligi’nde Bordeaux ve Liverpool karşısında çıktığı grup maçlarında UEFA tarafından maçın oyuncusu seçilmiştir.</p>
<p>Süper Lig’de 24 maçta 4 gol atmıştır. Arda Turan 7’sı A milli olmak üzere toplam 87 kez milli formayı giymiştir.</p>
<h2>Arda Turan Kariyeri</h2>
<h2>Kulüp Kariyeri</h2>
<p>İstanbul Esenyurt’ta doğmuştur. 9 yaşında Bayrampaşa Altıntepsispor’da futbola başlamıştır. Burada top tekniği ve mücadeleci yapısıyla dikkat çekmiş ve 12 yaşında Fatih Terim’in beğenisi ile Galatasaray altyapısına transfer edilmiştir. PAF takımında aralıksız olarak dört yıl forma giydikten sonra Gheorghe Hagi’nin teknik direktörlüğü döneminde 2004-05 sezonunda A takıma alınmıştır. Bu dönemde forma şansı bulamamış ve kiralık olarak bir sezonluğuna Zafer Şakar’la Vestel Manisaspor’a transfer olmuştur.</p>
<p>2005-2006 sezonunun sonunda Galatasaray’a geri dönmüş ve Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turunda FK Mlada Boleslav karşısında ilk maçta iki gol, bir asist kaydetmiştir.</p>
<p>Kısa zamanda ilk 11′in değişmez ismi olan Arda Turan, UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Bordeaux ve Liverpool karşısında çıktığı grup maçlarında UEFA tarafından maçın oyuncusu seçilmiştir.</p>
<p>4 Mayıs 2008 günü oynanan şampiyonlukta önemli Sivasspor maçında kariyerinin ilk hat-trick başarısını göstererek takımın sahadan 5-3 galip ayrılmasında önemli rol oynamıştır.</p>
<h2>Milli Takım Kariyeri</h2>
<p>İlk kez çağrıldığı A millî Takımda, özel maçta Lüksemburg karşında forma giydi. Ayrıca ilk golünü 25 Mayıs 2008 de Uruguay’a kafayla atarak Türkiye 1-0 öne geçmiştir. 11 Haziran 2008 günü oynanan İsviçre – Türkiye maçında son dakikada galibiyet golünü atarak, UEFA tarafından maçın adamı seçilmiş ve dikkatleri üzerine çekmiştir.Arda Turan, 15 Haziran 2008 tarihinde Türkiye – Çek Cumhuriyeti maçında takımının ilk golünü atarak galibiyette büyük pay sahibi olmuş ve Türkiye, EURO 2008′de Çeyrek Finale yükselmiştir. Arda Turan Türk Milli Futbol Takımı’nın EURO 2008′de Yarı finale yükselmesinde büyük pay sahibidir ama yarı final maçında ceza nedeniyle oynamayacaktır. A Milli takımda 22 maçta toplam 3 golü vardır.</p>
<h3>Başarılar</h3>
<p>* Galatasaray<br />
o Turkcell Süper Ligi: 1 (Süper Lig 2007-08)<br />
o UEFA Şampiyonlar Ligi ilk maçında “Maçın oyuncusu” (FC Bordeaux)</p>
<p>* Türkiye<br />
o Avrupa Futbol Şampiyonası maçın oyuncusu (2008) Turnuvadaki ilk maçı (İsviçre)</p>
<h3>Milli Takım Golleri</h3>
<p>1. 25 Mayıs 2008 Bochum, Almanya Uruguay 2-3 Hazırlık<br />
2. 11 Haziran 2008 Basel, İsviçre İsviçre 2-1 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası<br />
3. 15 Haziran 2008 Cenevre, İsviçre Çek Cumhuriyeti 3-2 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/arda-turan-kimdir-arda-turan-hayati-ve-kariyeri">Arda Turan Kimdir? Arda Turan Hayatı ve Kariyeri</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/arda-turan-kimdir-arda-turan-hayati-ve-kariyeri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aristoteles (Aristo) Kimdir? Aristoteles&#8217;in Hayatı</title>
		<link>http://www.turkax.com/aristoteles-aristo-kimdir-aristotelesin-hayati</link>
		<comments>http://www.turkax.com/aristoteles-aristo-kimdir-aristotelesin-hayati#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jun 2010 15:48:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ansiklopedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kim-Kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/aristoteles-aristo-kimdir-aristotelesin-hayati</guid>
		<description><![CDATA[Aristoteles Kimdir? Aristoteles&#8217;in babası Nikomakhos, Büyük iskender&#8217;in büyükbabası Makedonya kralı III. Amyntas&#8217;ın saray hekimiydi. Genç Aristoteles böylece tıbbın öncüsü Hipokrates&#8217;e değin geri giden ve tıbbın kurucusu Sağlık Tanrısı Asklepios&#8217;tan kaynaklanan uzun bir doğabilim geleneği içnde yetişti. Düşünsel gelişimi içinde doğal olayların gözlemlenmesine verdiği önem ve Atina&#8217;da kendi kurduğu okulda(Lykeion) hekimlik eğitiminin yar alması onun gençliğinde [...]<p><a href="http://www.turkax.com/aristoteles-aristo-kimdir-aristotelesin-hayati">Aristoteles (Aristo) Kimdir? Aristoteles&#8217;in Hayatı</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Aristoteles Kimdir?</h2>
<p>Aristoteles&#8217;in babası Nikomakhos, Büyük iskender&#8217;in büyükbabası Makedonya kralı III. Amyntas&#8217;ın saray hekimiydi. Genç Aristoteles böylece tıbbın öncüsü Hipokrates&#8217;e değin geri giden ve tıbbın kurucusu Sağlık Tanrısı Asklepios&#8217;tan kaynaklanan uzun bir doğabilim geleneği içnde yetişti. Düşünsel gelişimi içinde doğal olayların gözlemlenmesine verdiği önem ve Atina&#8217;da kendi kurduğu okulda(Lykeion) hekimlik eğitiminin yar alması onun gençliğinde ağır bir eğitimden geçtiğini gösterir Babası ölünce Aristoteles İÖ 367&#8242;de henüz 17 yaşındayken Platon&#8217;un Atina&#8217;daki Akademia&#8217;sına gönderildi. Orada 20 yıl Platon ile birlikte felsefe dialoglarında bulundu. İÖ 347/348 &#8216;de Platon&#8217;un ölmesi üzerine Akademia&#8217;nın başına yeğeni Speusippos geçti. Aristoteles&#8217;de bazı araştırmacılara göre bu göreve atanmadığı için, bazılarına görede o sıralarda Makedonya&#8217;ya karşı bir siyasal havanın egemen olmasından dolayı Atina&#8217;dan ayrıldı.</p>
<p>Düşünsel gelişiminin ikinci döneminde Aristoteles arkadaşı Khalkedonlu Ksenokrates ve sonraki belli başlı izleyicilerden Erosos&#8217;lu Theophrastos ile birlikte o sıralarda yeni kurulmakta olan Assos kentinde(bugün Batı Anadolu&#8217;da Behramkale) yeni bir akademi oluşturdu. Burada hükümdar Hermeias&#8217;ın öğretmeni ve onun yeğeni ve evlatlığı Pythias ile evlendi. Pythias bir kız çocuk doğurduktan sonra ölünce , Aristoteles Herpyllis ile evlendi. Aristoteles Assos&#8217;da mutlu geçirdiği anlaşılan üç yıldan sonra yakındaki Lesbos(Midilli) Adasının başkenti Mytilene&#8217;ye yerleşti. Ve orada adanın yerlisi olan öğrencisi Theophrastos ile birlikte Akedemia&#8217;ya benzer bir felsefe çevresi kurdu. Doğabilim araştırmalarına daldı. Düşünsel gelişmesi içinde astronomi ve buna bağlı kuramsal çalışmalardan ayrılarak yeryüzüne özelliklede biyolojiye ilgi duyması bu döneme rastlar.</p>
<p>İÖ 343-342&#8242;de Makedonyalı II. Philiphos, Aristoteles&#8217; i Pella&#8217;daki başkentine 13 yaşındaki oğlu İskender&#8217;e öğretmenlik etmeye çağırdı. Üç yıl kadar süren bu eğtimde Aristoteles, İskender&#8217;e ağırlıkla Homeros&#8217;u tiyatroya dayalı sanatı ve ayrıca politikayı konu alan bir öğrenim programı uyguladı. Siyasete olan ilgiside bu dönemde yoğunlaştı. Ama İskender&#8217;in siyasal görüşlerinin Aristoteles&#8217;inkilerden çok fazla etkilendiği söylenemez. Ayrıca İskender&#8217;in kurduğu büyük imparatorluk düşünsel olarak aristoteles&#8217;in kent devleti(polis) anlayışını temel alan siyaset görüşüne uygun değildir.</p>
<p>İÖ 339&#8242;da doğum yeri olan Stagiros&#8217;a dönen Aristoteles, İÖ 335&#8242;te yeniden Atina&#8217;ya gitti. Bu sırada Speusippos ölmüş,Akademia başsız kalmıştı. Ama Akademia&#8217;lılar Aristoteles yerine Ksenokrates&#8217;i başkan seçince o da kent dışında Apollon Lykeion&#8217;a adanan kutsal koruluk içinde bazı binalar kiralayarak, kendi okulunu kurdu.</p>
<p>İÖ 323&#8242;te Büyük iskender ölünce Atina&#8217;da makedonya&#8217;ya karşı eğilimler yeniden ortaya çıktı. Ve Aristoteles 20 yıl önce yazdığı bir şiir nedeniyle en büyük suç sayılan dinsizlikten yargılandı. Suçlu bulunacağı kesinlik kazanınca izleyicileriyle birlikte Atina&#8217;nın kuzeyindeki Eurips boğazında, Khalkis&#8217;e gitti. Aristoteles bir yıl sonra bir mide rahatsızlığndan öldü.</p>
<p>Aristoteles öteki bilimler için bir alet olarak gördüğü mantık biliminin kurucusu kabul edilir. Aristoteles mantığı, insanı ayırt eden en önemli yanının dil olduğu, us(logos) sahibi olmasının, söz edebilen bir varlık olmasına dayandığı görüşünden yola çıkar. Böylece mantık Aristoteles&#8217;in kendi kullandığı terimle çözümlemedir. Aristotelis&#8217;in mantık bilimi ile birlikte felsefe tarihine en özgün katkısını oluşturan metafizik aslında kendi kullandığı bir ad değildir. Bu bigi dalı Aristoteles&#8217;e göre varlığı varlık olarak ele alan ve onun ne liğini araştıran felsefe dalıdır. Aristoteles bu bilgi dalının tek özgür bilim olduğunu çünkü kendinden başka bir amacı bulunmadığını söyler, bunu insanın doğal olarak merak güdüsünün ürünü olduğunu vurgular. Bilimleri türleri açısından sınıflandıran Aristoteles temelde üç kuramsal bilimden söz eder. Metafizik, Matematik ve fizik. Bunların dışında pratik bilimler, belli bir amaç için işlenen bilimler vardır. Bunlarda tutum ve eylemleri konu edinen etik ve politika ile üretime yönelik yapılmış ve yazılmış sanatların bilimleridir. Varlığın sürekli ve bitmeyen bir evren içinde ne&#8217;liğini ve çeşitliliğni ele alan Aristoteles bütün varlıkların ve değişimlerinin mantıksal olarak geriye götürülmesi biçiminde geliştirdiği &#8220;neden&#8221; görüşüyle bunların en son nedeni olarak bir hareket etmeyen hareket ettirici ve &#8220;ilk neden&#8221; düşüncesine ulaşır. Bu kavram ve ona ulaşan usavurma zinciri, sonraları hem hıristiyan hem müslüman düşünürlerce tanrının varlığının kanıtı olarak kullanılmıştır.</p>
<h2>Aristoteles&#8217;in Hayatı</h2>
<p>Aristoteles, Ege Denizi&#8217;nin kuzeyinde bulunan Stageria&#8217;da doğmuştur (M.Ö. 384-322). O dönemde, Stageria&#8217;da İyon kültürü egemendir ve Makedonyalıların buraları istila etmeleri bile bu durumu değiştirmemiştir. Bu nedenle Aristoteles&#8217;e bir İyonya filozofu denilebilir.</p>
<p>Annesi hakkında adından başka hiçbir şey bilinmemektedir; babası Nicomaihos, hekimdir ve Makedonya Krallarından Amyntus&#8217;un (M.Ö.393-370) hekimliğine getirildiğinde, ailesi ile birlikte Stageria&#8217;dan Makedonya&#8217;nın başkentine taşınmıştır. Aristoteles burada öğrenim görmüş ve savaş yaşamına ilişkin ayrıntılı bilgiler ve deneyimler edinmiştir; bir taraftan İyon ve diğer taraftan Makedonya etkileriyle biçimlenmiş ve gençliğinde, ilgisini daha çok tıp üzerinde yoğunlaştırmıştır. 17 yaşına geldiğinde öğrenimini tamamlaması için Atina&#8217;ya gönderilen Aristoteles, hayatının 20 yılını (M.Ö. 367-347) burada geçirmiştir. Atina&#8217;ya gelir gelmez, Platon&#8217;un öğrencisi olarak Akademi&#8217;ye girmiş ve hocasının ölümüne kadar burada kalmıştır. Platon, sürekli olarak çekiştiği bu değerli öğrencisinin zekasına ve enerjisine hayran kalmış ve ona Yunanca&#8217;da akıl anlamına gelen Nous adını vermiştir. Atina&#8217;da kaldığı süre içerisinde Aristoteles, başka hocaları da izlemiş ve mesela Agora&#8217;da politik dersler almıştır.</p>
<p>Bir sarraf olarak iş hayatına atılmış ve daha sonra çok varlıklı olmuş Hermenias, kısa bir süre içinde çok geniş toprakları mülk edinmiş ve Aterneus&#8217;un yöneticiliğine gelmişti. Akademi&#8217;nin öğrencisi ve hocası Platon&#8217;un hayranıydı. Onun devlet yönetimine ilişkin önerilerini çok olumlu karşılıyor ve Platon&#8217;un önderliğinde daha iyi bir yönetim oluşturmak istiyordu. Bu amaçla Assos&#8217;ta Akademi&#8217;nin kolu olan bir okul kurmuştu. Platon&#8217;un ölümünden sonra, Aristoteles bu okulda görev aldı ve üç yıl boyunca burada çalıştı. Bir ara Hermenias&#8217;ın yeğeni Pythias ile evlendi.</p>
<p>Aristoteles, Assos&#8217;ta kaldığı süre içerisinde, zaman zaman dostu Teofrastos&#8217;un memleketi olan Mytilen&#8217;e gitmiştir. Bu seyahatlar, Aristoteles&#8217;in gözlemler yapması ve kendisini yetiştirmesi açısından çok yararlı olmuştur.</p>
<p>Bu sıralarda II. Philip, oğlu İskender için iyi bir öğretmen aramaktaydı ve Assos&#8217;taki okulun yöneticisi olan Aristoteles, yavaş yavaş dikkatini çekmeye başlamıştı. Görev, Aristoteles&#8217;e önerildi ve o da bu öneriyi seve seve kabul ederek, II. Filip&#8217;in oturmakta olduğu Pella&#8217;ya gitti. Aristoteles&#8217;in öğretmenliği, 343 yılından 340 yılına kadar sürdü. İskender, 336&#8242;da babası ölünce, onun yerine geçti ve eski öğretmeni Aristoteles&#8217;i danışman olarak atadı. Daha sonra İskender Yunanistan&#8217;daki ve Balkanlar&#8217;daki ayaklanmaları bastırmak üzere harekete geçince, Aristoteles, onu bırakarak, büyük idealini gerçekleştirmek amacıyla, yani yeni bir okul kurmak amacıyla Atina&#8217;ya döndü.</p>
<p>İskender&#8217;in M.Ö. 323 yılında ölmesi, Aristoteles&#8217;i çok güç bir durumda bırakmıştı; çünkü Lise&#8217;nin kurulması sırasında İskender&#8217;in yapmış olduğu yardımlar ve Hermenias için yazmış olduğu zafer türküsü, Atina&#8217;daki düşmanları tarafından hatırlanmıştı. Aristoteles, dinsizlikle suçlandı ve Atinalıların, Sokrates&#8217;i ölüme mahkum etmekle işlemiş oldukları suçu yinelememeleri için Chalcis&#8217;e kaçtı ve orada yakalanmış olduğu bir hastalık sonucunda M.Ö. 322 yılında öldü.</p>
<p>Aristoteles&#8217;in hiçbir resmi kalmamıştır. Diogenes&#8217;e göre, ince bacaklı ve küçük gözlüymüş. Viyana&#8217;daki Sanat Tarihi Müzesi&#8217;nde sergilenmekte olan mermer başın Aristoteles&#8217;e ait olduğu iddia edilmekteyse de, bunu kanıtlayacak herhangi bir ipucu yoktur.</p>
<p>Aristoteles, İskender&#8217;i bırakarak Atina&#8217;ya döndüğünde, oradaki dostlarıyla buluşmuştu; ama aradan 20 yıl geçmiş olduğu için, artık eski okuluna dönemezdi. Başka bir okul kurmaya karar verdi ve bu maksatla kentin batısında bulunan ve Apollon Lyceios&#8217;un (Kurt Tanrı) anısına ayrılmış olan ormanlık alanı seçti. İşte bugün de kullanmakta olduğumuz Lise adı, bu Lyceios&#8217;tan gelmektedir.</p>
<p>Lise&#8217;de eğitim ve öğretimin nasıl yapıldığına ilişkin kesin bir bilgiye sahip değiliz; ancak bazı kaynakların bildirdiğine göre, sabahları yeni başlayanlara, akşamları ise geniş halk kitlelerine dersler verilmekteymiş.</p>
<p>Akademi ve Lise, aslında felsefe öğretimi veren okullardı. Ancak Akademi, daha çok metafiziğe ve bu arada ahlak ve siyaset gibi konulara yönelmişti. Lise&#8217;de ise araştırmalar, Aristoteles&#8217;in daha çok mantık ve bilimlerle ilgilenmesi nedeniyle, bu alanlarda yoğunlaşmıştı.</p>
<p>Aristoteles 13 yıl boyunca Lise&#8217;nin yöneticiliğini yaptı ve ölümünden sonra yerine arkadaşı Teofrastos geçti. Teofrastos, 37 yıl bu okulun yöneticiliğini üstlendi ve yapmış olduğu yeni düzenlemelerle Lise&#8217;yi kurumsallaştırmayı başardı; ancak Lise, Akademi kadar uzun ömürlü olamadı.</p>
<p>Aristoteles&#8217;in matematik bilgisi araştırmalarına yeterli olacak düzeydeydi; bilimleri matematik, fizik ve metafizik olarak üç bölüme ayırırken, Platon gibi, matematiğe &#8211; yani aritmetik, geometri, astronomi ve müzik bilimlerine &#8211; bir öncelik tanımıştı; ancak uygulamalı matematikle ilgilenmiyordu. &#8220;Eşit şeylerden eşit şeyler çıkarılırsa, kalanlar eşittir.&#8221; veya &#8220;Bir şey aynı anda hem var hem de yok olamaz (üçüncü durumun olanaksızlığı ilkesi)&#8221; gibi aksiyomların bütün bilimler için ortak olduğunu, postülaların ise sadece belirli bir bilimin kuruluşunda görev yaptığını söyleyerek, aksiyom ile postüla arasındaki farklılığa işaret etmişti. Aristoteles&#8217;in, süreklilik ve sonsuzluk hakkında yapmış olduğu temkinli tartışmalar, matematik tarihi açısından oldukça önemlidir. Sonsuzluğun gerçek olarak değil, gizil olarak varolduğunu kabul etmiştir. Bu temel sorunlar üzerindeki görüşleri, daha sonra Archimedes ve Apollonios tarafından yeniden işlenip değerlendirilecektir.</p>
<p>Aristoteles, astronomiye ilişkin görüşlerini Fizik ve Metafizik adlı eserlerinde açıklamıştır; bunun nedeni, astronomi ile fiziği birbirinden ayırmanın olanaksız olduğunu düşünmesidir. Aristoteles&#8217;e göre, küre en mükemmel biçim olduğu için, evren küreseldir ve bir kürenin merkezi olduğu için evren sonludur. Yer evrenin merkezinde bulunur ve bu yüzden, evrenin merkezi aynı zamanda Yer&#8217;in de merkezidir. Bir tek evren vardır ve bu evren her yeri doldurur; bu nedenle evren-ötesi veya evren-dışı yoktur. Ay, Güneş ve gezegenlerin devinimlerini anlamlandırmak için Eudoxos&#8217;un ortak merkezli küreler sistemini kabul etmiştir.</p>
<p>Acaba Aristoteles bu kürelerin gerçekten varolduğuna inanıyor muydu? Elimizde buna ilişkin kesin bir kanıt bulunmamakla birlikte, geometrik yaklaşımı mekanik yaklaşıma dönüştürmüş olması, inandığı yönündeki görüşü güçlendirmektedir. De Caelo&#8217;da (Gökler Üzerine) yapmış olduğu en son belirlemelere göre, en dışta bulunan Yıldızlar Küresi, yani evreni harekete getiren ilk hareket ettirici, aynı zamanda en yüksek tanrıdır. Metafizik&#8217;te ise, Yıldızlar Küresi&#8217;nin ötesinde, sevenin sevileni etkilediği gibi gökyüzü hareketlerini etkileyen, hareketsiz bir hareket ettiricinin bulunduğunu söylemiştir. Öyleyse Aristoteles, yalnızca gökcisimlerinin tanrısal bir doğaya sahip olduğuna inanmakla kalmamakta, onların canlı varlıklar olduğunu da kabul etmektedir. Bu evrenbilimsel kuram, Fârâbî ve İbn Sinâ gibi Ortaçağ İslâm Dünyası&#8217;nın önde gelen filozofları tarafından da benimsenecek ve Kuran-ı Kerim&#8217;de tasvir edilen Tanrı ve Evren anlayışıyla uzlaştırılmaya çalışılacaktır.</p>
<p>Aristoteles&#8217;e göre, Evren, Ayüstü ve Ayaltı Evren olmak üzere ikiye ayrılır; Yer&#8217;den Ay&#8217;a kadar olan kısım, Ayaltı Evren&#8217;i, Ay&#8217;dan Yıldızlar Küresi&#8217;ne kadar olan kısım ise Ayüstü Evren&#8217;i oluşturur. Bu iki evren yapı bakımından çok farklıdır. Ayüstü Evren ve burada yer alan gökcisimleri, eterden oluşmuştur; eterin, mükemmel doğası, Ayüstü Evren&#8217;e ezelî ve ebedî bir mükemmellik sağlar. Buna karşılık, Ayaltı Evren, her türlü değişimin, oluş ve bozuluşun yer aldığı bir evrendir. Burası, ağılıklarına göre, Yer&#8217;in merkezinden yukarıya doğru sıralanan dört temel öğeden, yani toprak, su, hava ve ateşten oluşmuştur; toprak, diğer üç öğeye nispetle daha ağır olduğu için, en altta, ateş ise daha hafif olduğu için, en üstte bulunur. Aristoteles&#8217;e göre, bu öğeler, kuru ve yaş ile sıcak ve soğuk gibi birbirlerine karşıt dört niteliğin bireşiminden oluşmuştur.</p>
<p>Varlık biçimlerinin mükemmel olmaları veya olmamaları da Yer&#8217;in merkezine olan uzaklıklarına göre değişir. Bir varlık Yer&#8217;e ne kadar uzaksa, o kadar mükemmeldir. Bundan ötürü, merkezde bulunan Yer mükemmel olmadığı halde, merkeze en uzakta bulunan Yıldızlar Küresi mükemmeldir. Bu mükemmel küre, aynı zamanda Tanrı, yani ilk hareket ettiricidir.</p>
<p>Aristo&#8217;nun bu ve diğer görüşleri orta çağ boyunca bir çok filozozu etkilemiş, ve daha sonraki dönemleri de şekillendirmiştir. belki de felsefenin temel ilkeleri Arsito mantığı üzerine kurgulanmıştır.</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/aristoteles-aristo-kimdir-aristotelesin-hayati">Aristoteles (Aristo) Kimdir? Aristoteles&#8217;in Hayatı</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/aristoteles-aristo-kimdir-aristotelesin-hayati/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arşimet (Archimedes) Kimdir? Arşimet Hayatı</title>
		<link>http://www.turkax.com/arsimet-archimedes-kimdir-arsimet-hayati</link>
		<comments>http://www.turkax.com/arsimet-archimedes-kimdir-arsimet-hayati#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 14:51:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ansiklopedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kim-Kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/arsimet-archimedes-kimdir-arsimet-hayati</guid>
		<description><![CDATA[Arşimet Kimdir? Eski Yunan fizik ve  matematikçisi olan Arşimet,  M.Ö. 287-212 yılları  arasında yaşadığı tahmin edilmektedir. Sicilya’nın Syracuse şehrinde doğan Arşimet&#8217;in babası, Pheidias bir astronomdur. İskenderiye’de ders görmüş olup, Öklid’in ( Euclid ) talebesidir. Arşimet kendisini meşhur yapan Mekanik buluşlara hiç kıymet vermemiş, bunları normal ilmi çalışma olarak kabul etmişti. Hatta, küre yapımı hariç, bunlar [...]<p><a href="http://www.turkax.com/arsimet-archimedes-kimdir-arsimet-hayati">Arşimet (Archimedes) Kimdir? Arşimet Hayatı</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Arşimet Kimdir?</h2>
<p>Eski Yunan fizik ve  matematikçisi olan Arşimet,  M.Ö. 287-212 yılları  arasında yaşadığı tahmin edilmektedir. Sicilya’nın Syracuse şehrinde doğan Arşimet&#8217;in babası, Pheidias bir astronomdur. İskenderiye’de ders görmüş olup, Öklid’in ( Euclid ) talebesidir.</p>
<p>Arşimet kendisini meşhur yapan Mekanik buluşlara hiç kıymet vermemiş, bunları normal ilmi çalışma olarak kabul etmişti. Hatta, küre yapımı hariç, bunlar hakkında herhangi bir belge bırakmayı reddetmiştir. Güneş ışınlarını bir noktaya toplayan bir ayna yaparak, bu ayna vasıtasıyla Romalılara ait gemileri yaktığı söylenirse de böyle bir Aleti keşfetmesi muhtemel, fakat Roma donanmasının imhasında kullandığı şüphelidir. Hieron ile ilgili olan bir hikaye daha önemlidir. Hikayenin birine göre, Syracuse kralı Hieron kendisine Altından bir taç yapan kuyumcunun buna Gümüş katmasından şüphelenir.</p>
<p>Bu şüphe üzerine ünlü bilgin Arşimed’e başvurarak tacı bozmadan hilenin varlığını ortaya çıkarmasını ister. Arşimet konuyu uzun uzun düşünür. Bir Gün banyo yaparken vücudunun Su içinde kalan kısımlarında bir hafiflik hissederek şaşırır. Suyun, içine batan cisimlere bir kaldırma kuvveti tatbik ettiğini keşfeder. Bu buluşunun heyecanı içersinde sokağa fırlayarak “Eureka! Eureka!” “Buldum! Buldum!” diye bağırmıştır. Taca konan ilave alaşımın; tacın ve taca eşit ağırlıktaki Altın ve Gümüşün bir kap suya ayrı ayrı konularak taşan su miktarının ölçülmesiyle bulunabileceğini bulmuştur. Mekanikteki çalışması “Bana bir destek noktası verin, dünyayı yerinden oynatayım” sözü ile meşhur olmuştur. Bir kürenin Hacmi ile yüzeyi arasındaki bağıntı, buluşlarından en önemlisi olarak telakki edilir.</p>
<p>Onun yaptığı söylenen mekanik makinalar hakkındaki rivayetler değişiktir. Yaptığı su vidası günümüzde hala Mısır’da tarlaların sulanmasında kullanılmaktadır.</p>
<p>M.Ö. 212’de Syracuse’un Marcellus tarafından alınmasını takib eden genel katliamda, Arşimet kum üzerindeki bir matematik şekliyle uğraşırken bir Romalı Asker tarafından yanlışlıkla kılıçla öldürülmüştür.</p>
<p>Filozof’un kendi arzusuna uyularak, mezarı bir silindirin içine alınmış bir küre ile işaretlenmiştir.</p>
<h2>Arşimet Hayatı</h2>
<p>Arşimet  (M.Ö. 287, Sicilya &#8211; M.Ö. 212, Sicilya), Yunan matematikçi, fizikçi, astronom, filozof ve mühendis. Bir hamamda yıkanırken bulduğu iddia edilen suyun kaldırma kuvveti bilime en çok bilinen katkısıdır.Ancak pek çok matematik tarihçisine göre integral hesabın kaynağı da Archimedes&#8217;tir.<br />
Roma generali Marcellus, Sirakuza&#8217;yı kuşattığında, Archimedes mühendisin yapmış olduğu silahlar nedeniyle şehri almakta çok zorlanmıştı. Bunların çoğu mekanik düzeneklerdi ve bazı bilimsel kurallardan ilham alınarak tasarlanmıştı. Örneğin, makaralar yardımıyla çok ağır taşlar burçlara kadar çıkarılıyor ve mancınıklarla çok uzaklara fırlatılıyordu. Hatta Archimedes&#8217;in aynalar kullanmak suretiyle Roma donanmasını yaktığı da rivayet edilmektedir. Ancak bütün bunlara karşın M.Ö. 212 yılında Romalılar Sirakuza&#8217;yı zapt ettiler ve şehrin diğer ileri gelenleriyle birlikte Arşimet&#8217;i de öldürdüler.<br />
Söylentilere göre; &#8220;bu sırada Archimedes kum üzerine çizdiği çemberlerle hesaplar yapmaktadır. Elinde boynuna vurulmak üzere kaldırılan bir kılıçla yaklaşan romalı askere aldırmaz bile. Başını hesaplarından kaldırmadan &#8220;çemberlerime dokunma&#8221; der. Arşimedin kesik başı çemberlerin arasına düşer.&#8221;<br />
Archimedes hem bir fizikçi, hem bir matematikçi, hem de bir filozoftur. Gençliğinde bir süre İskenderiye&#8217;de bulunmuş, burada Eratosthenes ile arkadaş olmuş ve daha sonra da onunla mektuplaşmıştır. Archimedes&#8217;in mekanik alanında yapmış olduğu buluşlar arasında bileşik makaralar, sonsuz vidalar, hidrolik vidalar ve yakan aynalar sayılabilir. Bunlara ilişkin eserler vermemiş, ancak matematiğin geometri alanına, fiziğin statik ve hidrostatik alanlarına önemli katkılarda bulunan pek çok eser bırakmıştır.<br />
Geometriye yapmış olduğu en önemli katkılardan birisi, bir kürenin yüzölçümünün 4πr2 ve hacminin ise 4/3 πr3 eşit olduğunu kanıtlamasıdır. Bir dairenin alanının, tabanı bu dairenin çevresine ve yüksekliği ise yarıçapına eşit bir üçgenin alanına eşit olduğunu kanıtlayarak pi&#8217;nin değerinin 3 +l/7 ve 3 +10/71 arasında bulunduğunu göstermiştir.<br />
Archimedes&#8217;in en parlak matematik başarılarından biri de, eğri yüzeylerin alanlarını bulmak için bazı yöntemler geliştirmesidir. Bir parabol kesmesini dörtgenleştirirken sonsuz küçükler hesabına yaklaşmıştır. Sonsuz küçükler hesabı, bir alana tasavvur edilebilecek en küçük parçadan daha da küçük bir parçayı matematiksel olarak ekleyebilmektir. Bu hesabın çok büyük bir tarihi değeri vardır. Sonradan modern matematiğin gelişmesinin temelini oluşturmuş, Newton ve Leibniz&#8217;in bulduğu diferansiyel ve entegral hesap için iyi bir temel oluşturmuştur.<br />
Archimedes Parabolün Dörtgenleştirilmesi adlı kitabında, tüketme metodu ile bir parabol kesmesinin alanının, aynı tabana ve yüksekliğe sahip bir üçgenin alanının 4/3&#8242;üne eşit olduğunu ispatlamıştır.<br />
İlk defa denge prensiplerini ortaya koyan bilim adamı da Archimedes&#8217;dir. Bu prensiplerden bazıları şunlardır:</p>
<p>1. Eşit kollara asılmış eşit ağırlıklar dengede kalır.<br />
2. Eşit olmayan ağırlıklar eşit olmayan kollarda aşağıdaki koşul sağlandığında dengede kalırlar: f1 · a = f2 · b</p>
<p>Bu çalışmalarına dayanarak söylediği &#8220;Bana bir dayanak noktası verin Dünya&#8217;yı yerinden oynatayım.&#8221; sözü yüzyıllardan beri dillerden düşmemiştir.<br />
Archimedes, kendi adıyla tanınan sıvıların dengesi kanununu da bulmuştur. Söylendiğine göre, bir gün Kral II Hieron yaptırmış olduğu altın tacın içine kuyumcunun gümüş karıştırdığından kuşkulanmış ve bu sorunun çözümünü Archimedes&#8217;e havale etmiş. Bir hayli düşünmüş olmasına rağmen sorunu bir türlü çözemeyen Archimedes, yıkanmak için bir hamama gittiğinde, hamam havuzunun içindeyken ağırlığının azaldığını hissetmiş ve &#8220;Buldum, buldum&#8221; diyerek hamamdan fırlamış.Archimedes&#8217;in bulduğu şey; su içine daldırılan bir cismin taşırdığı suyun ağırlığı kadar ağırlığını kaybetmesi ve taç için verilen altının taşırdığı su ile tacın taşırdığı su mukayese edilerek sorunun çözülebilmesi idi.<br />
Archimedes&#8217;in araştırmalarından önce, tahtanın yüzdüğü ama demirin battığı biliniyordu; ancak bunun nedeni açıklanamıyordu. Archimedes&#8217;in bu kanunu doğada tesadüflere yer olmadığını, her zaman aynı koşullarda aynı sonuçlara ulaşılacağını göstermiştir. Archimedes, 23 yüzyıl önce, modern bilimsel yöntem anlayışına çok yakın bir anlayışla, bugün de geçerli olan statik ve hidrostatik kanunlarını bulmuş ve bu katkılarıyla bilim tarihinin en büyük üç kahramanından biri olmaya hak kazanmıştır.</p>
<h2>Sirakuza Savunması</h2>
<p>M.Ö. 216 yılında Archimedes 70 yaşını aşmış, akrabalarından biri olduğu söylenen Sirakuza kıralı Hieron ölmüştü. İkinci Bhon Savaşı sonunda da şehir yenilgiye uğramış, Kartaca&#8217;lılarla birleşmeyi kabul etmişti. Bunun üzerine Romalılar, ünlü konsüllerinden biri olan Claudius Marcellus&#8217;u bir orduyla Sirakuza&#8217;ya gönderdiler.<br />
Yaşlı Archimedes, hiçbir zaman katılmadığı siyaset alanından uzakta kendini çalışmalarına vermiş, sessiz ve sakin bir hayat sürüyordu. Ama onun hikmet ve zekâsına hayranlık duyan hemşehrileri şehri savunması için kendisinden yardım dilediler. Archimedes, bu çağrıyı adeta istemeyerek kabul etti.<br />
Romalılar, onun bir mucit ve mühendis olarak yaratıcı kabiliyetini öğrenmekte gecikmediler. Bir gün, kıyıdaki şehir surlarına kadar sokulan bir Roma savaş gemisi birdenbire dev gibi korkunç bir kerpetenle karşılaştı. Duvarların arkasından çıkan bu alet gemiyi pruvasından yakaladığı gibi çeneleri arasında kıstırarak parçaladı. Kaldıraç kolları ve dönel kasnaklar yardımıyla işleyen bu aletin çalışma prensipleri Archimedes tarafından ortaya konulmuştu. Böylece bir kaldıraç mekanizması ilk defa olarak gerçekleştiriliyordu.<br />
Bu arada surların arkasına yerleştirilen dev mancınıklar, düşmanın üzerine ağır oklar ve taş yağdırıyordu. Güvertesi ve bordası delik deşik olan gemilerin direkleri parçalanıyor, gemidekilerin üzerine düşüyor, düşman ağır kayıplar veriyordu.<br />
Archimedes&#8217;in Güneş ışınlarını büyük bir ayna aracılığıyla düşman üzerine yansıtıp gemileri ateşe verdiği de söylenir. Ama inanılması oldukça güç olan bu hikaye, belki de bir efsaneden başka bir şey değildir.<br />
Bununla birlikte Archimedes&#8217;in icat ettiği makineler, Romalıların gözlerini o derece yıldırmıştı ki surların üzerinde bir ip ya da değnek gördükleri zaman gene onun bir makinesi sanarak bağırıp kaçışıyorlardı. Claudius Marcellus, ister istemez hayranlık duyduğu bu düşmanıyla kendi mühendislerinin başa çıkamayacağını anladı. &#8220;Bu matematik devi ile neden savaşalım ? Bizimle alay eder gibi kıyıda oturup donanmamızı yok ediyor !&#8221; diyerek Sirakuza&#8217;yı tam bir ablukaya aldı.Çok ünlü bir insan olmuştur.</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/arsimet-archimedes-kimdir-arsimet-hayati">Arşimet (Archimedes) Kimdir? Arşimet Hayatı</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/arsimet-archimedes-kimdir-arsimet-hayati/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ali Kuşçu Kimdir? Ali Kuşçu&#8217;nun Hayatı</title>
		<link>http://www.turkax.com/ali-kuscu-kimdir-ali-kuscunun-hayati</link>
		<comments>http://www.turkax.com/ali-kuscu-kimdir-ali-kuscunun-hayati#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 13:49:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ansiklopedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kim-Kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/ali-kuscu-kimdir-ali-kuscunun-hayati</guid>
		<description><![CDATA[Ali Kuşçu Kimdir? Ali Kuşçu asıl adı Ali Bin Muhammed (d. 1403, Semerkant &#8211; ö. 16 Aralık 1474, İstanbul), Türk.[1]  gökbilimci, matematikçi  ve dilbilimci. Gökbilimci ve kelam alimi olan Ali Kuşçu, 15. yüzyıl&#8217;da Semerkant&#8217;ta doğdu. Babası Muhammed, Timur İmparatorluğu Sultanı ve astronomu Uluğ Bey&#8217;in kuşçusu olduğu için, ailesi &#8220;Kuşçu&#8221; lakabıyla meşhur oldu. Küçük yaştan itibaren [...]<p><a href="http://www.turkax.com/ali-kuscu-kimdir-ali-kuscunun-hayati">Ali Kuşçu Kimdir? Ali Kuşçu&#8217;nun Hayatı</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Ali Kuşçu Kimdir?</h2>
<p>Ali Kuşçu asıl adı Ali Bin Muhammed (d. 1403, Semerkant &#8211; ö. 16 Aralık 1474, İstanbul), Türk.[1]  gökbilimci, matematikçi  ve dilbilimci. Gökbilimci ve kelam alimi olan Ali Kuşçu, 15. yüzyıl&#8217;da Semerkant&#8217;ta doğdu. Babası Muhammed, Timur İmparatorluğu Sultanı ve astronomu Uluğ Bey&#8217;in kuşçusu olduğu için, ailesi &#8220;Kuşçu&#8221; lakabıyla meşhur oldu. Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomiye ilgi duyan Ali Kuşçu, Bursalı Kadızâde Rumî, Gıyâseddin Cemşîd ve Muînuddîn Kâşî’den matematik ve astronomi dersi aldı. Daha sonra bilgisini artırmak için Kirman&#8217;a gitti. Burada Hall-ü Eşkâl-i Kamer (Ay Safhalarının Açıklanması) adlı risale ile Şerh-i Tecrîd adlı eserini yazdı. Ali Kuşçu, Semerkant ve Kirman&#8217;da eğitimini tamamladıktan sonra Uluğ Bey&#8217;e yardımcı ve rasathanesine müdür oldu. 1449&#8242;da hacca gitmek istedi. Tebriz&#8217;de Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan kendisine büyük saygı gösterdi ve Osmanlı Devleti ile barış görüşmelerinde yardımını istedi. Ali Kuşçu, Uzun Hasan&#8217;ın sözcülüğünü yaptıktan sonra II. Mehmed&#8217;in davetiyle İstanbul&#8217;a geldi. Osmanlı &#8211; Akkoyunlu sınırında II. Mehmed&#8217;in emriyle büyük bir törenle karşılanan Ali Kuşçu, Ayasofya  medresesine müderris oldu. Ali Kuşçu, 16 Aralık 1474  tarihinde İstanbul&#8217;da öldü.</p>
<h2>Ali Kuşçu&#8217;nun Hayatı</h2>
<p>Türk-İslam dünyasının büyük astronomi ve kelam alimi olan Ali Kuşçu, XV. yüzyıl başlarında Semerkant’ta doğdu. Babası Muhammed, ünlü Türk Sultanı ve astronomu Uluğ Bey’in kuşçusu olduğu için, ailesi ‘Kuşçu’ lakabıyla meşhur oldu. Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomiye ilgi duyan Ali Kuşçu, devrin en büyük alimleri olan Bursalı Kadızâde Rumî, Gıyâseddin Cemşîd ve Muînuddîn Kâşî’den matematik ve astronomi dersi aldı.</p>
<p>Daha sonra bilgisini artırmak için Kirman’a gitti. Burada Hall-ü Eşkâl-i Kamer (Ay Safhalarının Açıklanması) adlı risale ile Şerh-i Tecrîd adlı eserini yazdı.Ali Kuşçu, Semerkant ve Kirman&#8217;da eğitimini tamamladıktan sonra Uluğ Bey&#8217;e yardımcı ve rasathanesine müdür olmuştu. 1449&#8242;da hacca gitmek istedi. Tebriz&#8217;de Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan kendisine büyük saygı gösterdi ve Fatih&#8217;le barış görüşmelerinde yardımını istedi. Ali Kuşçu, Uzun Hasan&#8217;ın sözcülüğünü yaptıktan sonra Fatih&#8217;in davetiyle İstanbul&#8217;a geldi. XV. yüzyılın ilk yarısında, Semerkant, dünyanın en önemli bilim merkeziydi.<br />
Uluğ Bey Rasathanesi, gök bilgisi araştırmaları için en doğru sonuçları alıyordu. Rasathanenin genç müdürü Ali Kuşçu, gece gündüz demeden çalışıyor, bilimsel gerçeklere yenilerini katmak için uğraşıp didiniyordu.</p>
<p>Gökyüzü bilgisi (astronomi), hem değişmez kuralların, kanunların tespit edilmesine yarıyor, hem de gözlemlerle kontrol edilebiliyordu. Otuz yıla yakın bu işte çalışan Ali Kuşçu, bir gün ansızın her şeyi yüzüstü bırakarak hacca gitmeye karar vermişti. Buna da sebep, en olmayacak bir zamanda, sevgili hükümdarı Uluğ Bey&#8217;in 1449 yılında öldürülmesiydi. Gürgân tahtının bu bilgin ve kudretli hûkümdarı, kendi öz oğlu Abdüllâtif&#8217;in ihânetine uğramıştı.</p>
<p>Uluğ Bey, Ali Kuşçu için bambaşka bir mânâ taşıyordu. Her şeyden önce hocasıydı. Ondan matematik ve astronomi dersleri almış, eserlerini uzun uzun incelemiş, sohbetlerinde bulunmuş, hâttâ Doğancıbaşısı olduğu için, adının ucundaki “Kuşçu” lâkabı bile böylece yadigâr kalmıştı.Uluğ Bey, kendi kurduğu rasathaneye de müdür olarak Ali Kuşçu&#8217;yu lâyık görmüş, henüz tecrübesiz bir çağdayken bu dev rasathanenin başındaki çalışmalarda, ona bizzat yardımcı olmuştu. İşte Uluğ Bey&#8217;in bir ihanete kurban giderek öldürülmesi Ali Kuşçu&#8217;yu can evinden vuran bir olaydı.</p>
<p>Ali Kuşçu bu olayla çok kırıldı. Çoluk çocuğunu toparlayıp Tebriz&#8217;e geldi. Uzun Hasan kendisine o kadar saygı gösterdi ki, Konstantiniye Fâtih&#8217;i, bir devri kapayıp yenisini açan genç cihangirle ihtilâfında aracılık etmesini istedi. Genç Fâtih&#8217;in de bilgin olduğunu, bilginlere büyük saygı gösterdiğini biliyordu. İstanbul&#8217;da olup bitenler, kuş kanadıyla Tebriz&#8217;e ulaşıyordu. Şiîlerin casusları ve habercileri yalnız padişahın savaş niyetlerine ve hazırlıklarına dair haberler ulaştırmakla kalmıyorlardı.</p>
<p>Bunun üzerine Ali Kuşçu, kendisine bunca itibar eden Uzun Hasan&#8217;ın dileğini kırmayarak yol hazırlıklarını tamamladı. Semerkant&#8217;ta Kızıl Elma olarak bilinen eski Bizantium&#8217;a ulaştı. Haberciler; onun geleceğini daha önceden saraya uçurmuşlardı. Huzura kabul edildiği zaman Osmanlı hükümdarından beklemediği kadar iltifat gördü. Çünkü, kendisinden önce, eserleri İstanbul&#8217;ca biliniyordu. Uluğ Bey Rasathanesi&#8217;ndeki çalışmalarından, Semerkant&#8217;a aylarca uzak bulunan İstanbul&#8217;daki hükümdarın haberi vardı.</p>
<p>Osmanlı tahtında oturan II. Mehmet (Fatih), gayet dikkatli, bilgili, uyanık bir padişahtı. Âdet olan merasimle Uzun Hasan&#8217;ın elçisini kabul etmiş, dileklerini dinlemiş, ama hemen geri dönmesine izin vermemişti. Ondan, gelip artık batıya kaymış olan ilim merkezlerini aydınlatmasını, bilgisiyle İstanbul medreselerinde ilim heveslisi gençleri yetiştirmesini rica etti.</p>
<p>Bu teklif, Ali Kuşçu için beklenmedik bir iltifattı. Cefâlı olduğu kadar şefkatli olduğunu da bildiği Fatih&#8217;in isteği, onun için emir demekti. Ama, ahlâkı dürüst bir ilim adamı olduğunu şu sözlerle ispat etti: “Hünkârım izin verirlerse önce Tebriz&#8217;e döneyim. Çünkü burada bulunuşumun gerçek sebebi, Akkoyunlu Hükümdarı&#8217;nın elçisi olmaktır. Elçiye zeval yoktur. Gerektir ki, hünkârımın lütûfkâr davetini kabul etmeden önce vazifemi iyi bir sonuca ulaştırdığımı, beni gönderen, bana güvenmiş olan insana bildireyim&#8230;”</p>
<p>Ali Kuşçu&#8217;nun bu mazereti, Fatih&#8217;e son derece akla yakın göründü. Padişah; iki şeye birden sevinmişti: Kuşçu, davetini kabul etmişti, gelip buradaki ilim öğrencilerini yetiştirecekti. İkincisi ise, son derece mert ve ahlâklı bir insandı. Her haliyle, medreselerde yetiştireceği gençlere örnek olacaktı. Bu sebeple, bir müddet daha misafir ettikten sonra kendisine izin verdi.</p>
<p>Değerli matematik ve astronomi bilgini Ali Kuşçu, sözünü tuttu. İki yıl sonra, ailesini de alarak Tebriz&#8217;den hareket etti. Osmanlı İmparatorluğunun sınırlarından karşılanarak ihtişam içinde İstanbul&#8217;a getirildi. Ölümüne kadar da gençleri yetiştirmekle uğraştı. Kuşçu’nun ders vermeye başlamasıyla, İstanbul medreselerinde astronomi ve matematik alanında büyük gelişme oldu.</p>
<p>Ali Kuşçu’nun İstanbul’a gelişi önemlidir; çünkü o zamana kadar İstanbul’da astronomi ile uğraşan güçlü bir bilgin yoktu. Ali Kuşçu, Osmanlılar arasında astronomi bilimini yaydı.</p>
<p>Ali Kuşçu 1474’te İstanbul’da vefat etti.</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/ali-kuscu-kimdir-ali-kuscunun-hayati">Ali Kuşçu Kimdir? Ali Kuşçu&#8217;nun Hayatı</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/ali-kuscu-kimdir-ali-kuscunun-hayati/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hezarfen Ahmet Çelebi Kimdir? Ahmet Çelebi&#8217;nin Hayatı</title>
		<link>http://www.turkax.com/hezarfen-ahmet-celebi-kimdir-ahmet-celebinin-hayati</link>
		<comments>http://www.turkax.com/hezarfen-ahmet-celebi-kimdir-ahmet-celebinin-hayati#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 13:46:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ansiklopedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kim-Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[hezarfen ahmet çelebinin hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/hezarfen-ahmet-celebi-kimdir-ahmet-celebinin-hayati</guid>
		<description><![CDATA[Hezarfen Ahmet Çelebi Hayatı Hezarfen Ahmet Çelebi, kendi geliştirdiği takma kanatlarla uçmayı başaran ilk insanlardan biri olan, 17. yüzyılda Osmanlıda yaşamış Türk bilginidir. 1623-1640 yılları arasında saltanat süren Sultan IV. Murat zamanında, uçma tasarısını gerçekleştirdiği ve geniş bilgisinden ötürü halk arasında Hezarfen olarak anıldığı bilinmektedir. Hezarfen&#8217;in, Leonardo da Vinci&#8217;nin kuşlar üzerinde yaptığı çalışmalarından ilhamlandığı sanılmaktadır. [...]<p><a href="http://www.turkax.com/hezarfen-ahmet-celebi-kimdir-ahmet-celebinin-hayati">Hezarfen Ahmet Çelebi Kimdir? Ahmet Çelebi&#8217;nin Hayatı</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Hezarfen Ahmet Çelebi Hayatı</h2>
<p>Hezarfen Ahmet Çelebi, kendi geliştirdiği takma kanatlarla uçmayı başaran ilk insanlardan biri olan, 17. yüzyılda Osmanlıda yaşamış Türk bilginidir. 1623-1640 yılları arasında saltanat süren Sultan IV. Murat zamanında, uçma tasarısını gerçekleştirdiği ve geniş bilgisinden ötürü halk arasında Hezarfen olarak anıldığı bilinmektedir.</p>
<p>Hezarfen&#8217;in, Leonardo da Vinci&#8217;nin kuşlar üzerinde yaptığı çalışmalarından ilhamlandığı sanılmaktadır. Tarihi uçuşuna İstanbul&#8217;daki Galata Kulesi&#8217;nden başlamış ve İstanbul Boğazı&#8217;nı uçarak geçmeyi başarmıştır. Böylece kıtadan kıtaya uçarak bir ilke daha imza atmıştır.</p>
<p>İlk uçma denemelerinde, 10. yüzyıl Türk alimlerinden İsmail Cevheri&#8217;den ilham almıştır. Cevheri&#8217;nin bulgularını iyice inceleyen ve öğrenen Çelebi, kuşların uçuşunu inceleyerek tarihi uçuşundan önce hazırladığı kanatlarının dayanıklılık derecesini ölçmek için, Okmeydanı&#8217;nda deneyler yapmıştır.</p>
<p>1632 yılında lodos bir havada Galata Kulesi&#8217;nden kuş kanatlarına benzer bir araç takıp kendini boşluğa bırakan ve uçarak İstanbul Boğazını geçip 6000 m. ötede Üsküdar&#8217;da Doğancılar&#8217;a inen Hezarfen Ahmet Çelebi, Türk havacılık tarihinin en kayda değer simalarından birisidir. Bu uçuş hakkındaki belgeler şimdiye kadar sadece Evliya Çelebi&#8217;nin Seyahatname&#8217;sindeki ifadesinden ibarettir.</p>
<p>Bu olay Osmanlı Devletinde ve Avrupada büyük yankı buldu ve dönemin padişahı IV. Murat tarafından da beğenildi. Sarayburnu&#8217;ndaki Sinan Paşa köşkünden bu durumu seyreden Sultan, Ahmet Çelebi ile önce çok yakından ilgilenmiş, hatta Evliya Çelebi&#8217;ye göre &#8220;bir kese de altınla&#8221; sevindirmiş, ancak bu derece bilgili ve becerikli birisinin tehlikeli olabileceğini düşünüp, &#8220;Bu adem pek havf edilecek bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelür, böyle kimselerin bakaası caiz değil&#8221; diyerek onu Cezayir&#8217;e sürgün etmiştir. Ahmet Çelebi orada vefat etmiştir.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti P.T.T. İdaresinin 17 Ekim 1950 Tarihinde İstanbul’da toplanan Milletlerarası Sivil Havacılık Kongresi için çıkardığı üç hatıra pulundan Zeytuni yeşil-mavi renkli 20 kuruşluk olanın taşıdığı temsili resim, Hazerfen&#8217;in Galata Kulesi’nden Üsküdar&#8217;a uçuşunu tasvir etmektedir</p>
<h2>Taha</h2>
<p>Hezârfen Ahmed Çelebi&#8217;nin İstanbul Boğazı üzerinden uçuş hattı.</p>
<p>Evliyâ Çelebi&#8217;nin anlattığı bu uçma öyküsünden çağdaşı olan başka  belgelerde bahsedilmez. Aynı şekilde Sultan Murad&#8217;ın Hezarfen&#8217;i sürgün  edişinden bahseden başka belge de yoktur.</p>
<ul>
<li> Galata Kulesi denizden 35 metre yüksekte inşa edilmiştir. Kubbesinin  tepesi yerden 62.59 m, denizden de 97.59 m yüksektedir.</li>
<li> Doğancılar Meydanı&#8217;nın ortası denizden 12 m yüksektedir.</li>
<li> Galata Kulesinin tepesi ile Doğancılar Meydanı arasındaki mesafe 3358  metredir.</li>
</ul>
<p>Bu veriler, uçuşun rüzgarsız ve sakin bir havada gerçekleştiği, kalkış  esnasında hiç irtifa kaybedilmediği farzedilirse yaklaşık 39.5:1&#8242;lik bir  süzülüş oranı verir. Günümüzdeki en yüksek performanslı koşarak kalkış  yapılan kompozit yelken kanat Aériane Swift&#8217;in maksimum süzülüş oranı  27:1&#8242;dir. Ancak uçuş esnasında Lodos estiği belirtilmekle birlikte,  eserlerinde zaman zaman fantazi öğelerine yer verdiği bilinen Evliya  Çelebi&#8217;nin Seyahatname&#8217;sinde bahsedilen uçuş öyküsünün hayal gücü ile  zenginleştirilmiş olma ihtimali mevcuttur.</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/hezarfen-ahmet-celebi-kimdir-ahmet-celebinin-hayati">Hezarfen Ahmet Çelebi Kimdir? Ahmet Çelebi&#8217;nin Hayatı</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/hezarfen-ahmet-celebi-kimdir-ahmet-celebinin-hayati/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avril Lavigne Kimdir? Avril Lavigne Hayatı ve Ödülleri</title>
		<link>http://www.turkax.com/avril-lavigne-kimdir-avril-lavigne-hayati-ve-odulleri</link>
		<comments>http://www.turkax.com/avril-lavigne-kimdir-avril-lavigne-hayati-ve-odulleri#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Jun 2010 14:33:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ansiklopedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kim-Kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/avril-lavigne-kimdir-avril-lavigne-hayati-ve-odulleri</guid>
		<description><![CDATA[Avril Romana Lavigne Whibley Avril Romana Lavigne Whibley, 27 Eylül 1984&#8242;te Ontario, Kanada&#8217;da doğdu. Babası Fransız, annesi Kanadalı olan Avril, 14 yaşına geldiğinde annesinin ona armağan ettiği gitarla kendi bestelerini yapıp söylemeye başladı. 1998 yılında bir müzik yarışmasını kazandı ve kendisi gibi Kanadalı olan Shaina Twain ile beraber ilk turnesine çıktı. Lavigne, şarkılarını bir videoya [...]<p><a href="http://www.turkax.com/avril-lavigne-kimdir-avril-lavigne-hayati-ve-odulleri">Avril Lavigne Kimdir? Avril Lavigne Hayatı ve Ödülleri</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Avril Romana Lavigne Whibley</h2>
<p>Avril Romana Lavigne Whibley, 27 Eylül 1984&#8242;te Ontario, Kanada&#8217;da doğdu. Babası Fransız, annesi Kanadalı olan Avril, 14 yaşına geldiğinde annesinin ona armağan ettiği gitarla kendi bestelerini yapıp söylemeye başladı. 1998 yılında bir müzik yarışmasını kazandı ve kendisi gibi Kanadalı olan Shaina Twain ile beraber ilk turnesine çıktı. Lavigne, şarkılarını bir videoya kaydetderek ve çeşitli plak şirketlerine gönderdi. Bir süre sonra New York Records ona bir demo yapması için fırsat vereceğini belirten bir mektup gönderdi.</p>
<p>Stüdyoda çalıştığı günlerden birinde Arista Records&#8217;tan gelen birisi onu çok beğendi ve hiç zaman kaybetmeden sanatçıyı Arista Records&#8217;a getirdi. 2002 yılında ise Avril Lavigne dünya çapında 14 milyon satan &#8220;Let Go&#8221; albümüyle birçok ödül alırken sekiz dalda da Grammy adaylığını elde etti.</p>
<p>Kanada&#8217;da listelerde 2. sıraya kadar yükseldi. Albümden 4 adet single çıkardı. &#8220;Complicated&#8221; adlı parçası en fazla çalınan şarkı oldu ve 11 hafta zirvede kaldı. &#8220;I&#8217;m With You,&#8221; ABD&#8217;nin yanısıra İngiltere&#8217;de de zirveye yerleşti. &#8220;Losing Grip&#8221; ise Tayvan ve Şili&#8217;deki listelerde ilk sıraya ulaştı.</p>
<p>Bu albümün başarılarının ardından Lavigne, MTV Müzik Ödülleri&#8217;nde &#8220;En İyi Yeni Bayan Şarkıcı&#8221; dalında ödül aldı. 2003&#8242;de Juno ödüllerinde altı adaylığı bulunurken bunlardan &#8220;Dünya Çapında En Çok Satan Kanadalı Şarkıcı&#8221; dalında ödülü aldı. Grammy ödüllerinde sekiz dalda aday gösterildi. &#8220;Complicated&#8221; şarkısıyla &#8220;Yılın Şarkısı&#8221; ödülünü ve &#8220;En İyi Çıkış Yapan Bayan Şarkıcı&#8221; ödülünü aldı.</p>
<p>25 Mayıs 2004&#8242;te Avril Lavigne&#8217;ın ikinci albümü &#8220;Under My Skin&#8221; piyasaya çıktı. Albüm ABD, İngiltere, Almanya, Japonya, Avustralya, Kanada, Meksika, Arjantin, İspanya, İrlanda, Tayland gibi ülkelerin listelerine bir numaradan giriş yaptı. Ayrıca henüz ilk haftasında ABD&#8217;de 380.000 kopya sattı. Albümde yer alan şarkıların büyük bir kısmını Lavigne kendisi yazdı. Ancak ona bazı şarkılarda Kanadalı söz yazarı Chantal Kreiazuk ve Evanescence&#8217;ın eski gitaristi Ben Moody eşlik etti. Bazı şarkılara da Evan Tauberbenfeld, Raine Maida gibi isimler katkılarda bulundu. Albümün prodüksüyonunda Butch Walker ve Don Gilmore da yer almıştır.</p>
<p>Albümden çıkan ilk single &#8220;Don&#8217;t Tell Me&#8221;, kısa sürede aynı başarıyı yakaladı. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde ve Kanada&#8217;da ilk beşe kadar yükseldi. Avustralya ve Brezilya&#8217;da ise ilk ona girebildi. Fakat albümden çıkan üçüncü single, ilk iki single gibi başarılı olamadı hatta listelerde ilk kırka bile giremedi. 4. single &#8220;He Wasn&#8217;t&#8221;, İngiltere&#8217;de ve Avustralya&#8217;da listelerde ilk 40&#8242;a girdi. Son single olarak &#8220;Fall to Pieces&#8221; yayınlandı. Fakat bu single da pek başarı gösteremedi.</p>
<p>Bu albümün başarıları sonucu World Music Ödülleri&#8217;nde 2004 yılında &#8220;En İyi albüm satan Kanadalı Bayan Şarkıcı&#8221; dalında ödül aldı. 2005 yılında Juno Ödüllerinde beş adaylıktan &#8220;Yılın Bayan Şarkıcısı&#8221;, &#8220;Yılın Pop Albümü&#8221;, &#8220;Hayranların Seçimi&#8221; ödüllerini aldı. Choice Ödüllerinde o yıl &#8220;En Sevilen Bayan Şarkıcı&#8221; ödülünü aldı. Daha ikinci albümle 25 milyondan fazla albüm satmıştır.</p>
<p>Avril Lavigne, yeni albümünü tanıtmak amacıyla 21 şehri kapsayan turnesine 2 Mart 2004&#8242;te çıktı. Bu turnede sergilediği parçaların akustik versiyonlarını daha sonra özel bir albümde topladı. 2005 yılında turnenin bitmesinden sonra oyunculuk kariyerine başladı. Bir sıra modellik de yaptı. 2006&#8242;da Turin-İtalya Kış Olimpiyatları&#8217;nın kapanış töreninde 2010 yılı kış olimpiyatları tanıtımı için &#8220;Who Knows&#8221; adlı şarkısını seslendirerek ülkesi Kanada&#8217;yı temsil etti.</p>
<p>17 Nisan 2007&#8242;de Avril Lavigne&#8217;ın üçüncü albümü &#8220;The Best Damn Thing&#8221; piyasaya çıktı. Albüm Amerika&#8217;da listelere birinci sıradan girdi. Albümün yapımcıları arasında 16 Temmuz 2006&#8242;da evlendiği Sum 41 grubunun solisti Deryck Whibley de vardı. Albümdeki davul ve ritmlerle ilgili kayıtları Travis Barker yapmıştır. Albümden çıkan ilk single &#8220;Girlfriend&#8221;, Billboard Hot 100 listesinde zirveye yerleşti.</p>
<p>Avril Lavigne, ilk sinema deneyimi &#8220;Over The Hedge&#8221; adlı bir animasyon ile oldu. Bu yapımda William Shatner,Bruce Willis, Garry Shandling, Wanda Skykes, Nick Nolte ve Steve Carell gibi isimlerle çalıştı. Ayrıca Oskarlı aktör Richard Gere&#8217;in oynadığı &#8220;The Flock&#8221; adlı filmde bir şüphelinin kız arkadaşı rolünü oynadı. Üçüncü film projesi &#8220;Fast Food Nation&#8221; ise bir kitaptan uyarlamaydı. &#8220;Eragon&#8221; filmi için &#8220;Keep Holding On&#8221; adında bir şarkı yazdı. Diğer yandan da bu şarkı Kanada listelerinde ilk 20&#8242;ye girdi.</p>
<h2>Müzik Kariyeri</h2>
<p>İlk profesyonel menajeri olan Cliff Fabri onu ilk kez Kingston Ontario&#8217;daki bir kitapçıda şarkı söylerken keşfetti. Lennox Community Theatre&#8217;da bir performansı sırasında ise Kanadalı yerel bir şarkıcı olan Steve Medd tarafından fark edildi ve Medd&#8217;in 1999 yılında çıkmış olan Quinte Spirit albümünde yer alan Touch The Sky adlı şarkıda ona eşlik etmesi için teklif aldı.</p>
<p>16 yaşındayken, Arista Records adlı müzik firmasının bir temsilcisi olan Ken Krongard, şirketin patronu Antoni Reid ile görüşmesi için Lavigne&#8217;i davet etti. Reid, Avril ve arkadaşlarını New York&#8217;da dinleyip beğenince Avril&#8217;in ilk albümü kaydedildi ve tamamlandı.</p>
<h2>Let Go (2002-2003)</h2>
<p>Let Go, 4 Haziran 2002 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde çıktı. Bu ülkedeki listelerde ikinci sıraya kadar yükseldi. Kanada, Avustralya ve Birleşik Krallık listelerinde ise zirveye kadar çıktı. Bu albüm Birleşik Krallık&#8217;ta listelerde zirveye yerleşen en genç bayan solist ünvanını da getirmiş oldu.</p>
<p>Albüm, çıkmasından bir ay sonra, Ağustos ayının sonlarına doğru, bir RIAA Sertifikası olan Multi Platin albüm sertifikası alarak multi-platin albüm oldu. 2002 yılının sonlarına doğru, yani çıkışından 6 ay sonra albüm;platin albüm sertifikasından 4 kez almış oldu. Dünya çapında toplam 13.197.000 kopya sattı. Bu rakam 2002 yılında en çok satan bayan vokal albümü oldu.</p>
<h3>Lavigne 2007&#8242;de MuchMusic Ödül Törenindeyken</h3>
<p>Albümden dört adet single çıktı. Complicated Avustralya müzik listelerinde zirveye kadar ulaştı. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde ise en fazla ikinci sıraya kadar ilerledi. Kanada&#8217;da en fazla satan single listesinde de zirveye yerleşti.</p>
<p>Complicated radyolarda en fazla çalan şarkı listesinde üst üste onbir hafta zirvede kaldı. Albümdeki diğer single&#8217;lar da Complicated&#8217;in başarısını tekrarladı. Sk8er Boi, çıkmasının ardından ABD ve Avustralya&#8217;da bir numaraya yükseldi. I&#8217;m With You, ABD&#8217;nin yanı sıra Birleşik Krallık&#8217;ta da zirveye yerleşti. Losing Grip ise Tayvan ve Şili&#8217;deki listelerde ilk sıraya ulaştı.</p>
<p>Bu albümün başarılarının ardından Lavigne, MTV Müzik Ödülleri&#8217;nde En İyi Yeni Bayan Şarkıcı dalında ödül aldı. 2003&#8242;de Juno ödüllerinde altı adaylığı bulunurken bunlardan Dünya Çapında En Çok Satan Kanadalı Şarkıcı dalında ödülü aldı. Grammy ödüllerinde sekiz dalda aday gösterildi. Complicated şarkısıyla Yılın Şarkısı ödülünü ve En İyi Çıkış Yapan Bayan Şarkıcı ödülünü aldı.</p>
<h2>Under My Skin (2004-2005)</h2>
<p>Lavigne, &#8220;Live and by Surprise&#8221; mall isimli turnesi kapsamında Vancouver, Kanada&#8217;da performans esnasındayken</p>
<p>Lavigne&#8217;in ikinci albümü Under My Skin, 25 Mayıs 2004&#8242;de çıktı. Albüm ABD, Birleşik Krallık, Almanya, Japonya, Avustralya, Kanada, Meksika, Arjantin, İspanya, İrlanda,Türkiye ,Tayland gibi ülkelerin listelerine bir numaradan giriş yaptı. Ayrıca henüz ilk haftasında Amerika Birleşik Devletleri&#8217;de 380.000 kopya sattı. Albümde yer alan şarkıların büyük bir kısmını Lavigne kendisi yazdı. Ancak ona bazı şarkılarda Kanadalı söz yazarı Chantal Kreiazuk ve Evanescence&#8217;ın eski gitaristi Ben Moody eşlik etti. Bazı şarkılara da Evan Tauberbenfeld, Raine Maida gibi isimler katkılarda bulundu. Albümün prodüksüyonunda Butch Walker ve Don Gilmore da yer almıştır.</p>
<h3>Avril Lavigne 2005 yılında Cenevre&#8217;de bir konserde</h3>
<p>Albümden çıkan ilk single Don&#8217;t Tell Me, Arjantin ve Meksika&#8217;da zirveye yerleşti. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde ve Kanada&#8217;da ilk beşe kadar yükseldi. Avustralya ve Brezilya&#8217;da ise ilk ona girebildi. İkinci çıkan single,My Happy Ending de birinci single gibi başarılı oldu. Fakat albümden çıkan üçüncü single, ilk iki single gibi başarılı olamadı hatta listelerde ilk kırka bile giremedi. 4. single He Wasn&#8217;t, Birleşik Krallık&#8217;da ve Avustralya&#8217;da çıktı ve bu ülkelerde listelerde ilk 40&#8242;a girdi. Son single olarak Fall to Pieces yayınlandı. Fakat bu single da pek başarı gösteremedi.</p>
<p>Bu albümün başarıları sonucu World Music Ödülleri&#8217;nde 2004 yılında En İyi albüm satan Kanadalı Bayan Şarkıcı dalında ödül aldı. 2005 yılında Juno Ödüllerinde beş adaylık aldı. Bunlardan üç tanesi Lavigne&#8217;e ödül getirdi. Bu ödüller, Yılın Bayan Şarkıcısı, Yılın Pop Albümü, Hayranların Seçimi ödülleridir. Nickelodeon Kid&#8217;s Choice Ödüllerinde o yıl En Sevilen Bayan Şarkıcı ödülünü aldı.Daha 2 albümle 25 milyondan fazla albüm satmıştır.</p>
<p>Lavigne&#8217;in 2004&#8242;te Mattew Gerard ile beraber yazdığı &#8220;Breakaway&#8221; adlı şarkı Kelly Clarkson tarafından seslendirildi. Bu şarkı The Princess Diaries 2.Royal Engagement adlı filmin müzikleri arasında yer aldı.</p>
<p>Avril Lavigne, yeni albümü tanıtmak amacıyla, 2 Mart 2004 tarihinde başlayan yirmi bir şehri kapsayan bir turneye çıktı. Turne Kanada ve ABD&#8217;deki şehirleri kapsıyordu ve Minnesota&#8217;dan başlıyordu. Her performansında yeni albümde yer alan şarkıların akustik versiyonlarını da seslendirdi. Şehirlerdeki konserlerin hepsi son 48 saate kadar açıklanmadı. Turne çok sevildi ve çok başarılı oldu. Bu turnede Avril Lavigne&#8217;in akustik performansları bir albümde toplandı ve ABD&#8217;de bazı müzik albümü satan yerlere dağıtıldı.</p>
<p>2005 yılında Lavigne sürekli turnelerde ve yer aldı. Bundan başka oyunculuk kariyerine de önem verdi. Video klipler ve albümleri ile diğer film çekimlerinin yanı sıra, 2006&#8242;da &#8220;Over the Hedge&#8221; filminde seslendirme yaptı, 2006-2007&#8242;de &#8220;Fast Food Nation&#8221; ve &#8220;The Flock&#8221; filmlerinde oynadı. Ayrıca modellik de yaptı. 2006&#8242;da Torino-İtalya Kış Olimpiyatlarının kapanış töreninde 2010 yılı kış olimpiyatları tanıtımı için Who Knows adlı şarkısını seslendirerek ülkesi Kanada&#8217;yı temsil etti.</p>
<h2>The Best Damn Thing (2006 &#8211; 2007)</h2>
<p>Üçüncü Avril Lavigne albümü olan The Best Damn Thing, 17 Nisan 2007&#8242;de çıktı. Albüm Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ndeki listelere birinci sıradan giriş yaptı. Albümün yapımcıları Dr.Luke, Lavigne&#8217;in eski eşi Deryck Whibley, Rob Cavallo, Butch Walker ve Avril Lavigne&#8217;dir. Albümdeki davul ve ritimlerle ilgili kayıtları Travis Barker yapmıştır. Albümden çıkan ilk single Girlfriend en önemli müzik listelerinden biri olarak kabul edilen Billboard Hot 100 listesinde zirveye yerleşti. Ryan Seacrest&#8217;in radyo programında Lavigne, albümden çıkacak olan ikinci single&#8217;ın When You&#8217;re Gone olacağını söylemiştir.</p>
<h3>Lavigne 2007 yılında yeni albümünü tanıtmak için Hong Kong&#8217;da</h3>
<p>Avril Lavigne, bu yeni albümünü tanıtmak için küçük bir turneye çıkmıştır. Bu turne Alberta&#8217;dan başlamış ve biletler sadece kendisine ait olan hayran kulübü üyeleri için satılmıştır. Bu şov 2 Nisan 2007 &#8216;de CBC adlı televizyon kanalında da yayınlanmıştır.</p>
<p>Lavigne, Darfur&#8217;a yardım amacıyla çıkacak olan Instant Karma:Save Darfur adlı albüme bir John Lennon şarkısı olan Imagine&#8217;i tekrar düzenleyerek katkıda bulunmuştur.</p>
<p>&#8220;Girlfriend&#8221; adlı ilk single&#8217;a remix yapıldı ve Lavigne remixte Lil Mama ile düet yaptı.Ayrıca Avril Lavigne bu albümünden &#8220;Hot&#8221; ve &#8220;The Best Damn Thing&#8221; isimli parçalarını da single yapmıştır. The Best Damn Thing albümünden sonra yeni albüm çalışmalarına başlayan Lavigne&#8217;nin dördüncü albümünü 2009 yılı sonlarına doğru çıkaracağı tahmin ediliyor.</p>
<h2>4.Stüdyo Albümü</h2>
<p>Kasım 2008&#8242;de 4.albüm kayıdını başlatmıştır ve Temmuz 2009&#8242;da 9 parça kaydedilmiştir. Ocak 2010 yılında Alice isimli şarkıyı yazan ve söyleyen Lavigne, Tim Burton tarafından üretilen sountrack, Alice in Wonderland ile 2010 yılının ilk single olarak yayımlanmıştır. Lavigne&#8217;nin 4. stüdyo albümünü Haziran 2010&#8242;da piyasaya süreceği ve Nisan&#8217;da ilk single&#8217;nı çıkaracağı tahmin edilmektedir. Bu albümün Lavigne&#8217;nin diğer albümlerinden çok farklı ve büyük ölçüde akustik olacağı belirtiliyor.<br />
Lavigne&#8217;nin 4.albümdeki parçalar şöyle; &#8220;Everybody Hurts&#8221;, &#8220;Black Star&#8221;, &#8220;Fine&#8221;, &#8220;Darlin&#8221;.</p>
<h2>Film Kariyeri</h2>
<p>Lavigne&#8217;in ilk film deneyimini Over The Hedge adlı bir animasyon filmiyle yaşadı. Bu yapımda William Shatner, Bruce Willis, Garry Shandling, Wanda Skykes, Nick Nolte, Steve Carell ile çalıştı. Ayrıca Oscar ödüllü aktör Richard Gere&#8217;in oynadığı The Flock adlı filmde bir şüphelinin kız arkadaşı rolünü oynadı. Üçüncü film projesi Fast Food Nation bir kitaptan uyarlanmıştı. Eragon filmi için Keep Holding On adında bir şarkı yazdı. Diğer yandan da bu şarkı Kanada listelerinde ilk 20&#8242;ye girdi. Güzel şarkıcı aynı zamanda 2010 yılının Şubat ayında yazdığı Alice adlı şarkısını, Tim Burton eseri Alice in Wonderland filmi için bestelemiştir.</p>
<p>Ayrıca Sabrina adlı dizide, grup arkadaşlarıyla birlikte &#8220;Skater Boy&#8221; şarkısını seslendirerek yer aldı.</p>
<h2>Kişisel Özellikleri</h2>
<h3>2007 MuchMusic Ödüllerinde Lavigne</h3>
<p>.Lavigne&#8217;in vejeteryan olduğu bilinmektedir. Fakat, 2007 yılında yapılan bir röportajda Lavigne, Doruk&#8217;u yemeyi tercih etmediğini söylemiş bununla beraber, vejateryanlıkla ilgili bir yorum yapmamıştır.</p>
<p>Gençken Napanee&#8217;de gittiği bir pizza restoranında yediği zeytin parçalı pizzanın onun en sevdiği yiyecekler arasında yer aldığı, kendisine ait olan Under My Skin Bonez adlı belgeselde belirtilmiştir. Fakat buna ek olarak Avril Lavigne sesine zararlı olacağını düşündüğünden dolayı fazla pizza tüketmemektedir. Avril Lavigne&#8217;in ünlü olmasından sonra Kanada&#8217;da gittiği pizza restoranı pizzalarından birinin ismini Lavigne&#8217;e ithaf etmiştir. Hatta restorana gelen müşteriler hatıra defterine Avril ile ilgili görüşlerini yazmaktadır.</p>
<p>Avril Lavigne&#8217;in sol bileğinde bir yıldız dövmesi bulunmaktadır. Bu dövmenin deseni ayrıca onun ilk albümünün kapağında da kullanılmıştır. Çalışma arkadaşı ve yakın dostu olan Ben Moody de bu dövmeden taşımaktadır. 2004 yılının sonlarında Lavigne, sağ bileğine, içerisinde D harfi olan pembe kalp şeklinde bir dövme daha yaptırdı. D harfi kocasının isminin başharfini simgelemekteydi.</p>
<p>Lavigne, eski gitaristi Jesse Colbum ile romantik bir aşk yaşadı. Her ne kadar diğer eski gitaristi Evan Taubenfeld ile adı dedikodulara karışsa da Avril böyle bir şeyin olmadığını söyledi. Bununla birlikte Taubenfeld, resmi internet sitesinde Avril Lavigne&#8217;in dünyadaki en önemli arkadaşı olduğunu açıkladı. Taubenfeld Avril&#8217;in evlendikten sonra çıkardığı Girlfriend ve The Best Damn Thing adlı single&#8217;larının kliplerinde de yer almaktadır. Avril Lavigne, J-14 adlı bir dergiye ilk öpücüğünü 14 yaşındayken verdiğini söyledi. Şubat 2004&#8242;de Kanadalı şarkıcı, Sum 41 grubunun solisti Deryck Whibley ile beraber olmaya başladı. 27 Haziran 2005&#8242;de nişanlandılar. Whibley, Lavigne&#8217;e Venedik&#8217;de bir gondol gezisi sırasında evlenme teklif etti. İkili, 110 misafirin katıldığı bir katolik töreniyle 15 Temmuz 2006&#8242;da Kaliforniya-Montecito&#8217;da Bella Liliybelle adlı malikhanede dünya evine girdi. Lavigne-Whibley çifti 17 Eylül 2009 tarihinde boşanma kararı aldı [18] ve bu karar Lavigne&#8217;nin resmi Myspace sayfasında hayranlarına duyuruldu. Boşanma kararından kısa bir süre sonra; 9 Ekim 2009 tarihinde [19] çift resmi olarak boşandı.</p>
<h2>Ödülleri &amp; Adaylıkları</h2>
<h2>2002 Ödülleri</h2>
<h3>MTV Video Müzik Ödülleri</h3>
<p>* En İyi Çıkış Yapan Bayan Şarkıcı Complicated ; Ödül.</p>
<h3>MTV Video Müzik Ödülleri Latin Amerika</h3>
<p>* En İyi Çıkış Yapan Uluslararası Bayan Şarkıcı ; Ödül.</p>
<h3>World Music Ödülleri</h3>
<p>* En İyi Kanadalı Bayan Şarkıcı  ; Ödül.</p>
<h2>2003 Ödülleri</h2>
<h3>Juno Ödülleri</h3>
<p>* Yılın Single&#8217;ı Complicated ; &#8216;Ödül.<br />
* En İyi Çıkış Yapan Bayan Şarkıcı &#8211; Ödül.<br />
* Yılın En İyi Pop Albümü Let Go &#8211; Ödül.<br />
* Yılın Albümü: Let Go – Ödül.<br />
* Yılın En İyi Şarkısözü Yazarı &#8211; Ödül.<br />
* Hayranların Seçimi Ödülü &#8211; Ödül.</p>
<h3>Ivor Novello Ödülleri</h3>
<p>* Yılın En İyi Uluslararası Hit Parçası : Complicated &#8211; Ödül.</p>
<h3>Radio Müzik Ödülleri</h3>
<p>* Yılın Şarkısı :Complicated &#8211; Ödül.</p>
<h3>MTV Asya Ödülleri</h3>
<p>* En İyi Bayan Şarkıcı; Ödül.<br />
* En İyi Çıkış Yapan Bayan Şarkıcı &#8211; Ödül.<br />
* The Style Award &#8211; Ödül.</p>
<h3>TMF Ödülleri</h3>
<p>* En İyi Uluslararası Rock Şarkıcısı &#8211; Ödül.</p>
<h3>Grammy Ödülleri</h3>
<p>* Yılın Şarkısı: Complicated &#8211; Ödül.<br />
* En İyi Bayan Pop Performansı : Complicated &#8211; Ödül.<br />
* En İyi Pop Albümü: Let Go &#8211; Ödül.<br />
* En İyi Bayan Rock Performansı: Skater Boy &#8211; Ödül.<br />
* En İyi Çıkış Yapan Bayan Şarkıcı &#8211; Ödül.</p>
<h3>
Amerikan Müzik Ödülleri</h3>
<p>* En İyi Bayan Pop/Rock Bayan Şarkıcısı &#8211; Ödül.</p>
<h3>Nickelodeon Çocukların Seçimi Ödülü</h3>
<p>* En İyi Şarkı: Sk8er Boi &#8211; Ödül.</p>
<h3>MTV Video Müzik Ödülleri Latin Amerika</h3>
<p>* En İyi Uluslararası Bayan Şarkıcı &#8211; Ödül.</p>
<h3>ECHO Ödülleri</h3>
<p>* En İyi Çıkış Yapan Uluslararası Bayan Şarkıcı &#8211; Ödül.</p>
<h3>World Müzik Ödülleri&#8217;</h3>
<p>* Yılın En Çok Satan Kanadalı Bayan Şarkıcısı &#8211; Ödül.</p>
<h2>2004 Ödülleri</h2>
<h3>Grammy Ödülleri</h3>
<p>* Yılın Şarkısı: I&#8217;m with You &#8211; Ödül.<br />
* En İyi Bayan Pop Performansı: I&#8217;m with You &#8211; Ödül.<br />
* En İyi Bayan Rock Performansı: Losing Grip &#8211; Ödül.</p>
<h3>World Müzik Ödülleri</h3>
<p>* En İyi Pop/Rock Şarkıcısı &#8211; Ödül.<br />
* Dünyada En Çok Satan Kanadalı Bayan Şarkıcı &#8211; Ödül.</p>
<h3>MTV Video Müzik Ödülleri (Latin)</h3>
<p>* En İyi Uluslararası Pop Şarkıcısı &#8211; Ödül.</p>
<h3>MuchMusic Video Müzik Ödülleri</h3>
<p>* En İyi Kanadalı Müzik Videosu: Sk8er Boi &#8211; Ödül.<br />
* Hayranların Seçimi En İyi Kanadalı Şarkıcı &#8211; Ödül.</p>
<h3>Common Sense Medya Ödülü</h3>
<p>* En İyi Müzisyen &#8211; Ödül.</p>
<h3>MTV Video Müzik Ödülleri</h3>
<p>* En İyi Pop Videosu &#8211; Ödül.</p>
<h3>American Müzik Ödülleri</h3>
<p>* En Sevilen Pop/Rock Bayan Şarkıcısı &#8211; Ödül.</p>
<h3>Juno Ödülleri</h3>
<p>* Yılın En İyi Müzik DVD&#8217;si &#8211; Ödül.<br />
* Hayranların Seçimi Ödülü &#8211; Ödül.</p>
<h3>Comet Müzik Ödülleri</h3>
<p>* En İyi Uluslararası Bayan Şarkıcı &#8211; Ödül</p>
<h2>2005 Ödülleri</h2>
<h3>Juno Ödülleri</h3>
<h3></h3>
<p>* Yılın En İyi Bayan Şarkıcısı &#8211; Ödül.<br />
* Yılın Pop Albümü: Under My Skin &#8211; Ödül.<br />
* Hayranların Seçimi Ödülü &#8211; Ödül.<br />
* Yılın En İyi Söz Yazarı &#8211; Adaylık.<br />
* Yılın Albümü &#8211; Adaylık.</p>
<h3>MTV Asya Ödülleri</h3>
<h3></h3>
<p>* En Sevilen Bayan Şarkıcı &#8211; Ödül.</p>
<p>Nickelodeon Çocukların Seçimi Ödülü</p>
<p>* En Sevilen Bayan Şarkıcı &#8211; &#8216;Ödül.</p>
<h3>NRJ Müzik Ödülleri</h3>
<p>* En İyi Uluslararası Bayan Şarkıcı &#8211; Ödül.</p>
<h2>2007 Ödülleri</h2>
<h3>MuchMusic Video Ödülleri</h3>
<p>* En İyi Kanadalı Video klibi: Girlfriend &#8211; Ödül.<br />
* En Sevilen Bayan Şarkıcı Hayranların Seçimi Ödülü &#8211; Ödül.<br />
* MTV Avrupa Müzik Ödülleri En İyi Şarkıcı Ödülü &#8211; Ödül.<br />
* MTV Avrupa Müzik Ödülleri En İyi Şarkı Ödülü: Girlfriend &#8211; Ödül.</p>
<h3>World Müzik Ödülleri</h3>
<p>* American Music Awards Video Klibi Hot Yılın Klibi &#8211; Ödül.<br />
* En İyi Pop/Rock Şarkıcısı &#8211; Ödül.<br />
* Dünyada En Çok Satan Kanadalı Bayan Şarkıcı &#8211; Ödül.</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/avril-lavigne-kimdir-avril-lavigne-hayati-ve-odulleri">Avril Lavigne Kimdir? Avril Lavigne Hayatı ve Ödülleri</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/avril-lavigne-kimdir-avril-lavigne-hayati-ve-odulleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

