<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Turkax &#187; Hastalık ve Tedavi</title>
	<atom:link href="http://www.turkax.com/kategori/saglik/hastalik-ve-tedavi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkax.com</link>
	<description>Türkün Bilgi Kaynağı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 03 Apr 2011 07:29:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.5</generator>
		<item>
		<title>Menopozu Kolay Atlatmanın Yolları</title>
		<link>http://www.turkax.com/menopozu-kolay-atlatmanin-yollari</link>
		<comments>http://www.turkax.com/menopozu-kolay-atlatmanin-yollari#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 09:57:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalık ve Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/?p=15864</guid>
		<description><![CDATA[Menapozu rahat bir şekilde atlatmanız mümkün İstanbul Hizmet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Meltem Eğilmez, menopoz belirtileri ve nasıl atlatılması ile ilgili bilgiler verdi. Yumurtalıkların daha az kadınlık hormonu üretmeye başlayan her kadın belli bir yaşa geldiğinde menopozu yaşar. Ancak gelişen tıp ve teknoloji, bu dönemin hissedilmeden atlatılmasını, hatta olumlu yönlerinin kadınlar [...]<p><a href="http://www.turkax.com/menopozu-kolay-atlatmanin-yollari">Menopozu Kolay Atlatmanın Yolları</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Menapozu rahat bir şekilde atlatmanız mümkün</h2>
<p>İstanbul Hizmet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Meltem Eğilmez, menopoz belirtileri ve nasıl atlatılması ile ilgili bilgiler verdi.</p>
<p>Yumurtalıkların daha az kadınlık hormonu üretmeye başlayan her kadın belli bir yaşa geldiğinde menopozu yaşar. Ancak gelişen tıp  ve teknoloji, bu dönemin hissedilmeden atlatılmasını, hatta olumlu  yönlerinin kadınlar tarafından yaşanmasını mümkün hale getirmiştir.  Tabii bu ancak düzenli doktor kontrol ve tedavileri ile mümkündür. Doğal  olarak azalmaya başlayan hormonları kısmen yerine koymayı hedefleyen  hormon replasman tedavisi, bu dönemde olabilecek riskleri en aza  indirebilmekte, yaşam kalitesini arttırmaktadır. Ancak bunun için rutin doktor kontrolleri gereklidir.</p>
<h2>Menopoz Belirtileri</h2>
<p>1. Sıcak basması ve terlemeler. Bu en çok görülen ve en tipik menopoz belirtisidir.</p>
<p>2.  Depresyon, uykusuzluk, sinirlilik ve yorgunluk. Bu şikayetler menopoz  dönemlerine yakın hissedilmeye başlandığında altında psikolojik nedenler  aramadan önce menopoz üzerinde durulmalıdır.</p>
<p>3. Kilo alma bir menopoz belirtisi değildir ve genellikle menopozdan çok önce başlar.</p>
<p>4. Adet düzeninde değişiklikler. Adetlerde gecikmeler, az ya da fazla miktarda veya uzamış adet dönemleri.</p>
<h2>Menopoz <strong>Tedavisi</strong></h2>
<p>Menopozun  tek bir “tedavi”si yoktur. Aslında yapılmaya çalışılan bu hormonal  değişimin vücutta çeşitli sistemlerde yaptığı istenmeyen değişiklikleri önlemek ve hayat kalitesini yüksek tutmaktır. Bu amaçla cinsel hayatı, günlük aktiviteyi, kemik yapısını, kalp-damar  sistemini ve ruh halini yerine göre beraber veya ayrı ayrı o kişi için  göz önüne almak, değerlendirmek ve uygun tedaviyi vermek gerekir. Bundan  da anlaşılacağı gibi herkese uyan “tek tip” bir menopoz “tedavi”si  olamaz. Her ilacın bir yan etkisi vardır. Özellikle hormonlar uzman  kontrolünde olmadan kesinlikle devam edilmemesi gereken ilaçlardır.</p>
<p>Menopozal yaş grubu bayanların yaş riski ile oluşma ihtimali artan başlıca kanser  türleri menopoz takibi yapan kadın hastalıkları ve doğum uzmanları  tarafından taranması ve gerekli tetkiklerin yapılması gerekir.</p>
<p>Bu  amaçlarla , kadın hastalıkları ve doğum bölümü dışında da bu yaşlardaki  kadınların gerek menopoz gerekse yaşın getirisi olan bir takım  hastalıkları taramak ve erken teşhis etmek amacıyla yaş kategorilerine  uygun bir menopoz tarama ve takip programı oluşturulmalıdır.</p>
<h2><strong>Menopozu Daha Rahat Atlatmanın Yolları:</strong></h2>
<p>1. Hemen başlayın ve ömür boyu spor  yapın (kemiklerin erimesi önlenir, tansiyon yükselmeleri önlenir, kalp  ve damarlar korunur, selülit önlenir, ruhsal durumunuz “genç” kalır).</p>
<p>2. Sigara içmeyin.</p>
<p>3. Güneşe çıkın (güneş kemikleri güçlendirir).</p>
<p>4. Her gün kalsiyum alın. Gerekirse çinko takviyesi yapın.</p>
<p>5. Yeşil renkli sebzeleri sofranızdan eksik etmeyin. Örneğin bol bol roka yiyin. Roka, dereotu, ıspanak, brokoli çok yararlı ve sağlıklı besinlerdir.</p>
<p>6. Menopoza girdikten sonra değil, öncesinde bol bol süt ürünü tüketmek önemli. Bunun için her gün yoğurt yiyin.</p>
<p>7. Beyaz unlu gıdalardan ve şekerden uzak durun.</p>
<p>8.  Menopoz döneminde kilo alabilirsiniz. Kilo vermek için aç kalmayın.  Günde üç öğününüzü yiyip, ara öğünlerde de meyve ve tok tutucu hafif  şeyler tüketin.</p>
<p>9. Bol su için ama oda sıcaklığında ılık su olmalı.</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/menopozu-kolay-atlatmanin-yollari">Menopozu Kolay Atlatmanın Yolları</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/menopozu-kolay-atlatmanin-yollari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri Riskini Azaltmak, Korunmak ve Erken Tanı</title>
		<link>http://www.turkax.com/meme-kanseri-riskini-azaltmak-korunmak-ve-erken-tani</link>
		<comments>http://www.turkax.com/meme-kanseri-riskini-azaltmak-korunmak-ve-erken-tani#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 09:48:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalık ve Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/?p=15860</guid>
		<description><![CDATA[Meme kanseri görülme sıklığı İstanbul Hizmet Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Sertaç Demirel meme kanseri hakkında bilgi verdi. Dünyada ve ülkemizde kadınlarda meme kanseri görülme gün geçtikçe artmaktadır. Çevresel, hormonal ve genetiksel nedenlere bağlı olarak meme kanseri teşhisi konan kadınların %70’i 50 yaş üzerindedir. Diğer bir deyimle, yaşı 50’nin üzerinde olan kadınlarda meme kanseri [...]<p><a href="http://www.turkax.com/meme-kanseri-riskini-azaltmak-korunmak-ve-erken-tani">Meme Kanseri Riskini Azaltmak, Korunmak ve Erken Tanı</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Meme kanseri görülme sıklığı</h2>
<p>İstanbul Hizmet Hastanesi Genel Cerrahi  Bölümü’nden Op. Dr. Sertaç  Demirel meme kanseri hakkında bilgi verdi.  Dünyada ve ülkemizde  kadınlarda meme kanseri görülme gün geçtikçe  artmaktadır. Çevresel,  hormonal ve genetiksel nedenlere bağlı olarak  meme kanseri teşhisi  konan kadınların %70’i 50 yaş üzerindedir. Diğer  bir deyimle, yaşı  50’nin üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme  sıklığı, yaşı  50’nin altında olanlardan 4 kat daha fazladır.</p>
<h2><strong>Meme kanseri riski azaltılabilir mi?</strong></h2>
<p>Besinlerle  alınan yağ oranı ile sigara arasında anlamlı bir ilişki gösterilemese  bile A ve C vitamini alanlarda, düzenli spor  yapanlarda meme kanseri  olma riski azalmaktadır. Alınan alkol miktarı  ile maruz kalınan  radyasyon ile de meme kanseri riskinin arttığını  gösteren çalışmalar  vardır.</p>
<h2><strong>Meme kanserinden korunmak için…</strong></h2>
<ul>
<li>Şişmanlığın azaltılması,</li>
<li>Alkol ve sigara alınıyorsa bırakılması,</li>
<li>Hafif egzersiz yapılması (haftada 4 saat tempolu yürüyüş),</li>
<li>Sebze ve meyvenin bol tüketilmesi,</li>
</ul>
<p>gibi basit önlemler ile meme kanseri riski % 30-40 oranında azaltılabilmektedir.<br />
<strong><br />
</strong></p>
<h2><strong>Meme kanserinde erken tanının önemi</strong></h2>
<p>Meme  kanserinde de diğer kanser türlerinde olduğu gibi erken tanı ve tedavi   önemlidir. Dıştan muayenesi diğer organlara göre daha kolay   yapılabilmesi, memede takip programlarına uyulması ile erken tanı şansı   artmaktadır. Erken tanı ve tedavi amacıyla birincil yapılması gereken   kişinin kendi kendini muayenesi, ikincisi bir doktor muayenesi ve   mamografik takiplerdir. Genelde önerilen 20 -30 yaş grubunun adet   bitiminden sonraki günde kendi kendini muayene etmesi, 30-40 yaş   grubunun kendini muayenesi yanında doktor muayenesinin de 3-4 yıllık   aralarda yapılması, 40 yaş sonrasında bu muayenelerle beraber   mamografinin de çekilmesidir. Ailede meme kanseri hikayesinin olması ve   benzeri risk faktörleri bu takip programlarının daha erkene alınmasını   gerektirebilir.</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/meme-kanseri-riskini-azaltmak-korunmak-ve-erken-tani">Meme Kanseri Riskini Azaltmak, Korunmak ve Erken Tanı</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/meme-kanseri-riskini-azaltmak-korunmak-ve-erken-tani/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meme Kanserinin Belirtileri ve Risk Faktörleri Nelerdir?</title>
		<link>http://www.turkax.com/meme-kanserinin-belirtileri-ve-risk-faktorleri-nelerdir</link>
		<comments>http://www.turkax.com/meme-kanserinin-belirtileri-ve-risk-faktorleri-nelerdir#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 09:45:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalık ve Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/?p=15859</guid>
		<description><![CDATA[Meme kanseri riski ve hangi yaşlarda görülür? İstanbul Hizmet Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Sertaç Demirel meme kanseri hakkında bilgi verdi. Dünyada ve ülkemizde kadınlarda meme kanseri görülme gün geçtikçe artmaktadır. Çevresel, hormonal ve genetiksel nedenlere bağlı olarak meme kanseri teşhisi konan kadınların %70’i 50 yaş üzerindedir. Diğer bir deyimle, yaşı 50’nin üzerinde olan [...]<p><a href="http://www.turkax.com/meme-kanserinin-belirtileri-ve-risk-faktorleri-nelerdir">Meme Kanserinin Belirtileri ve Risk Faktörleri Nelerdir?</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Meme kanseri riski ve hangi yaşlarda görülür?</h2>
<p>İstanbul Hizmet Hastanesi Genel Cerrahi  Bölümü’nden Op. Dr. Sertaç Demirel meme kanseri hakkında bilgi verdi.  Dünyada ve ülkemizde kadınlarda meme kanseri görülme gün geçtikçe  artmaktadır. Çevresel, hormonal ve genetiksel nedenlere bağlı olarak  meme kanseri teşhisi konan kadınların %70’i 50 yaş üzerindedir. Diğer  bir deyimle, yaşı 50’nin üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme  sıklığı, yaşı 50’nin altında olanlardan 4 kat daha fazladır.</p>
<h2><strong>Meme kanserinin belirtileri nelerdir? </strong></h2>
<p>1- Memede şişlik olması,<br />
2- Memenin genel olarak boyutunda veya şeklinde oluşan değişiklik,<br />
3- Meme cildinde kızarıklık, morluk, yara, damar genişlemesi, içeri doğru çöküntü, yaygın küçük şişlikler, portakal kabuğu görünüşü gibi noktasal çekintiler şeklinde değişikliklerin meydana gelmesi,<br />
4-  Meme başı ve çevresinde renk ve şekil değişikliği, meme başında  genişleme, düzleşme, içe çökme, yön değiştirme, kabuklanma, çatlaklar  oluşması, yaralar çıkması,<br />
5- Meme başından gelen kanlı veya kansız akıntı,<br />
6- Koltuk altında görülebilen veya elle fark edilen ağrılı ya da ağrısız şişliklerin varlığı.</p>
<h2><strong>Risk faktörleri nelerdir?</strong></h2>
<ol>
<li>İleri yaş,</li>
<li>Birinci derece akrabasında meme kanseri olanlar,</li>
<li>Daha önce meme biyopsisi yapılarak iyi huylu kitle tanısı,</li>
<li>Doğum kontrol hapı kullanımı,</li>
<li>Doğum yapmamış olanlar,</li>
<li>Emzirmemiş olanlar,</li>
<li>Adet görme süresi 40 yıl ve üzerinde olanlar</li>
<li>Şişmanlık ve yağlı beslenme,</li>
<li>Alkol ve sigara tüketimi.</li>
</ol>
<p><a href="http://www.turkax.com/meme-kanserinin-belirtileri-ve-risk-faktorleri-nelerdir">Meme Kanserinin Belirtileri ve Risk Faktörleri Nelerdir?</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/meme-kanserinin-belirtileri-ve-risk-faktorleri-nelerdir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyon Günlük Hayatı Nasıl Etkiler?</title>
		<link>http://www.turkax.com/depresyon-gunluk-hayati-nasil-etkiler</link>
		<comments>http://www.turkax.com/depresyon-gunluk-hayati-nasil-etkiler#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2010 15:25:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalık ve Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/?p=15858</guid>
		<description><![CDATA[Depresyonun günlük hayata etkileri Depresyon, toplumda görülme sıklığı en çok olan bozukluklar arasında yer alıyor. Bir kişinin hayatı boyunca depresyonla yüzleşme olasılığı, kadınlarda %10-25, erkeklerde ise %5-12 arasında. Acıbadem Sağlık Grubu’ndan  Klinik Psikolog Reyan Kanyas, “Depresyondaki kişiye faturalarını ödemek, derse girmek, basit kararlar vermek, kendisini arayanları geri aramak gibi gündelik işler bile ağır geliyor” diyor. [...]<p><a href="http://www.turkax.com/depresyon-gunluk-hayati-nasil-etkiler">Depresyon Günlük Hayatı Nasıl Etkiler?</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Depresyonun günlük hayata etkileri</h2>
<p>Depresyon, toplumda görülme sıklığı en çok olan bozukluklar arasında yer alıyor. Bir kişinin hayatı boyunca depresyonla yüzleşme olasılığı, kadınlarda %10-25, erkeklerde ise %5-12 arasında.</p>
<p>Acıbadem Sağlık Grubu’ndan  Klinik Psikolog Reyan Kanyas, “Depresyondaki kişiye faturalarını ödemek, derse girmek, basit kararlar vermek, kendisini arayanları geri aramak gibi gündelik işler bile ağır geliyor” diyor.</p>
<p>Depresyondaki bir insan genelde olumsuz düşüncelere takılır, kötü deneyimlerine odaklanır, kendini başarısız olarak tanımlar, her şeyin umutsuz olduğu izlenimine kapılabilir ve başkalarına yük olduğunu düşünür. Ağır veya uzun süreli depresyon kişinin kendine güvenini zedeleyebilir ve ölüm, intihar düşüncelerine neden olabilir.</p>
<h2>Depresyon belirtileri</h2>
<p>Reyan Kanyas, depresyonun belirtileri&#8217;ni şöyle sıraladı:</p>
<p>- Depresif duygular ya da duygusuzluk<br />
- Hayattan tat alamama ya da ilgi duymama<br />
- Ağlama krizleri, üzüntü, ve sinirlilik<br />
- Hiç uyuyamama ya da çok fazla uyuma<br />
- İştah ve kiloda belirgin değişiklikler<br />
- Yorgunluk ve enerji kaybı<br />
- Konsantre olmada ve karar vermede zorlanma<br />
- Umutsuzluk, değersizlik ve güçsüzlük duyguları<br />
- Suçluluk duygusu ve kendini eleştirme<br />
- Cinsel isteksizlik<br />
- İntihar düşünceleri ya da denemeleri</p>
<h2>Büyük Değişiklikler Depresyon Nedeni</h2>
<p>Depresyondaki bir kişinin yaşadığı deneyimle ilgili “neden ben?”sorusunun basit bir yanıtı yoktur. Klinik depresyonun nedeni biyolojik, genetik, psikolojik ve toplumsal faktörlerin toplamıdır. Büyük yaşam değişiklikleri, stresli olaylar, hormonal değişiklikler, alkol ve uyuşturucu kullanımı, depresyonun oluşmasına ya da ağırlaşmasına neden olabilir.</p>
<p>Reyan Kanyas,  depresyonun nedenlerini şöyle sıraladı:</p>
<p>Stres ve yaşam değişikliklerine adapte olma güçlükleri<br />
Doğruluğu olmayan negatif düşünceler<br />
Beyin aktiviyelerinin azalması<br />
Beyinde yapısal bozukluklar<br />
Genetik ve hormonal faktörler</p>
<p>Depresyondan kurtulmak için en çok önerilen tedavi yönteminin, &#8220;kişisel psikoterapi&#8221; olduğunu belirten Reyan Kanyas; ayrıca olumsuz düşüncelerin geçerliliğini sorgulayıp bunların olumluları ile değiştirmenin, psikoterapinin amaçlarından biri olduğunu vurguladı. Kanyas, ilaç tedavisi  ve ışık terapisinin de depresyon tedavisinde kullanılan yöntemlerden olduğuna değindi.</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/depresyon-gunluk-hayati-nasil-etkiler">Depresyon Günlük Hayatı Nasıl Etkiler?</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/depresyon-gunluk-hayati-nasil-etkiler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Migren Ağrılarının Diğer Baş Ağrılarından Farkları</title>
		<link>http://www.turkax.com/migren-agrilarinin-diger-bas-agrilarindan-farklari</link>
		<comments>http://www.turkax.com/migren-agrilarinin-diger-bas-agrilarindan-farklari#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2010 15:10:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalık ve Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/?p=15852</guid>
		<description><![CDATA[Migren ne demektir? Türkiye’deki araştırmalar migrene bağlı iş gücü kaybının yılda ortalama 5 gün olduğunu göstermektedir. İstanbul Özel Hizmet Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Çiğdem Türkmen migren  hakkında bilgi verdi. Migren, ataklar halinde gelen, 4-72 saat süren, tekrarlayıcı bir baş ağrısı tipidir. Baş ağrısı tipik olarak tek taraflıdır. Zonklayıcı özellik gösterir, orta-ağır şiddettedir. Yürümek, merdiven [...]<p><a href="http://www.turkax.com/migren-agrilarinin-diger-bas-agrilarindan-farklari">Migren Ağrılarının Diğer Baş Ağrılarından Farkları</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Migren ne demektir?</h2>
<p>Türkiye’deki araştırmalar migrene bağlı iş gücü kaybının yılda   ortalama 5 gün olduğunu göstermektedir. İstanbul Özel Hizmet Hastanesi   Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Çiğdem Türkmen migren  hakkında bilgi   verdi.</p>
<p>Migren, ataklar halinde gelen, 4-72 saat süren, tekrarlayıcı bir baş   ağrısı tipidir. Baş ağrısı tipik olarak  tek taraflıdır. Zonklayıcı   özellik gösterir, orta-ağır şiddettedir.  Yürümek, merdiven çıkmak gibi   rutin fiziksel aktivite ile ağrı artış  gösterebilir. Bulantı, kusma,   ışığa veya sese karşı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir.</p>
<h2>Migren ataklarını diğer baş ağrılarından ayıran özellikler</h2>
<p>1) Tedavi edilmediğinde ya da yetersiz tedavi uygulandığında 4-72 saat sürer,<br />
2) Genellikle tek taraflı ağrı hissedilir,<br />
3) Ağrı zonklayıcı özelliktedir,<br />
4) Ağrı hareketle artma gösterebilir,<br />
5) Ağrıya bulantı ve /veya kusma eşlik eder,<br />
6) Işığa ve sese duyarlılık oluşur.</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/migren-agrilarinin-diger-bas-agrilarindan-farklari">Migren Ağrılarının Diğer Baş Ağrılarından Farkları</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/migren-agrilarinin-diger-bas-agrilarindan-farklari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Migrene Neden Olan Faktörler Nelerdir?</title>
		<link>http://www.turkax.com/migrene-neden-olan-faktorler-nelerdir</link>
		<comments>http://www.turkax.com/migrene-neden-olan-faktorler-nelerdir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2010 15:07:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalık ve Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/?p=15851</guid>
		<description><![CDATA[Migren hastalığı Türkiye’deki araştırmalar migrene bağlı iş gücü kaybının yılda ortalama 5 gün olduğunu göstermektedir. İstanbul Özel Hizmet Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Çiğdem Türkmen migren  hakkında bilgi verdi. Migren, ataklar halinde gelen, 4-72 saat süren, tekrarlayıcı bir baş ağrısı tipidir. Baş ağrısı tipik olarak tek taraflıdır. Zonklayıcı özellik gösterir, orta-ağır şiddettedir. Yürümek, merdiven çıkmak [...]<p><a href="http://www.turkax.com/migrene-neden-olan-faktorler-nelerdir">Migrene Neden Olan Faktörler Nelerdir?</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Migren hastalığı</h2>
<p>Türkiye’deki araştırmalar migrene bağlı iş gücü kaybının yılda  ortalama 5 gün olduğunu göstermektedir. İstanbul Özel Hizmet Hastanesi  Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Çiğdem Türkmen migren  hakkında bilgi  verdi.</p>
<p>Migren, ataklar halinde gelen, 4-72 saat süren, tekrarlayıcı bir baş  ağrısı tipidir. Baş ağrısı tipik olarak  tek taraflıdır. Zonklayıcı  özellik gösterir, orta-ağır şiddettedir.  Yürümek, merdiven çıkmak gibi  rutin fiziksel aktivite ile ağrı artış  gösterebilir. Bulantı, kusma,  ışığa veya sese karşı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir.</p>
<h2>Migreni tetikleyen önemli etkenler</h2>
<p>Migreni tetikleyen birçok faktör vardır bunlar  kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Migrenin başlamasına sebep  olabilen başlıca faktörler;<br />
<strong><br />
1) Stres: </strong>Emosyonel olaylar migrenin başlamasında önemli role sahiptirler.<br />
<strong>2) Hormonal Değişiklikler:</strong> Migrenli kadınların büyük bir kısmında ataklar adet döneminde sıklaşır  ve şiddetleri artar. Bazı kadınlarda ise migren krizleri sadece adet  dönemlerinde olur.<br />
<strong>3) Beslenme ve Bazı İlaçlar:</strong> Çeşitli yiyecekler (eski peynir, çerez, çikolata, tütsülenmiş ya da  salamura balık/et), içecekler  (kırmızı şarap gibi), çeşitli katkı  maddeleri içeren yiyecekler (<strong>Sodyum nitrit;</strong> sosis, salam, işlenmiş etler. <strong>Monosodyum glutamat; </strong>çin yemekleri ve birçok restoran yemekleri. <strong>Aspartam; </strong>sakızlar, diyet içecekler. <strong>Tiramin;</strong> eski peynir, bakla, salamura edilmiş veya işlenmiş yiyecekler), çeşitli ilaçlar (doğum kontrol hapı gibi) ağrıyı tetikleyebilir.<br />
<strong>4) Uyku: </strong>Fazla uyku ve uykusuzluk migren krizini başlatabilir.<br />
<strong>5) İklim Değişiklikleri:</strong> Bazı migren hastaları iklim ve hava değişikliklerinden etkilenebilirler.<br />
<strong>6) Kokular vs:</strong> Bazı ağır kokular migreni provoke edebilir, bu durumlardan kaçınılmalıdır.</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/migrene-neden-olan-faktorler-nelerdir">Migrene Neden Olan Faktörler Nelerdir?</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/migrene-neden-olan-faktorler-nelerdir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Migren Kimlerde Görülür? Migren Hayatı Nasıl Etkiler?</title>
		<link>http://www.turkax.com/migren-kimlerde-gorulur-migren-hayati-nasil-etkiler</link>
		<comments>http://www.turkax.com/migren-kimlerde-gorulur-migren-hayati-nasil-etkiler#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2010 15:05:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalık ve Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/?p=15850</guid>
		<description><![CDATA[Migren hastalığının önemi ve etkisi Türkiye’deki araştırmalar migrene bağlı iş gücü kaybının yılda ortalama 5 gün olduğunu göstermektedir. İstanbul Özel Hizmet Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Çiğdem Türkmen migren  hakkında bilgi verdi. Migren, ataklar halinde gelen, 4-72 saat süren, tekrarlayıcı bir baş ağrısı tipidir. Baş ağrısı tipik olarak tek taraflıdır. Zonklayıcı özellik gösterir, orta-ağır şiddettedir. [...]<p><a href="http://www.turkax.com/migren-kimlerde-gorulur-migren-hayati-nasil-etkiler">Migren Kimlerde Görülür? Migren Hayatı Nasıl Etkiler?</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Migren hastalığının önemi ve etkisi</h2>
<p>Türkiye’deki araştırmalar migrene bağlı iş gücü kaybının yılda ortalama 5 gün olduğunu göstermektedir. İstanbul Özel Hizmet Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Çiğdem Türkmen migren  hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Migren, ataklar halinde gelen, 4-72 saat süren, tekrarlayıcı bir baş ağrısı tipidir. Baş ağrısı tipik olarak  tek taraflıdır. Zonklayıcı özellik gösterir, orta-ağır şiddettedir.  Yürümek, merdiven çıkmak gibi rutin fiziksel aktivite ile ağrı artış  gösterebilir. Bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir.<br />
<strong><br />
</strong></p>
<h2><strong>Migren kimlerde daha sık görülür?</strong></h2>
<p>Migren  en sık 25-55 yaş arası görülür. Kadınlarda erkeklerden daha sıktır; tüm  hayatları boyunca kadınların  %18’ini, erkeklerin  %6’sını etkiler.</p>
<h2><strong>Migren kişinin hayatını nasıl etkiler?</strong></h2>
<p>Migren  ağrısı kişinin normal aktivitelerini engelleyebilir, hem migren  yakınması olan kişinin hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir.  Migren ağrısı çeken kimi hastaların</p>
<p>semptomları, günlük  yaşantısını aksatacak kadar şiddetli olabilir. Kişiyi işine gitmekten ve  günlük işlerini yapmaktan alıkoyabilir. Oysa migren tedavisi için  kullanılmakta olan birçok ilaç vardır.</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/migren-kimlerde-gorulur-migren-hayati-nasil-etkiler">Migren Kimlerde Görülür? Migren Hayatı Nasıl Etkiler?</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/migren-kimlerde-gorulur-migren-hayati-nasil-etkiler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AIDS Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?</title>
		<link>http://www.turkax.com/aids-hastaligi-nasil-tedavi-edilir</link>
		<comments>http://www.turkax.com/aids-hastaligi-nasil-tedavi-edilir#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 12:20:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>wermidon</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalık ve Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/aids-hastaligi-nasil-tedavi-edilir</guid>
		<description><![CDATA[Aids Tedavisi AİDS tedavisi 3 kısımda incelenebilir. Birinci kısımda esas neden olan LAV/HTLV-III virüsünün yok edilmesi. İkinci kısım, hastalığın ya­rattığı bağışıklık yetmezliğinin tedavi edilmesi ve nihayet fırsatçı enfeksiyonların ve refakat eden kanserlerin tedavisi. Şimdi bunları daha yakından görelim: 1. Spesifik antivirüs tedavisi: Virüse karşı ilaçlar. Bunlar virüsün çoğalmasını sağlayan önemli &#8220;ters transkriptaz&#8221; anzimini bloke eden [...]<p><a href="http://www.turkax.com/aids-hastaligi-nasil-tedavi-edilir">AIDS Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Aids Tedavisi</h2>
<p>AİDS tedavisi 3 kısımda incelenebilir. Birinci kısımda esas neden olan LAV/HTLV-III virüsünün yok edilmesi. İkinci kısım, hastalığın ya­rattığı bağışıklık yetmezliğinin tedavi edilmesi ve nihayet fırsatçı enfeksiyonların ve refakat eden kanserlerin tedavisi. Şimdi bunları daha yakından görelim:</p>
<p>1. Spesifik antivirüs tedavisi: Virüse karşı ilaçlar. Bunlar virüsün çoğalmasını sağlayan önemli &#8220;ters transkriptaz&#8221; anzimini bloke eden ilaçlarla, virüsün T lenfositlerine girmesini önleyen ilaçlar olup, halen daha deneysel durumdadırlar ve kesin etkileri ve sonuçları bilinme­mektedir. Bu ilaçların en önemlileri Ribavirin Suramine Fosfonoformat HPA &#8211; 23 olup, halen çeşitli hasta gruplarında denenmektedirler.</p>
<p>2. Bağışıklık sistemini uyaracak tedavi:<br />
Bu maksatla da birçok ilaç denenmektedir. Bunlar arasında en önemlileri:<br />
İnterleukin &#8211; 2 Gamma interferon Lenfosit nakli Kemikiliği nakli<br />
İnterleukin &#8211; 2, T hücrelerinde yapılan bir glikoprotein olup, özel­likle T ve B hücrelerinin çoğalmasını kolaylaştırır. Gamma interfero-nun da yine bağışıklığı uyardığı bilinmektedir. Lenfosit transferi ve kemikiliği nakilleri de azı hastalarda yapılmakla beraber, şimdilik sonuçlar pek parlak değildir. Yine bu maksatla, hastalara bağışıklığı kuvvetlen­diren bir ilaç olan isoprinine verilmektedir. Hastalığın aşısı da çok araş­tırılmakla beraber henüz bulunamamıştır.</p>
<p>3. Fırsatçı enfeksiyonların ve habis hastalıkların tedavisi: Klinik bö­lümünde sözünü ettiğimiz gibi, AİDS sırasında pek çok fırsatçı mik­rop (mantarlar, bakteriler, virüsler, protozoerler) çeşitli hastalık tablo­ları (pnömoni, menenjit, anfesalit, özofajit, anteritler, dermatit) yapmak­tadırlar ve bunun yanında bazı habis hastalıklar da görülmektedir. Bun­ların başarılı tedavisi için önce doğru bir teşhis gerekir. Enfeksiyonun teşhisine göre uygun antibiyotikler verilecektir.</p>
<p>Bu hastalarda pneumocystis carini enfeksiyonunun büyük prob­lem yarattığını düşünen bazı hekimler, daha baştan, koruyucu olarak AlDS&#8217;li hastalara trimethoprim &#8211; sulfamethaxazole vermektedirler. İlaca karşı alerjik reaksiyon göstermeyen hastalarda bu yol tavsiye edile­bilir.<br />
Enfeksiyonların yanında ayrıca görülebilen Kaposi sarkomu veya lenfoma gibi kanserlerin de tedavisi gerekmektedir. Bunlar için duru­ma göre radyoterapi ve kemoterapi kullanılacaktır.</p>
<p>Yukarıda görüldüğü gibi, AİDS&#8217;in tedavisi zordur ve başarı oranı dü­şüktür. Bununla beraber her gün denenmekte olan yeni ilaçlar vardır ve bunlardan birinin etkili olması mümkündür. Yine aranmakta olan AİDS aşısının bulunduğu gün, insanlık büyük bir tehlikeden kurtulmuş olacaktır.<br />
Öldürücü bir hastalık olan AİDS&#8217;in, tedavisi yanında, önlenmesi bu­gün için daha büyük önem taşımaktadır. Bu konuda alınması gereken önlemleri gelecek bölümde anlatacağız.</p>
<h2><strong>Tedavinin amacı </strong></h2>
<p>Tedavinin amacı bağışıklık sistemindeki bozulmayı  engellemek, eğer bağışıklık sistemi zaten bozulmuş ise toparlanmasını  sağlamak ve yeniden işler hale getirmek, kandaki virüs miktarını (viral  yükü) sıradan testlerle saptanabilir düzeyin (500 kopya/ml) altına  indirmek ve burada tutmaktır. Tedavi ile bu amaçlara ulaşıldığında  hastalığın ilerlemesi ve fırsatçı hastalıkların ortaya çıkması  önlenmekte, yaşam süresi uzamakta ve kalitesi artmaktadır.</p>
<p>Tedaviye başlandığında hasta klinik belirti ve  bulguların bol olduğu, fırsatçı hastalıkların ortaya çıktı dönemde olsa  bile tedaviden yarar görebilir, bağışıklık sistemi düzelebilir ve aynı  şekilde yaşam kalitesi artıp süresi uzayabilir.</p>
<p>Tedavinin  bir başka yararı da bulaştırıcılığın azalmasıdır. Viral yük tedavi ile  düşürüldüğünde HIV infeksiyonunun başkalarına bulaşma olasılığı azalır,  özellikle de anneden bebeğe HIV geçiş oranı çok düşer.</p>
<h2><strong>Tedaviye başlama zamanı </strong></h2>
<p>HIV/AIDS infeksiyonunda tedaviye bir kez başlandıktan  sonra hayat boyu devam etmek gerekir. Tedavi herhangi bir zamanda  kesintiye uğrarsa o güne kadar elde edilmiş yararlar hızla kaybedilmeye  başlar, ayrıca daha önce kullanılan ilaçlara direnç gelişme olasılığı  artar.</p>
<p>Hayat boyu tedavi kullanmayı güçleştiren  bazı zorluklar vardır. HIV/AIDS tedavisinde birkaç ilaç birlikte  kullanılmaktadır ve bu ilaçların çoğunu gün içinde belli zamanlarda  almak gerekir. İlaçların birlikte kullanılmaması ve alınma zamanlarına  uyulmaması direnç gelişmesine katkıda bulunur. İlaçların uzun süre  kullanılmasına bağlı olarak ciddi yan etkiler ortaya çıkabilmekte,  tedavinin değiştirilmesi ya da kesilmesi gerekebilmektedir. Yine uzun  süre kullanmaya bağlı olarak ilaçlar direnç gelişmesi sonucu  başlangıçtaki etkinliklerini kaybedebilmektedirler. İşte bu nedenlerden  dolayı tedaviye hasta için en uygun zamanda başlanması gerekir.</p>
<p>HIV infeksiyonlu her hastaya tanı konur konmaz hemen  tedavi önerilmez. Tedaviden elde edilecek yaraların uzun süre ilaç  kullanmanın zorluklarından daha fazla olması gerekir. Bu nedenle,  tedaviye başlamak için hastada HIV/AIDS e ait klinik belirtilerin  (semptomların) bulunup bulunmadığına, CD4 sayıları ile bağışıklık  durumuna, HIV-RNA düzeyi ile kandaki virüs miktarına (viral yüküne)  bakılarak karar verilir.</p>
<p>HIV/AIDS veya fırsatçı  hastalıklar ile ilgili klinik belirti ve bulguları olan semptomatik  hastaların tümüne CD4 sayısı ya da viral yükü ne olursa olsun tedavi  vermek gerekir. Hastalarda görülebilen ateş, ishal, öksürük vb. pek çok  belirti ve bulgunun HIV/AIDS veya onun neden olduğu fırsatçı  infeksiyonlar ya da kanserlere ait belirtiler olup olmadığı hekim  tarafından değerlendirilir.</p>
<p>Hastalık belirtisi  vermeyen (asemptomatik) HIV infeksiyonlu kişilerde ise durum biraz daha  karmaşıktır. Bu kişilerde CD4(+) hücre sayısı ve viral yük birlikte  değerlendirilerek karar verilir. CD4(+) hücre sayısı önemli ölçüde  azalmış, yani 350 hücre/mm³ ün altına düşmüş kişiler tedavi edilmelidir.  Bu hastalarda viral yükün, yani HIV-RNA düzeyinin düşük veya yüksek  olmasının tedavi kararı alınmasında önemi yoktur. Oysa, CD4(+) hücre  sayısı 350 hücre/mm³ün üzerinde olan kişilerde viral yük tedavi kararı  verilmesinde önemli rol oynar. Bu kişilerde viral yük düşükse, yani  HIV-RNA düzeyi 50 000 kopya/mlnin altındaysa hastalığın kısa sürede  kötüye gitmesi olasılığı zayıftır. Bu nedenle, hücre sayısı 350/mm³ ün  üzerinde, viral yükü 50 000 kopya/ml nin altında olan belirtisiz  hastalarda, eğer kendileri de isterse, tedavi ertelenebilir. Bu durumda  CD4(+) hücre sayıları ve viral yük belli aralıklarla izlenmeye devam  edilerek çıkan sonuçlara göre tedavi verilip verilmemesi yeniden  değerlendirilir.</p>
<p>HIV-RNA değerleri 100 000  kopya/ml nin üzerinde olan viral yükü yüksek kişilerde hastalığın hızlı  ilerleme riski vardır. Bu nedenle, bu kişilerde CD4(+) hücre sayısı  350/mm³ ün üzerinde olsa bile tedavi önerilebilir. Hücre sayısı 500/mm³  ün üzerinde olan yani bağışıklık sisteminde henüz önemli bir zayıflama  olmayan kişilerde viral yük yüksek olsa da tedavinin ertelenip yakın  gözlem ile hastanın izlenmesi eğilimi vardır.</p>
<p>Görüldüğü  gibi hastaların hepsi için uygulanabilecek ortak bir tedavi şeması  yoktur. Hangi durumlarda kimlerin tedavi alması gerektiğini gösteren pek  çok kılavuz hazırlanmışsa da, klinik ve laboratuvar bulgularına göre  tedaviye başlama zamanı kişiden kişiye değişmektedir. Bu nedenle,  hastaya ait faktörler mutlaka göz önüne alınmalı, ayrıca ilaçlara ait  yan etkiler, ilaç temininde karşılaşılabilecek güçlükler, çok sayıda  ilaç kullanmak için koşulların uygun olup olmadığı, ilaçlara direnç  gelişmesi olasılığı, kişinin psikolojik olarak böyle bir tedaviye hazır  olup olmadığı hasta ile tartışılarak tedaviye başlama zamanına birlikte  karar verilmelidir.</p>
<h2><strong>Antiretroviral  ilaçlar </strong></h2>
<p>HIV/AIDS tedavisinde kullanılan  ilaçlara antiretroviral ilaçlar denir. Bu ilaçların hemen hemen hepsi  virüsün kan ve vücuttaki diğer hücrelerin içinde çoğalmasını  engellerler. Böylece üremesi baskılanan virüsler çoğalıp başka hücrelere  geçemezler ve hastalığın daha da ilerlemesi engellenir. İçinde virüs  bulunan kan hücreleri de bağışıklık sisteminin yardımıyla zamanla yok  edilir ve sonuçta kandaki virüs miktarı çok azalır. Fakat antiretroviral  ilaçlarla vücuttaki tüm insan immün yetmezlik virüsleri yok edilemez.  Virüsler tedaviye rağmen çok az sayıda da olsa saklanma bölgeleri  denilen yerlerde, özellikle lenf bezlerinde varlıklarını devam  ettirirler. Tedavi kesilerek baskı kaldırılırsa yeniden hızla çoğalmaya  başlayıp diğer hücrelere yayılırlar. Bu nedenle, tedavi bir kez  başlandıktan sonra aralıksız devam ettirilmelidir.Virüsün çoğalmasını  engelleyen ilaçların dışında, virüsün hücreye bağlanmasını ve girmesini  engellemeye yönelik ilaçlar üzerinde de çalışılmaktadır ve bunlardan bir  tanesi de diğer ilaçlarla birlikte kullanılmaya başlanmıştır.</p>
<p>Bugüne kadar 20 den fazla antiretroviral ilaç ruhsat  almıştır ve kullanılmaktadır. Bu ilaçlar nükleozid revers transkriptaz  inhibitörleri (NRTİ), non-nükleozid revers transkriptaz inhibitörleri  (NNRTİ), proteaz inhibitörleri (Pİ) ve füzyon inhibitörleri (Fİ) olmak  üzere dört ana gruba aittirler (Tablo 1). Her grup içindeki ilaçların  ana etki mekanizması aynıdır ve etkinlikleri de birbirine benzer.</p>
<p><em><strong>Tablo 1:</strong></em> Antiretroviral  ilaçlar</p>
<div>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" bordercolor="#660000">
<tbody>
<tr>
<td colspan="4" width="513">Nükleosid ve nükleotid revers transkriptaz  inhibitörleri (NRTİ)</td>
</tr>
<tr>
<td width="91"><strong>İlaç </strong></td>
<td width="109"><strong>Ticari ismi </strong></td>
<td width="123"><strong>Ticari şekli </strong></td>
<td width="191"><strong>Erişkin  dozu </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="91">Zidovudin</td>
<td width="109">Retrovir</td>
<td width="123">300 mg  tablet</td>
<td width="191">12 saate bir 300mg</td>
</tr>
<tr>
<td width="123">100 mg kapsül</td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
</tr>
<tr>
<td width="123">10 mg/ml şurup</td>
<td width="191">8 saate bir 200 mg</td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
</tr>
<tr>
<td width="123">10  mg/ml IV</td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
</tr>
<tr>
<td width="91">Didanosin</td>
<td width="109">Videx</td>
<td width="123">125-200-250-400  mg enterik tablet</td>
<td width="191">Kiloya göre 250-400 mg</td>
</tr>
<tr>
<td width="91">Zalcitabin</td>
<td width="109">Hivid</td>
<td width="123">0.375-.750 mg tablet</td>
<td width="191">8 saate bir 0.750 mg</td>
</tr>
<tr>
<td width="91">Stavudin</td>
<td width="109">Zerit</td>
<td width="123">10-40 mg kapsül</td>
<td width="191">Kiloya göre  12 saate bir 30-40 mg kapsül veya günde bir 75-100 mg tab.</td>
</tr>
<tr>
<td width="123">37.5-100mg tablet</td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
</tr>
<tr>
<td width="123">1 mg/ml solüsyon</td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
</tr>
<tr>
<td width="91">Lamivudin</td>
<td width="109">Epivir</td>
<td width="123">150-300 mg tablet</td>
<td width="191">Günde  bir 300 mg veya 12 satte bir 150 mg tab.</td>
</tr>
<tr>
<td width="123">10 mg/ml solüsyon</td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
</tr>
<tr>
<td width="91">Abacavir</td>
<td width="109">Ziagen</td>
<td width="123">300 mg tablet</td>
<td width="191">12  saatte bir 300mg</td>
</tr>
<tr>
<td width="91">Tenofovir</td>
<td width="109">Viread</td>
<td width="123">300 mg  tablet</td>
<td width="191">Günde bir 300 mg</td>
</tr>
<tr>
<td width="91">Emtricitabin</td>
<td width="109">Emtriva</td>
<td width="123">200 mg kapsül</td>
<td width="191">Günde  200 mg</td>
</tr>
<tr>
<td width="91">Zidavudin +  lamivudin</td>
<td width="109">Combivir</td>
<td width="123">300  mg zidovudin/ 150 mg lamivudin tablet</td>
<td width="191">12  saate bir bir tablet</td>
</tr>
<tr>
<td width="91">Zidovudin  + lamuvidin + abacavir</td>
<td width="109">Trizivir</td>
<td width="123">300 mg zidovudin</td>
<td width="191">12 saate  bir bir tablet</td>
</tr>
<tr>
<td width="123">150  mg lamivudin</td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
</tr>
<tr>
<td width="123">300  mg abacavir tablet</td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="4" width="513">Non-nükleosid revers  transkriptaz inhibitörleri (NNRTİ)</td>
</tr>
<tr>
<td width="91"><strong>İlaç </strong></td>
<td width="109"><strong>Ticari  ismi </strong></td>
<td width="123"><strong>Ticari şekli </strong></td>
<td width="191"><strong>dozu </strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="91">Nevirapin</td>
<td width="109">Viramune</td>
<td width="123">200 mg tablet</td>
<td width="191">14 gün günde  200mg, döküntü gelişmezse daha sonra 12 saatte bir 200 mg</td>
</tr>
<tr>
<td width="123">10 mg/ml solusyon</td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
</tr>
<tr>
<td width="91">Delavirdin</td>
<td width="109">Rescriptor</td>
<td width="123">100-200 mg tablet</td>
<td width="191">8  saate bir 400 mg</td>
</tr>
<tr>
<td width="91">Efavirenz</td>
<td width="109">Sustiva</td>
<td width="123">50-100-200  kapsül</td>
<td width="191">Günde 600 mg</td>
</tr>
<tr>
<td width="109">Stocrin</td>
<td width="123">600  mg tablet</td>
<td width="191"></td>
<td width="191"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<h2><strong>Tedavinin planlanması </strong></h2>
<p>HIV/AIDS tedavisinde yukarıda belirtilen ilaçlardan üçü,  bazı özel durumlarda daha da fazlası birlikte kullanılır. Daha az  sayıda ilaç kullanıldığında tedavinin başarı şansı azalmakta ve ilaçlara  karşı direnç gelişme olasılığı artmaktadır. Bu nedenle bir ya da iki  ilaçla tedavi önerilmemektedir.</p>
<p>Kullanılacak üç  ilaçtan ikisi NRTİ grubundan, biri de Pİ veya NNRTİ grubundan seçilir.  Hangi ilaçların kullanılacağına karar verilirken hastaya ve ilaçlara ait  bazı faktörleri göz önünde tutmak gerekir.</p>
<p>Her  şeyden önce kullanılacak ilaçların birbirleri ile etkileşime girip  girmedikleri bilinmeli, birbirlerinin etkisini yok eden ilaçları  birlikte kullanmamalı, gerekli durumlarda doz ayarlamaları yapılmalıdır.  Ayrıca istenmeyen yan etkileri birbiri ile örtüşen ilaçların birlikte  kullanımından da kaçınılmalıdır. İlaçların dokulara geçme özellikleri,  daha önce yapılan tedavi rejimleri ile elde edilen klinik başarılar ve  kolay ulaşılabilir olmaları da dikkate alınır. Daha önce tedavide  kullanılmış ve kesilmiş ilaçlar ile hastaya hastalığı bulaştıran kişinin  kullandığı ilaçlara tedavide yer verilmemeye çalışılır.</p>
<p>Hastanın tedaviye uyumu tedavinin en önemli  bileşenlerinden biridir. Her gün alınan çok sayıda ilaç tedaviye uyumu  güçleştirir. Bu nedenle tedavide kullanılan günlük tablet-kapsül sayısı  mümkün olduğu kadar az olmalıdır. Ayrıca bazı ilaçların buz dolabında  saklanma zorunluluğu vardır ya da yemeklerle olan ilişkilerinden dolayı  aç ya da tok karına alınmaları gerekir. Bu zorunluluklar özellikle  çalışan hastaların ilaç kullanımında sorun oluşturmaktadır. Kişinin daha  önceden var olan başka hastalıkları da göz önünde tutulmalı, bu  hastalıkları alevlendirecek yan etkileri olan ilaçlardan kaçınılmalıdır.</p>
<h2><strong>Tedavinin izlenmesi </strong></h2>
<p>Tedavi rejimindeki ilaçlar seçilip kullanılmaya  başlandıktan sonra istenmeyen yan etkiler gelişip gelişmediği, hastanın  tedaviye uyum sağlayıp sağlayamadığı ve tedavinin etkili olup olmadığı  izlenmelidir.</p>
<p>İlaç kullanımı sırasında bulantı,  kusma, karın ağrısı, başağrısı, halsizlik gibi yan etkiler  görülebilmektedir. Bu tür yan etkilerin çoğu ilaç kesmeyi gerektirecek  kadar ağır seyretmezler, hatta ilaç kullanılmaya devam edilince ortadan  kalkabilirler. Fakat bu hafif yan etkilerin yanı sıra, kısa sürede  ortaya çıkıp hayatı tehdit edebilen, bazen de uzun süre ilaç kullanımına  bağlı olarak gelişen, hastanın bu ilacı kullanması imkansız kılan yan  etkilerle de karşılaşılabilmektedir. Özellikle NRTİ kullanımına bağlı  kansızlık, karaciğer yağlanması, pankreatit, NNRTİ kullanımına bağlı  döküntü, hepatit, Pİ kullanımına bağlı şeker ve yağ metabolizması  bozuklukları en ciddi yan etkiler olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>Bu nedenle kullanılan ilaçların yan etkileri sağlık  personeli ve hasta tarafından çok iyi bilinmeli, tedavi başlandıktan  sonra klinik ve laboratuvar olarak sık aralıklarla izlenmeli, yan  etkilerin ciddiyeti konusunda hastaya bilgi verilmeli, ciddi yan  etkiler, tedavi uyumsuzluğu ve buna bağlı olarak tedavi başarısızlığı  görüldüğünde tedavi rejimi değiştirilmelidir.</p>
<p>Yan  etkilerin yanı sıra hastanın tedaviye uyumu da çok iyi izlenmelidir.  Hastanın ilaç kullanımını güçleştiren sorunlar hasta ile tartışılmalı,  bu güçlükler ortadan kaldırılmaya çalışılmalı, başarılamazsa hasta için  uyumun daha kolay olacağı bir tedavi programı hazırlanmalıdır. Hasta  uyumunun tedavinin başarısında hayati önemi olduğu unutulmamalıdır,  çünkü eksik veya zamanında alınmayan ilaçların bir yararı olmayacağı  gibi, direnç gelişmesi sonucu ilerideki tedaviyi daha da güçleştirerek  hastaya zararı dokunacaktır.</p>
<p>Tedavi ile beklenen  yararın elde edilip edilmediği de yakından izlenmelidir. Elde edilecek  en erken olumlu yanıt kandaki virüs miktarının düşürülmesidir. Tedaviye  başlandıktan 4-6 hafta sonra HIV-RNA ile ölçülen kandaki virüs  miktarının (viral yük) saptanabilir düzeyin altına inmesi beklenir.  Başlangıçtaki virüs miktarı çok yüksek olanlarda bazen bu süre içinde  saptanabilir düzeyin altına inilemez, ama bu kişilerde virüs miktarının  4-6 ayda en az 10 kat azalması da yeterli sayılabilir. Virüs miktarı bu  şekilde düşürülemezse, tedavi başarısızlığının nedenleri araştırılmalı,  viral yükü yükseltecek aşı, infeksiyon gibi başka bir faktör yoksa  ilaçların değiştirilmesi düşünülmelidir. Viral yükü düşürülen hastalarda  bu düşüşün kalıcı olup olmadığı da araştırılmalı, mümkünse 3-6 aylık  aralarla HIV-RNA (viral yük) ölçümleri yapılmalıdır.</p>
<p>Tedavi ile beklenen bir başka yarar da bağışıklık  sisteminin düzelmesidir. Bağışıklık sisteminin durumunu gösteren CD4  hücre sayılarında tedavi başlanmasından birkaç ay sonra yükselme  beklenir, en azından başlangıç CD4 sayılarının daha da düşmemesi  gerekir. Bu nedenle, CD4 hücre sayıları da tedavinin başlangıcında ve  daha sonra da 3-6 ayda bir ölçülür.</p>
<p>Bu  laboratuvar izlemlerin yanı sıra hastanın klinik durumu da izlenmelidir.  Başlangıçta HIV/AIDS ile ilgili bir klinik belirtisi olmayan hastada  tedavi başlangıcından sonra klinik belirtilerin görülmesi veya fırsatçı  hastalıkların ortaya çıkması tedavi başarısızlığını akla getirmelidir.</p>
<p>Fırsatçı infeksiyonların ve diğer fırsatçı  hastalıkların tedavisi</p>
<p>Bağışıklık sistemi  bozulmuş hastalarda ortaya çıkabilen tüberküloz, pnömoni, ensefalit gibi  fırsatçı infeksiyonlar ile kaposi sarkomu, lenfoma gibi kanserlerin  tedavisi HIV infeksiyonu olmayan kişilerdekinden farklı değildir. Burada  dikkat edilmesi gereken, fırsatçı hastalık tedavisinde kullanılan  ilaçlar ile HIV infeksiyonu tedavisinde kullanılan antiretroviral  ilaçlar arasında etkileşim olup olmadığıdır. Örneğin proteaz  inhibitörlerinin bazı tüberküloz ilaçları ile birlikte kullanılmaması  gerekir. Karşılıklı olumsuz etkileşim dışında bazı ilaçlar diğerlerinin  etkisini artırabilir ya da azaltabilirler; bu durumda da doz  ayarlamaları yapılmalıdır. Bu nedenle, farklı hastalıklar için çok  sayıda ilaç birlikte kullanılırken bu ilaçların birbirlerini nasıl  etkiledikleri dikkatle gözden geçirilmelidir.</p>
<p>HIV  infeksiyonu için uygulanan antiretroviral tedavi ile bağışıklık sistemi  düzeldikçe, fırsatçı hastalıklar da buna paralel olarak  düzelebilmektedir. Örneğin Mycobacterium avium intracellulare ye bağlı  gelişen akciğer tutulumu antiretroviral tedavi sonrası hafif bir  alevlenmenin ardından gerileyebilmektedir. Bu nedenle, antiretroviral  tedavi dolaylı da olsa, fırsatçı infeksiyonların tedavisinde olumlu bir  rol oynar.</p>
<p>HIV infeksiyonunda görülebilen  fırsatçı hastalıklarla başa çıkmanın en etkili yolu tabi ki bu  hastalıklar ortaya çıkmadan önlem almaktır. Bu amaçla, her şeyden önce  bağışıklık sisteminin bozulmasını önlemeye çalışmak, yani antiretroviral  tedavi uygulayarak CD4 hücre sayılarının kritik düzeylere düşmesine  izin vermemeye çalışmak gerekir. Fakat bazen hastalığın farkına geç  varılır ve CD4 sayıları zaten kritik düzeylerdedir. Bu durumda koruyucu  ilaçlar veya aşılar ile fırsatçı infeksiyonların ortaya çıkması  önlenmeye çalışılır, yani bu hastalıklara karşı proflaksi uygulanır.</p>
<p>CD4 hücre sayısı 200/mm³ ün altında bulunan hastalarda  Pneumocystis carinii infeksiyonu, 100/mm³ ün altındakilerde  toksoplazmoz, 50/mm³ ün altındakilerde M. avium, kriptokok ve diğer  mantar infeksiyonları için proflaksi başlanması önerilir. Ayrıca hepatit  B, grip gibi viral, pnömokok infeksiyonları gibi bakteriyel  infeksiyonları önlemek için de aşılar uygulanır.</p>
<h2><strong>Temas  sonrası korunma (proflaksi) </strong></h2>
<p>HIV  infeksiyonlu hastanın kanı bulaşmış iğne batması, bistirü ile yaralanma  gibi mesleki temasların sonrasında da antiretroviral ilaçlar ile  koruyucu tedavi uygulanmaktadır. Bulaşma olasılığının büyüklüğüne göre  iki ve üç antiretroviral ilaç temastan sonra mümkün olan en kısa zaman  içinde başlanır ve bu tedaviye bir ay devam edilir.</p>
<p>HIV infeksiyonlu bir kişi ile korunmasız cinsel ilişki  sonrasında önleyici (proflaktik) tedavi uygulanması ise tartışmalı bir  konudur. Eğer uygulanmaya karar verilirse yukarıda anlatıldığı şekilde  proflaksi uygulanır.</p>
<h2><strong>Anneden çocuğa HIV  geçişinin önlenmesinde antiretroviral tedavi </strong></h2>
<p>Gebe bir kadında HIV infeksiyonu saptanırsa viral yük ya  da CD4 hücre sayısı ne olursa olsun çocuğa infeksiyon bulaştırma riski  vardır. Bu riski en aza indirmek için doğumdan önce anneye en az iki,  tercihan üç antiretroviral ilaç ile tedavi verilmesi gerekir.</p>
<p>Dr Muzaffer Fincancı <em><br />
Samatya SSK Hastanesi  Enfeksiyon Hastalıkları Şefi </em></p>
<p><a href="http://www.turkax.com/aids-hastaligi-nasil-tedavi-edilir">AIDS Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/aids-hastaligi-nasil-tedavi-edilir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sex fizyolojisi Nelerdir?</title>
		<link>http://www.turkax.com/sex-fizyolojisi-nelerdir</link>
		<comments>http://www.turkax.com/sex-fizyolojisi-nelerdir#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 12:01:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuni</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalık ve Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[fizyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sex]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/sex-fizyolojisi-nelerdir</guid>
		<description><![CDATA[Cinsellik fizyolojisi Uyarılma Uyarılma fiziksel olabileceği gibi cinsel fantaziler gibi psikolojik ya da hem psikolojik hem fiziksel uyarıcılar aracılığıyla sağlanabilir. Kadında vajinal lubrikasyon (ıslanma) ve küçük dudakların kanla dolması ile oluşan uyarılma sonucu erkekte peniste, kadında ise klitoriste ereksiyon (sertleşme) oluşur. Uyarılma birkaç saate kadar sürebilir. Plato Uyarılmanın tepe noktasına ulaşması sonucu oluşan bu ikinci [...]<p><a href="http://www.turkax.com/sex-fizyolojisi-nelerdir">Sex fizyolojisi Nelerdir?</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><h2>Cinsellik fizyolojisi</h2>
<h2>Uyarılma</h2>
<p>Uyarılma fiziksel olabileceği gibi cinsel fantaziler gibi psikolojik ya da hem psikolojik hem fiziksel uyarıcılar aracılığıyla sağlanabilir. Kadında vajinal lubrikasyon (ıslanma) ve küçük dudakların kanla dolması ile oluşan uyarılma sonucu erkekte peniste, kadında ise klitoriste ereksiyon (sertleşme) oluşur. Uyarılma birkaç saate kadar sürebilir.</p>
<h2>Plato</h2>
<p>Uyarılmanın tepe noktasına ulaşması sonucu oluşan bu ikinci basamakta erkekte testisler büyüyerek yükselir; kadında vajinal duvarın dış dörtte üçünde orgazmik platform adı verilen tipik kasılmalar oluşur ve meme büyüklüğü dörtte bir oranında artar. Penis ve vajina hacminin artmasıyla renk değişiklikleri de belirmeye başlar. Plato basamağı 30 saniyeden birkaç dakikaya kadar uzayabilir.</p>
<h2>Boşalma ve orgazm</h2>
<p>Erkekte semenin (sperm, meni) güçlü bir şekilde dışarı atılması ile boşalma ve çoğu kez orgazm oluşur. Erkek orgazmına prostat, seminal veziküller, vaza deferens ve üretranın 4-5 ritmik kasılması eşlik eder. Kadında vajinanın alt bölümünde istemsiz kasılma ile uterusda güçlü ve sürekliliği olan kasılmalar olur. Dış ve iç anal sfinkterde de kasılmalar oluşur. Ayrıca büyük kas gruplarında istemli ve istemsiz hareketler olur. Kan basıncı yükselir, kalp hızı artar. Orgazm 3-15 saniye sürer ve bilinçte hafif sislenme görülür. Üretradan sıvının geçişi erkeğe doruk doyum duygusunu verir. Prostat bir kez kasıldıktan sonra ?boşalmanın kaçınılmazlığı?adı verilen durum oluşmakta ve orgazm bu boşalmaya paralel olarak yaşanmaktadır.</p>
<h2>Çözülme (Rezolüsyon)</h2>
<p>Genital organlardan kanın çekilmesiyle bedenin uyarılma öncesi durumuna dönüşü olup, buna sübjektif bir rahatlama (gevşeme) duygusu eşlik eder. Orgazm oluştuğunda çözülme hızlıdır, ancak bazen 2 ila 6 saat sürebilir. Çözülmenin hızı aynı zamanda cinsel yanıt döngüsünün hangi hızda tamamlandığına bağlıdır. Masturbasyon gibi döngünün hızlı tamamlandığı durumlarda çözülme de hızlıdır. Buna karşın cinsel yanıt döngüsünün uzadığı durumlarda çözülme de yavaş olmaktadır (Hawton 1985). Çözülme döneminden sonra kişiye göre değişen sürelerde refraktör döneme girilir bu esnada yeni bir uyarılma sağlamak mümkün değildir. Erkekte bu dönemin birkaç dakikadan birkaç saate kadar sürmesine karşın, kadında çoklu ve ardarda orgazm kapasitesi olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Masters ve Johnson cinsel yanıtın fizyolojik döngüsü içindeki evreleri tanımlamakla birlikte, bu döngünün ön koşulu olan ?cinsel istek? kavramına değinmemiş, cinsel ilgi ve istek aşamasının tanımlaması daha sonra Kaplan (1979) tarafından yapılmıştır.</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/sex-fizyolojisi-nelerdir">Sex fizyolojisi Nelerdir?</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/sex-fizyolojisi-nelerdir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Sexin Altın Kuralları</title>
		<link>http://www.turkax.com/saglikli-sexin-altin-kurallari</link>
		<comments>http://www.turkax.com/saglikli-sexin-altin-kurallari#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 11:59:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yuni</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalık ve Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[cinselliğin]]></category>
		<category><![CDATA[kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[sexin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkax.com/saglikli-sexin-altin-kurallari</guid>
		<description><![CDATA[Cinselliğin 10 altın kuralı Cinselliğin Altın Kuralları Sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için yapılması gerekenleri, Dr. A. Cem Keçe kaleme aldı. Çiftlere verilen öneriler arasında aşk oyunları, seks konuşmaları, uzun süren önsevişme ve fantazi keşfetme taktikleri de var Partnerinizle seks konuşun Çiftlerin konuşarak kafalarındaki kaygı ve korkuları, üzüntüleri, geçmişteki üzücü olayları, isteklerini kesin ve [...]<p><a href="http://www.turkax.com/saglikli-sexin-altin-kurallari">Sağlıklı Sexin Altın Kuralları</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Cinselliğin 10 altın kuralı</p>
<h2>Cinselliğin Altın Kuralları</h2>
<p>Sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için yapılması gerekenleri, Dr. A. Cem Keçe kaleme aldı. Çiftlere verilen öneriler arasında aşk oyunları, seks konuşmaları, uzun süren önsevişme ve fantazi keşfetme taktikleri de var</p>
<h2>Partnerinizle seks konuşun</h2>
<p>Çiftlerin konuşarak kafalarındaki kaygı ve korkuları, üzüntüleri, geçmişteki üzücü olayları, isteklerini kesin ve net bir dille anlatmaları, cinsellikte beklentilerini veya fantezilerini partnerleriyle paylaşmaları cinsel sorunlarının çözümünde ilk adım olmalıdır. Sorunlu cinsel yaşam için en iyi ilaç, daha iyi bir iletişimdir.</p>
<h2>Aç karnına sevişmeyin</h2>
<p>Tatlı konuşmalar, yumuşak yastıklar ve dinlendirici bir müzik, çiftlerin cinsel enerjisini artıracak ideal bir ortamdır. Yemekten sonra sevişmeyin. Yorgun, aç ve kızgınken de cinsel ilişkiden kaçının. Bu da cinsel enerjinizde dengesizliğe neden olabilir. Sevişmeden yarım saat önce tuvalete gidin. Sevişmeden önce ve sonra çok çalışmayın.</p>
<h2>Aşk oyunları oynayın</h2>
<p>Partnerinizle ilişkinizin eskisi gibi arzulu, heyecanlı ve zevkli olmadığını mı düşünüyorsunuz? Hatta zamanla birbirinizden uzaklaşıyor musunuz? Yanıtlarınız &#8216;evet&#8217; ise ilişkinizin ilk günlerinde hissettiğiniz arzuyu, heyecanı ve romantizmi yeniden yaşamaya ne dersiniz? İşte ateşinizi yeniden alevlendirmenizin tek yolu; aşk oyunları&#8230;</p>
<h2>Kahve içmeyin sarhoş olmayın</h2>
<p>Beslenme alışkanlığımız hem sağlığımız için hem de cinsel yaşamımız için son derece önemlidir. Bu nedenle mutlu bir cinsel yaşam için mutlaka sağlıklı ve cinsel iştahı arttırıcı beslenme gerekir. Bedenle sinir sistemi, salgı bezleri ve iç organlar arasında güçlü bir ilişki var. Alkol, sigara ve kafeinli içecekler cinsel hayatı çok olumsuz etkiler.</p>
<h2>Kendinize ve seksinize güvenin</h2>
<p>Kendini tanımayan çiftlerin cinsellikte rahat olması beklenemez. Örneğin cinsel istek bozukluğunun arkasında ağır bir patoloji yoksa cinsel isteğin olmayışı, kişinin cinsel fantazi ve arzularının farkına varamayışı vardır. Bu arzuların, kişide suçluluk ya da utanç yaratması nedeniyle sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam engelleniyordur.</p>
<h2>Ön sevişmeye zaman ayırın</h2>
<p>Daha uzun, duyarlı ve keyifli bir cinsellik yaşamak; erkeklerde boşalmanın denetim altına alınması, kadınlarda ise daha kolay orgazma ulaşılması için son derece gerekli olan ön sevişme gereklidir. Bu nedenle ön sevişmeye yeteri kadar zaman ayıran çiftler sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşama sahip olur.</p>
<h2>Fantazilerinizi fark edin</h2>
<p>Kendisiyle ilgili olumsuz düşüncelere sahip çiftlerin cinsellikte rahat olması beklenemez. Örneğin cinsel istek bozukluğunun arkasında ağır bir patoloji yoksa cinsel isteğin olmayışı, fantazilerinin, cinsel arzularının farkına varamayışıyla ilgilidir. Bu arzuların kişide suçluluk ya da utanç yaratması da mutlu bir cinsel yaşam engelleniyor olabilir.</p>
<h2>BİRBİRİNİZE DOKUNUN</h2>
<p>Çiftler için cinselliğin korku verici yanları vardır. Cinsellik sevgi ve şefkat dolu dokunuşlarla kombine edilince korkutucu olmaktan çıkar. Partnerinin vücudunu iyi tanımak için göz kapakları, dudaklar, yüz, göğüs bölgesi, eller, kalça ve bacaklardan ayak parmaklarına kadar cinsel haz alarak ve vererek sevgiyle dokunmak şarttır.</p>
<h2>Partnerinize saygı duyun</h2>
<p>Partnerlerine karşı sevgi ve saygısı olmayan çiftlerin sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşamlarının olması beklenemez. Sevgi ve saygı çiftin cinsel yakınlaşmasını arttırır. Birbirlerini okşamak, sevmek, masaj yapmak, gün içerisinde birbirlerine dokunmayı arttırmak için çiftlerin birbirlerine sevgilerini fiziksel olarak göstermeleri gerekir.</p>
<h2>Sekse konsantre olun</h2>
<p>Cinsellik mekanik veya teknik bir olay olmadığı için, cinsel ilişki sırasında dikkatinizin tamamını partnerinize ve cinsel eylemlerinize yönlendirmek çok önemlidir. Cinsel ilişki sırasında aklın başka bir yerde olması, zihin için de beden için de uygun olayan bir durumdur. Cinselliğe iyi konsantre olamama haz alıp, haz vermeyi engeller.</p>
<p><a href="http://www.turkax.com/saglikli-sexin-altin-kurallari">Sağlıklı Sexin Altın Kuralları</a>, <a href="http://www.turkax.com">Turkax</a> tarafından yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkax.com/saglikli-sexin-altin-kurallari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

